Çevrimiçi Bela

Bölüm 11: İlk Dokunuş

Yazar:

Çevrimiçi Bela - İpek🩷 kitap kapağı
Çevrimiçi Bela kitap kapağı

"Bazı insanlar hayatınıza bir matematik problemi gibi girer; çözmek için uğraşırsınız. Bazıları ise doğrudan cevaptır; sadece yanına oturur ve evrenin geri kalanını sessize alırsınız." Cumartesi sabahı, hayatımın en heyecanlı, en uykusuz gecesinin ardından gözlerimi açtığımda, odamın pencerelerinden sızan gün ışığı bile bana her zamankinden daha parlak göründü. Yataktan fırlayıp aynanın karşısına geçtiğim an, kalbimin göğüs kafesimi zorlayan ritmi çoktan başlamıştı. Bugün bizim ilk resmi randevumuzdu. Okul koridorlarının o boğucu fısıltılarından, Berk’in pişmanlık dolu bakışlarından ve sınıftaki o meraklı gözlerden tamamen uzakta, sadece ikimiz olacaktık. Dolabımın kapağını açıp dakikalarca ne giyeceğimi şaşırmış bir halde kıyafetlerime baktım. En sonunda, Meriç’in o çok sevdiği vanilya kokulu parfümümle uyum sağlayacak, yumuşak, krem rengi örgü bir kazak ve koyu renk bir kot pantolon seçtim. Saçlarımı bu kez o her zamanki salaş at kuyruğu yerine serbest bıraktım; dalgaları omuzlarıma dökülürken, boynumdaki o formüllü küçük cam zar ve sol bileğimdeki kırmızı iplik yine yerli yerindeydi. Hazırlanmayı bitirip evden çıkmadan önce aynaya baktığımda, yanaklarımın heyecandan daha şimdiden hafifçe pembeleştiğini fark ettim. "Sakin ol Doğa," diye fısıldadım kendime. "Sadece Meriç’le buluşacaksın. Kelimeleriyle ruhunu iyileştiren o dahi çocukla." Buluşacağımız yer, şehrin o gürültülü merkezinden uzakta, sonbaharın tüm renklerini üzerinde barındıran eski, botanik bir bahçenin girişiydi. Taksiden inip bahçenin kapısına doğru yürürken, uzaktan onun dik ve asil siluetini gördüm. Meriç, siyah uzun bir kaban giymişti, elleri ceplerindeydi ve rüzgâr kömür karası saçlarını hafifçe dağıtıyordu. Etrafındaki o muazzam doğaya, sararan çınar yapraklarına o kadar güzel yakışıyordu ki, bir an durup onu uzaktan bir tablo gibi izlemek istedim. Okulda herkese karşı ördüğü o soğuk kalkan, burada, bu sessizliğin içinde tamamen şeffaflaşmıştı. Adımlarımı hızlandırıp ona doğru yaklaştığımda, Meriç gelişimi hissetmiş gibi başını yavaşça o tarafa çevirdi. Göz göze geldiğimiz o ilk saniyede, içimde bir yerlerde çok güçlü bir nehrin denize döküldüğünü hissettim. O koyu, dipsiz gözlerindeki o buzdağı imajı saniyeler içinde un ufak oldu; yerini tamamen bana ait olan, içi hayranlık ve derin bir sevgiyle dolu o sıcacık tebessüme bıraktı. "Günaydın Bilinmeyen," dedi Meriç. Sesi o kadar pürüzsüz, o kadar boğuk ve derinden geliyordu ki, rüzgârın sesini bile bastırmıştı sanki. "Zamanlaman harika. Tam olarak ihtimal hesaplarıma uygun bir dakikada geldin." "Seni bekletmek istemedim dahi çocuk," dedim gülümseyerek, yanaklarımın alev aldığını saklamaya çalışmadan. "Ayrıca burası... İnanılmaz güzel. Nereden buldun bu gizli cenneti?" Meriç ellerini cebinden çıkardı ve bana doğru bir adım attı. Aramızdaki o son birkaç santimlik mesafe de yok olduğunda, burnuma o çok özlediğim temiz çamaşır ve hafif rüzgâr kokusu doldu. Gözlerimin en derinine bakarak sağ elini uzattı. Uzun, zarif parmaklarını yavaşça benim parmaklarımın arasından geçirdi ve ellerimizi sıkıca kenetledi. Onun avcunun sıcaklığı tenime değdiği an, tüm vücudumun titrediğini hissettim. Sol bileğimdeki kırmızı iplik, bir kez daha birleşen ellerimizin ortasında bir düğüm gibi duruyordu. "Burası benim küçüklüğümden beri ne zaman o gürültülü dünyadan kaçmak istesem sığındığım tek yer Doğa," dedi, adımlarımızı bahçenin derinliklerine, sarı ve kızıl yapraklarla kaplı o patika yola doğru yönlendirirken. "Kimse bilmez burayı. Kimse gelip buradaki sessizliği bozamaz. Bugün istedim ki, benim bu sığınağım artık sadece bana değil, bize ait olsun. Benim dünyama tamamen hoş geldin." Yürüdüğümüz yol boyunca ayaklarımızın altında ezilen yaprakların çıkardığı o tok ses, aramızdaki o büyüleyici sessizliği besliyordu. Meriç elimi o kadar naif, incitmekten korkar gibi o kadar kibar tutuyordu ki, her adım atışımda ona bir kez daha, daha da derin bir aşkla bağlandığımı hissediyordum. Berk’in o üç yıl boyunca bana hissettirdiği o sürekli…

Bölümün tamamını WritePad'de oku