CAM ŞATO

1 Bölüm

Yazar:

CAM ŞATO – anka kitap kapağı
CAM ŞATO – anka kitap kapağı

Şehrin üzerine çöken o ağır, gece yarısı grisi sis, sokak lambalarının sarımtırak ışığını bile yutarak caddeleri adeta devasa bir örümcek ağı gibi sararken, ben elimdeki ucuz plastikten yapılma temizlik kovasını sert ve çatlamış kaldırım taşlarına sürtmemeye çalışarak adımlıyordum; kafamı kaldırıp da karşımdaki binanın girişindeki o eski, paslı demir kapıyı ve üzerindeki çatlamış cam levhayı gördüğüm an, zihnimi on yıl geriye, her şeyin başladığı o havasız ve karanlık odaya fırlatıp attı. Kulaklarımda hâlâ o gün kırılan ucuz cam bardakların tiz çınlaması, daracık koridorlarda yankılanan boğuk ve öfkeli bağırtılar, babamın "Sen ancak bu enkazın altında çürürsün, benden başka hiçbir şey olamazsın!" diyen o zehirli ve kulak çınlatan sesi vardı. Oysa şimdi, ellerimdeki derin nasırlara, sırtımda taşıdığım o görünmez ama asla çıkmayan küf kokusuna rağmen, o karanlık bodrum katından kaçıp bu acımasız beton yığınına kendi ellerimle tutunmayı başarmıştım; ama ne zaman dışarıdan pırıl pırıl, lüks ve dokunulmaz görünen bir cam görsem, içimdeki o ürkek çocuk hemen siner ve "Ya bu kurduğun cam şato da ilk sert rüzgarda darmadağın olursa?" diye fısıldardı. İşte tam o sırada, cebimden çıkardığım eski ve tek anahtarın metalik soğukluğu parmak uçlarımdan kalbime doğru sızarken, geçmişin o zehirli hayaletlerinin yeniden kapıma dayanacağını çok iyi biliyordum çünkü insan ne kadar kaçarsa kaçın, kökleri derin bir çamurla beslenmişse, gökyüzüne uzandığı her yeni dal fırtınada kırılmaya mahkumdur ve ben, o kırık camların üzerinde yalınayak yürümeye henüz yeni yeni alışıyorken, binanın loş girişinden kulağıma çalınan o hafif tıkırtı, geçmişin en karanlık gecesinin yeniden kapıyı çalmak üzere olduğunu bana acı bir şekilde fısıldıyordu. Bu fısıltı, sadece kulaklarımda yankılanan bir ses değil, tüm vücudumu saran buz gibi bir dalgaydı. Gözlerimi sıkıca yumup açtığımda, o eski evin duvarlarındaki rutubet kokusu burnuma doldu sanki; o küçük odada, kırık dökük mobilyaların arasında saklandığım günleri, dışarıdan gelen her adımda kalbimin nasıl göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi attığını, kimseye güvenmemem gerektiğini öğrendiğim o ilk acı dersi yeniden hatırladım. Oradaydım, o küçük ve korku dolu kız çocuğu olarak kaldırıma çivilenmiştim adeta. Büyümüştüm belki, takvime göre yaşım ilerlemişti, üzerimdeki ucuz kabanı kendim almıştım, kendi ekmeğimi kazanıyordum; ama ruhum hâlâ o bodrum katının demir parmaklıkları arasında, kurtarılmayı bekleyen o sessiz tutsaktı. O günleri hatırlamak, zihnimde paslı bir bıçağın yarayı deşmesi gibiydi. Annemin gidişini, arkasında bıraktığı o yarım yamalak veda cümlesini ve evin içinde her gün biraz daha büyüyen o sessiz dehşeti unutmak mümkün müydü? Her akşam kapının aralığından sızan o sarhoş adımların sesini beklerken geçirdiğim saatler, göğsümde taş gibi oturan o korku yığını... Hayat bana ilk defa gülümsemeyi çok görmüştü. Dünyanın en acımasız kurallarıyla henüz çocuk yaşta tanışmış, insan kalbinin ne kadar karanlık olabileceğini çok erken öğrenmiştim. Sokakların o soğuk ve affetmeyen yüzü, bana sığınak olmuştu belki ama o sığınağın duvarları da taştan değil, hayal kırıklıklarından örülmüştü. Şimdi ise buradaydım; kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, geçmişinin lekesini üzerimden atmak için her gün çift mesai yapan bir genç kadındım. Elimdeki kova, hayatımın asıl gerçeğini yüzüme vuruyordu: Temizlik yapmak sadece yerleri silmek değildi; kendi hayatımdaki kiri, pusü ve o zehirli tortuları da silip süpürme çabasıydı bir nevi. Her sildiğim cam, dışarıyı daha net görmemi sağlıyor gibiydi; ama ne kadar net görürsem, dış dünyadaki o tehlikelerin ve adaletsizliğin de o kadar farkına varıyordum. İnsanlar dışarıdan bakıldığında ne kadar da masum görünüyordu; kahkahalar atan, geleceğe umutla bakan, sıcacık evlerinde oturan insanlar... Onların hiçbiri, bir bodrum katında sabaha kadar ağlamanın ne demek olduğunu bilmezdi. Onların dünyasında kırılan tek şey porselen tabaklardı; benim dünyamda ise ruhlar paramparça olurdu. Kova…

Bölümün tamamını WritePad'de oku