CEHENNEMİN SOĞUK HARİTASI - ZİLAN ERBEK ARIKAN
3. Bölüm: KAFES
Yazar: Zilan Erbek Arıkan

Bölüm görselleri


Isabell, göz kapaklarını araladığında görüş açısına karşısında bulunan uzun, siyah çubuklar girdi. Görüşü bulanık olduğundan ne olduklarını anlayamadı. Görüşünü netleştirmek için gözlerini kırpıştırdığında kulağındaki fısıldamalar da netleşti. Eliyle yerden destek alarak kafasını kaldırdı. Saçları görüş açısını kapattığında kulağına dolan fısıltıların aslında imdat çağrısı olduğunu anladı. Kulağına dolan sesler sarsılmasını sağlarken oturur pozisyona geçti. Dengesini sağladığı anda gözünün önünde beliren görüntülerle sarsıldı. Sağ tarafa doğru düşecekken eliyle destek alıp kendisini sabitledi. Kulaklarına dolan bağrışları görmezden gelmeye çalışarak titreyen elini gözlerinin önündeki saçları çekmek için kullandı. Saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdığında daha demin gördüğü uzun çubuklarla karşılaştı. Bakışlarını çubukların bittiği yeri bulmak için kaldırdığında şaşkınlıkla nefesini tuttu. Kalbi bir serçe gibi kanat çırparken beyni olanları inkâr edercesine gözlerine talimat veriyordu. Beyni ne kadar inkâr etse de bir kafesin içinde olduğunu kabul etmesi uzun sürmedi. Rüya görüyor olmalıydı. Kulağına dolan çığlıklara rağmen önündeki çubuklara uzandı. Parmakları çubuğu kavradığında soğuk metal vücuduna uyarıcı sinyaller göndermişti. Beyni artık bunun bir rüya olmadığını anladığında çığlık atmamak için dudaklarını birbirine bastırdı. Elini hızla soğuk metalden çekerken etrafına bakındı. Gördükleri karşısında çığlık atmaması imkânsız hale gelmişti. Çığlık atmamak için elleriyle ağzını kapattı. Hayatı boyunca birçok deneyim edinmişti. Deneyimlerinden en önemlisi ise neler olduğunu kavramadan asla tepki vermemek idi. Bunu hayatı boyunca kural haline getirmişti. Bu kurala uyarak ellerini indirmeden etrafa daha dikkatli baktı. Birbiri ardına, kombine bir şekilde dizilmiş onlarca kafes vardı. Meşale ışıkları altında ancak bu kadarını görebilmişti. Kafeslerin yerden yüksekliği yetişkin bir insan boyu kadardı. Kafesler tepesinden tek bir zincirle tavana asılmıştı. Karşısındaki kafeslerin birkaç tanesi doluydu. Kim olduklarını anlamak çok zordu. Baygın olmalıydılar ve herkesin üzerinde aynı kıyafet vardı. Bakışlarını vücuduna çevirdi. Kirli beyaz, bol bir pantolon ve üzerinde fazlasıyla uzun sıfır kol bir tişört vardı. Ayakları ise çıplaktı. İçindeki ürpermeyi umursamadan bakışlarını tekrar karşısındaki kafeslere çevirdiğinde, daha önce baygın sandığı kadının şimdi ayağa kalkmış şaşkın şaşkın etrafa bakarken buldu. Kadın tıpkı onun gibi parmaklıklara dokunduğunda aynı anda çığlık attı. Kadının çığlığı diğer kafeslerde de hareketlenmeyi sağladı. Hatta Isabell baygın olan birkaç kişinin kıpırdadığını gördü. "Kapa çeneni sürtük!" sağından gelen gür ve tanıdık sesle Isabell sıçradı. Adriona'nın elinde meşaleyle köşeden çıktığını gördüğünde kalbini soğuk bir elin sıktığını hissetti. İstemsizce gerilerken çığlık atmamak için dudaklarını ısırdı. Adriona çapraz karşısındaki kafesin önünde durup kadına tekrar bağırınca Isabell, bu sefer de dudaklarını öfkeyle ısırdı. Kuralı unutup tam bir şey söylemek için dudaklarını araladığı sırada Adriona'nın çıktığı köşeden elinde meşalelerle birkaç tane siyahi adam gelince çenesini kapattı. Olanları gözlemeye karar verdiğinde onu fark etmemeleri ve baygın sanmaları için yavaşça yere uzandı. Kendini ilk uyandığı haline getirince gözlerini üzerlerine dikti. Kadın çığlığı kesmişti ve hesap sormaya başlamıştı. Sonda olan adam ittiği bir şeyi kafese dayadığında, Isabell ilk başta ne olduğunu anlayamadı. Bu çok uzun sürmedi, çünkü Adriona'nın üzerine tırmanmasıyla merdiven olduğunu fark etti. Adriona kadınla aynı hizaya geldiğinde Isabell aralarında birkaç metrelik mesafe olduğunu gördü. Adriona'yı yan profilden görebiliyordu. Ama meşalenin cılız ışığı altında mimiklerini çözmek çok kolay olmuyordu. Adriona kadına bakarken öfkeyle yüzünü buruşturdu. "Beni buradan çıkarın!" Kadının çığlığı Isabell'in bakışlarını Adriona'dan kadına odaklamıştı. Kadın parmaklıkları sarsmaya çalışıyordu. Bir taraftan da ağlıyordu.…