CEHENNEMİN SOĞUK HARİTASI - ZİLAN ERBEK ARIKAN
1. BÖLÜM: TELAFİ
Yazar: Zilan Erbek Arıkan

Isabell, göz kapaklarını araladığında bakışları yeşil gözlerle buluştu. Hızla yataktan doğrulurken soran gözlerle Joseph'e baktı. Bakışları cevapsız kaldığında ise gözlerini devirdi. Joseph'in açıklama yapması gerekiyordu. Onun burada, bu odada bulunması yanlıştı. Isabell bu tatili kabul ederken tek bir şart sunmuştu. O şart da yeterince açıktı. Joseph'in ondan uzak durması gerekiyordu. Onu affetmeden kendisine yaklaştırmaya hiç niyeti yoktu. Bu da çok kolay olacak gibi görünmüyordu. Joseph omuz silkince yataktan kalktı. Joseph'in düşüncelerine saygı duymayıp odasına girmesi Isabell'i sinirlendirmişti. Aralarında iki adım bırakıp karşısına dikildi. Bakışlarının buluşması için çenesini dikleştirdi. Joseph bu hareketine de tepki vermeyince öfkeyle iç çekti. "Seninle bir anlaşmamız vardı?" Joseph, Isabell'in mavi gözlerinden akan yargılayıcı bakışlara şaşırmadı. Böyle bir tepkiyi zaten bekliyordu. Isabell'i taklit edip iç çektikten sonra, "Biliyorum. Ama yakınında olup da sana dokunmamak çok zor!" dedi. Isabell'in bakışları Joseph'in konuşurken sallanan, aslan yelesini andıran kumral saçlarına kaydı. Uzun zamandır ilk kez saçlarına dokunma içgüdüsü ile doldu taştı. Dikkatini toplamak adına Joseph'in gözlerine baktığında yeşil gözlerine düşmüş gölge ile söylediklerinde ve özleminde ne kadar ciddi olduğunu anladı. Ama yüzündeki kırgınlığı görmesine rağmen, ona karşı duyduğu öfke ağır bastı. "Senin için başka kadınlara dokunmak çok zor olmadı. Bu durum da zor olmamalı!" diyerek çıkıştı. Isabell ona karşı duyduğu öfkede haklıydı. Aylar önce onu kendi yataklarında başka bir kadınla yakalamıştı. Kadının yüzünü görmemişti. Gerçi Isabell için kadının kim olduğunun bir önemi yoktu. Onu kıran şey, Joseph'in kendisini aldatmış olmasıydı. Eğer bu tatsız olay yaşanmamış olsaydı şu an İtalya'da balayı tatilinde olacaklardı. Joseph, bu sözler karşısında, mahcubiyetle bakışlarını yere indirdi. Yaptığı hatanın farkındaydı. Bir o kadar da kendini affettirmeye kararlıydı. Zaten bu yüzden bu lanet adadaydı. Sırf Isabell dalış yapmayı seviyor diye onu Meksika'ya -Atlas Okyanusu tarafında çıkıntı yapan Yucatan Yarımada'sına- getirmişti. Burada bir hafta kadar konaklayacaklardı. Cenote adı verilen mağaralarda dalış yapacaklardı. Kendisi dalış için pek hevesli değildi. Sonuçta kim yerin metrelerce altında dalış yapmak isterdi ki? Fazlasıyla korkutucu geliyordu. En ufak bir hatada ölümle sonuçlanacak bir geziydi bu. Ama bu endişesini Isabell'e yansıtmamıştı. Bir şansı vardı ve bunu değerlendirecekti. Kapının tıklatılması ve tanıdık sesle çağrılmasının ardından gözlerini devirdi. Tabii bir de geziler konusunda fazlasıyla meraklı, hemen hemen her konuda bilgi sahibi olan Darryl de yanlarındaydı. Isabell'in kapıyı açıp Darryl ile konuşmasını izledi. Darryl her zamanki gibi fazlasıyla heyecanlıydı. Bu gezi için sayfalarca araştırma yapmış ve rehberden önce bunları arkadaşlarıyla paylaşmak için sabırsızlanıyordu. Joseph kapıya yönelirken, kapının kenarında kollarını göğsünde kavuşturmuş halde, duran Jenna'yı gördü. Jenna'nın bakışları da onunkilere değince her zamanki huzursuzluk içini kapladı. Neyse ki bakışlarını çok uzun tutmamıştı. Jenna, Isabell'in anlattıklarını dinliyormuş gibi görünüyordu. Ama dinlemiyordu. Dinleyemiyordu. Isabell'e bakarken her zamanki gibi içini büyük bir utanç duygusu kaplamıştı. Aklına çocuklukları, dalış için çıktıkları geziler ve yaşadıkları maceralar gelince, bu duruma daha fazla katlanamayıp müsaade istedi. Aşağıya inerken hâlâ kendini ikna etme çabasındaydı. Buraya sadece Isabell için gelmişti. Onun mutlu olması her şeyden önemliydi. Bu yaşadıklarını hak etmemişti. Joseph de fazlasıyla pişman görünüyordu. Belki bir şansları daha olabilirdi. Isabell için her şeyi yapmaya hazırdı. Buna Joseph'le aynı ortamda bulunmak da dahildi. Lobiye ulaştığı esnada arkasından gelen sesle durdu. Arkasına bakmadan Darryl'in yanına gelmesini bekledi. Darryl kendisinden fazlasıyla uzun olduğundan elini omzuna attığında yanında onun kızı gibi ka…