Çevrimiçi Bela

Bölüm 19: Zamanın Durduğu An

Yazar:

Çevrimiçi Bela – İpek🩷 kitap kapağı
Çevrimiçi Bela – İpek🩷 kitap kapağı

"Zaman ve mekân, evrenin en değişken iki parametresidir Doğa. Ancak benim dudaklarım senin tenine dokunduğu an, o değişkenlerin tamamı tek bir mutlak değerde kilitleniyor: Biz." Cumartesi sabahı, mart ayının o aldatıcı ama iç ısıtan ılıklığı İzmit'in sokaklarına yayılırken, hayatımın en heyecanlı uyku bölünmelerinden birini yaşamıştım. Bugün, Meriç’in hafta başından beri gizemli bir edayla bahsettiği o büyük randevu günüydü. Beni, yıllardır hayalini kurduğum, uğruna uykusuz geceler boyunca integral ve organik kimya formülleri arasında kaybolduğum o tıp fakültesinin kampüsüne götürecekti. Dolabımın önünde dakikalarca kararsız kaldıktan sonra, onun çok sevdiği vanilya kokulu parfümümle bütünleşecek, yumuşak dokulu vizon rengi bir kazak ve koyu renk bir kot pantolon seçtim. Saçlarımı tamamen serbest bırakmıştım; dalgaları omuzlarıma dökülürken boynumda, montumun hemen altında gizlenen o formüllü küçük cam zarı parmaklarımla hafifçe sıktım. Sol bileğimdeki o kırmızı iplik ise ilişkilerimizin beşinci ayında artık tenimin kopmaz bir parçası haline gelmişti. Evden çıkıp buluşacağımız o tarihi tren istasyonuna doğru yürürken, adımlarım rüzgârla yarışıyordu. Kampüse vardığımızda, asırlık çam ağaçlarının ve yeni yeni tomurcuklanan manolyaların kokusu bizi karşıladı. Burası, geleceğimin şekilleneceği o kutsal topraklardı ve ben buraya ilk kez Meriç’in elini tutarak adım atıyordum. Meriç, siyah uzun kabanının ceplerine ellerini sokmuş, o asil ve kendinden emin duruşuyla yanımda yürüyordu. Okulda herkese karşı ördüğü o aşılmaz, mesafeli kalkanı, burada, sadece ikimizin olduğu bu muazzam sessizliğin içinde tamamen şeffaflaşmıştı. Gözlerindeki o koyu, o simsiyah okyanus, her zamanki o keskin zekanın yanına eklenen tarifsiz bir şefkatle parıldıyordu. "Yolları iyi ezberle sevgilim," dedi Meriç. Sesi o kadar pürüzsüz, o kadar boğuk ve derinden geliyordu ki, bahçedeki kuş seslerini bile gölgede bırakmıştı sanki. Sağ elini cebinden çıkardı ve hiç tereddüt etmeden uzun, zarif parmaklarını benim parmaklarımın arasından geçirerek ellerimizi sımsıkı kenetledi. "Çünkü birkaç ay sonra bu taş patikada, üzerinde o beyaz önlükle yürürken, ben tam şu köşedeki kütüphane penceresinden seni izliyor olacağım. Benim tüm algoritmalarım, geleceğimi bu kampüsün koordinatlarına senkronize etti." Duyduğum bu sözlerle birlikte kalbimin göğüs kafesimi patlatacak kadar hızlı çarptığını hissettim. Berk’in o geçmişte kalan, egolarıyla örülmüş yapay ilgisinin ne kadar boş olduğunu bir kez daha anladım. Berk sadece bir yanılsamaydı; Meriç ise ruhuyla, her bir hücresiyle benim şimdim ve sonsuzluğumdu. Fakülte binasının arkasında, göle nazır olan ve kimsenin pek uğramadığı o eski, sarmaşıklarla kaplı taş amfinin basamaklarına doğru ilerledik. Mart rüzgârı gölün üzerindeki dalgaları çalkalarken, Meriç kabanını çıkarıp oturacağım taş basamağın üzerine büyük bir zarafetle serdi. Karşıma yerleştiğinde aramızdaki mesafe neredeyse tamamen erimişti. O çok özlediğim, artık tüm zihnime kazınan temiz çamaşır ve hafif rüzgâr kokusu etrafımızı sardı. "Doğa," diye fısıldadı Meriç, gözlerini bir an bile gözlerimden ayırmadan. Sol elini yavaşça kaldırdı; uzun, zarif parmakları saçlarımın arasından süzülüp rüzgârın yüzüme düşürdüğü birkaç asi teli büyük bir naiflikle kulağımın arkasına itti. Parmak uçlarının o yoğun sıcaklığı yanağımda, elmacık kemiğimin üzerinde birkaç saniye sabit kaldığında içimdeki o devasa aşk hissiyle hafifçe titredim. "O yanlış numarayla hayatımın tam ortasından içeri girdiğin günden beri, ben ilk defa sayılardan daha gerçek bir şey buldum. Sen benim bu dünyadaki tek mutlak doğrumsun." "Ben de sana çok aşığım dahi çocuk," dedim, sesim kalbimin ritminden dolayı adeta bir fısıltı gibi çıkarken. Sol elimi kaldırıp onun ceketinin yakasını tuttum ve kendimi tamamen onun o güvenli limanına bıraktım. Meriç, duyduğu bu kelimelerle birlikte derin, titrek bir nefes aldı. Gözlerindeki o yoğun, o sırılsıklam aşık parıltı büyürken, iki eliyle yüzümü kibarca avuçlarının içine ald…

Bölümün tamamını WritePad'de oku