Cehennemin Haritası

2.Bölüm: Yeterince Ateş Olduğunda

Yazar:

Cehennemin Haritası - Wind Breaker kitap kapağı
Cehennemin Haritası kitap kapağı

Barlas Küfeciler'in kucağında arabaya doğru gittiğimi tahmin ederken bir sonraki hamlemi düşünüyordum. Bu adamı bir şekilde kendime bağlamalıydım ya da benimle iletişimde kalmasını sağlamalıydım. "Barlas Bey," dedi bir ses çok tanıdık geliyordu "Sanırım bu ondan düştü." Evet, işte böyle. O kolyeyi al cebine koy ve bana vermeyi unut. Böylece ikinci kez iletişime geçelim. "Tamam, teşekkürler." Kolyeyi aldı mı aldıysa ne yaptı anlayamadım, sanırım kucağında sık sık kadın taşıyordu. Bu kadar profesyonel olmasının başka anlamı olamazdı. Beni dikkatli bir şekilde yolcu koltuğuna yerleştirdiğinde iki yanıma düşen ellerimle hafifçe kontrol ettim, sürücünün yanındaki yolcu koltuğundaydım. Hafif bir oflamayla emniyet kemerimi takmak için uzandığın hissettiğimde sıcaklığı yüzüme çarptı ve kokusu çok garipti...Bu koku nasıl tarif edilebilirdi ki? Ne kadar yaklaşırsan o kadar karmaşıklaşıyordu; önce sert, sonra beklenmedik bir sıcaklık. Bir insan değil de bir mevsim gibi kokuyordu hatta sonbahar gibiydi…Soğuk ama içinde güneş kalmış sonbahar. Ağaçların kurumuş yapraklarından gelen o temiz koku gibi. Garipti. Tarifi yoktu. Sadece...Barlas Küfeciler, soğuk görünse de sıcak kokuyordu. Emniyet kemerini nihayet taktığında geri çekildi, sıcağı yok olsa bile kokusu bir süre daha benimle kaldı. Başımı onun tarafına çevirerek hafif kısık gözlerle arabaya inmesini izledim ardından gözlerimi sıkıca kapattım. Tek dileğim anneme rol yaptığımda ki gibi titrememesiysi. Göz kapaklarım ağırdı ama bilincim açık, planım hâlâ yerindeydi. Arabada ilerliyorduk, şehir ışıkları cama vurdukça Barlas Küfeciler’in profili belli oluyordu. Direksiyonu sıkı tutan elleri, her hareketinde sinirle kasılıyordu. İnsanlara hayır, kadınlara karşı ne kadar mesafeli biri olabilirdi ki? Gözlerimi belli etmeden açıp onun hareketlerini izlemek beynimi ağrıtıyordu. Biraz alkol kokusu, biraz tebessüm, biraz temas...Çoğu erkek yumuşardı. Özellikle de kırmızı bir elbise ve seninle bir şeyler yapmaya hazır olan kadın geri çevrilmeyecek türdendi. Ama bu onun için geçerli değil gibi. Bu adamın etrafında bir duvar vardı kalın, soğuk ve dikkatlice örülmüş. İçine girmem için şehvetten daha fazlası lazımdı. Belki fedakarlık? İçten bir sevgi gösterisi? Ya da bir bebek? “Beni...Nereye götürüyorsun?” dedim sesimi olabildiğince yumuşatarak. Kafamın güzel olduğunu bilmek ve sevişmeye müsait bir otel odası belki de onun gerçek yüzünü ortaya çıkarırdı. O bana kısa bir bakış attı sonra tekrar yola döndü. “Bir otele gidiyoruz. Evini tarif edebilirsen evine de bırakırım." Güzel. Tam da istediğim gibi. Eve gidemeyecek kadar sarhoş bir kadın ve görünür de iyi niyetli bir adam. Genelde bu hikayenin sonu belliydi. “Evim mi? Evimi..." dedim kısık sesle “Hatırlamıyorum. Zaten benim bir evim yok ki." Bu yüzden sen bana lazımsın, olmayan evimi yeniden inşaa edebilmem için. Sen bana lazımsın Küfeciler. Bir an sessizlik oldu. Motor sesine eklenen yağmur otomatik olarak üşümeme sebep olurken tüylerim ürperdi. Sonra hiç beklemediğim anda derin sesiyle konuşarak gözlerimi aralamama sebep oldu. "Evim yok derken neyi kast ediyorsun?" "Söylediğim şeyi evimin olmamasını...Senin evin var mı?" Bıkkın bir nefes verdikten sonra kırmızı ışıkta durduk ve dışarıya baktı. Üzerine kırmızı ışık düşerken benim bile aklımdan tuhaf şeyler geçiyordu o nasıl aynı hissetmezdi anlamıyordum. Sevdiği bir kadın mı...Ah öyle bir şey olursa hiç iyi olmazdı. Bir erkek için hemcinsimle yarışmak istemezdim. "Anladım, boş felsefeler. Ailem yoksa evimde yoktur falan değil mi?" Alaylı konuşmasını beni bir anda öfkelendirse de planımın sonundaki zafer bana göz kırptı ve dudaklarım kendine hakim olmayı başardı. Onun için aile kavramı önemsiz olabilirdi ama bazı insanlar için oldukça önemliydi. "Boş felsefe mi? Ailen seni hiç sevmedi sanırım." dedikten sonra midem bulanmış gibi ellerimi dudaklarıma kapattım ve oturduğum koltukta biraz kıvrandım. "Sakın arabaya kusayım deme seni hiç düşünmeden yolun kenarına bırakırım." Gülümsedim. Gözlerimi kapatı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku