Çevrimiçi Bela

Bölüm 20: Radikal Değişimler

Yazar:

Çevrimiçi Bela – İpek🩷 kitap kapağı
Çevrimiçi Bela – İpek🩷 kitap kapağı

Zaman, durdurulması imkansız bir nehir gibi akıp gitmiş ve bizi o kaçınılmaz eşiğe, üniversite sınavına tam bir hafta kaldığı o gerilimli haziran sabahına fırlatmıştı. Okul binası artık o bildiğimiz gürültülü koridor havasından tamamen arınmıştı; son ders zilleri çoktan çalmış, her köşeye derin bir sessizlik ve yaprak testlerin hışırtısı çökmüştü. Sınıftaki herkes son yedi günün getirdiği o büyük panik dalgasıyla, elleri titreyerek formülleri ve formüllerin arkasındaki mantığı ezberlemeye çalışıyordu. Ben ise 12-A sınıfının en arkasında, o ulu çınar ağacına bakan cam kenarındaki yerimizde, hayatımın en sarsılmaz güvenini yaşıyordum. Sol yanımda oturan Meriç, gri okul ceketini sıranın arkasına asmış, kollarını dirseklerine kadar katladığı beyaz gömleğiyle önündeki son deneme kitapçığının sayfalarını çeviriyordu. Dört ay öncesine göre saçları biraz daha uzamış, kömür karası gözlerindeki o keskin zeka, bana her baktığında yerini tamamen ruhumu şifreleyen o yoğun şefkate bırakmıştı. "Son bir hafta Doğa," diye fısıldadı Meriç. Sesi o kadar yumuşak, o kadar dingin bir boğukluktaydı ki, sınıftaki tüm o gergin havayı tek bir saniyede dağıtmıştı. Sıranın altından uzanan uzun, zarif parmaklarını benim parmaklarımın arasından geçirerek ellerimizi sımsıkı kenetledi. Parmak uçlarının o yakıcı sıcaklığı tenime değdiği an içimde yüzlerce kelebeğin aynı anda havalandığını hissettim. "Bileğindeki o kırmızı ipliğin ve boynumuzdaki o cam zarın hakkını vermeye hazır mısın sevgilim?" "Sen yanımdayken hazırım dahi çocuk," dedim gülümseyerek, onun o dipsiz simsiyah gözlerinin içine tam bir hayranlıkla bakarak. "Geçen hafta o tıp fakültesi kampüsünde, o taş amfide dudaklarıma bıraktığın o sarsıcı sıcaklık hâlâ tenimde titriyor. Benim bu sınavdaki hiçbir soruyla derdim yok artık, çünkü benim mutlak doğrum zaten tam yanımda oturuyor." Meriç dudaklarının kenarıyla o sadece bana ait olan, içimi sırılsıklam eden o gizemli ve korumacı tebessümü sundu bana. "Senin tıp fakültesindeki o beyaz önlüklü halini kütüphane penceresinden izleyeceğim o ilk günü şimdiden kodladım zihnime sevgilim," dedi, sıranın altından elimi biraz daha sıkarak. Öğle arası geldiğinde sınıftaki o gergin sessizlik yerini ağır adımlara bıraktı. Herkes son tekrarlarını yapmak için kütüphaneye doğru süzülürken, Meriç çantamı omuzuna taktı ve el ele sınıftan çıktık. Tam koridorun ortasında, o eski kantin merdivenlerinin başında Berk’i gördüm. Elindeki basketbol topunu bu kez yerde sektirmiyordu; iki eliyle topu göğsüne bastırmış, doğrudan bizim kenetlenmiş ellerimize bakıyordu. Yüzündeki o her zamanki popüler, ulaşılamaz çocuk maskesi tamamen parçalanmıştı. Gözlerinde ilk defa bu kadar net, bu kadar saf och pişmanlık dolu bir çaresizlik görüyordum. Berk, o bencilce hırslarının ve benden yeni yeni hoşlanmaya başlayan o bencilce kıskançlığının altında tamamen ezilmişti artık. Berk yavaş adımlarla doğrudan bizim olduğumuz yöne doğru yürüdü. Koridordaki birkaç kişi nefesini tutmuş bu yüzleşmeyi izlerken, Berk Meriç’in tam karşısında durdu. Ama bu kez ne hırs vardı gözlerinde ne de o eski kibirli erkeklik egosu. Tamamen pes etmiş bir adamın olgunluğu vardı yüzünde. "Meriç," dedi Berk, sesi ilk defa bu kadar alçak ve samimi çıkmıştı. Doğrudan Meriç’in gözlerinin içine baktı. "Sınav maratonunun sonuna geldik ve ben bu bir yılda her alanda ne kadar yanıldığımı anladım. Beni her alanda mat ettin, kabul ediyorum. Ama en çok da... Doğa’nın kalbini benden çok daha iyi koruyarak, onun ruhunu görerek beni yendin. Ben üç yıl boyunca kör gibi gezmişim." Berk ardından bakışlarını yavaşça bana doğru çevirdi. Gözlerindeki o geç gelen, pişmanlık dolu hoşlanma dalgası son kez kıyıya vurdu. "Doğa... Senden son kez, tüm kalbimle özür dilerim. Sana verdiğim o üç yıllık platonik acılar, o umursamaz tavırlarım için... Lütfen hakkını helal et. Meriç’e öyle bir bakıyorsun ki, bana üç yıl boyunca hiç böyle bakmadığını, o zamanlar hissettiğin şeyin sadece çocukça bir heves olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyorum. Siz ge…

Bölümün tamamını WritePad'de oku