Ön Tanıtım
Yazar: anka

CAM ŞATO Uzun bi süredir yazıyorum bu kitabı şimdi tamamlandi yavas yavaş atıcam bölümleri şimdi bakın bakalım kitapın ön tanıtımı sizlerle ____________________________________________ Hayat, en karanlık sokaklarında yürümek zorunda kalanlara nadiren ikinci bir şans tanır. Hikayemizin kahramanı, tam da bu kuralın işlediği, nefes almanın bile suç sayıldığı zehirli bir geçmişin enkazından arta kalanlarla hayatta kalmaya çalışan genç bir kadındır. Arkasında bıraktığı; yankılanan kırık cam sesleri, kapı arkalarındaki boğuk fısıltılar, bitmek bilmeyen suçlamalar ve üzerine yapıştırılan "asla bir şey olamayacaksın" etiketleridir. Gözlerinde saf bir çocukluk ya da pembe rüyalar kalmamıştır; geriye sadece soğuk bir kararlılık ve keskin bir hayatta kalma içgüdüsü kazınmıştır. Ancak o, geçmişin kurbanı olmayı reddeder. İçindeki o inatçı alev tamamen sönmek üzereyken yeniden harlanır ve hayatını sıfırdan, kendi elleriyle kurmaya karar verir. Dürüst bir iş bulmak, yeni ve temiz bir çevre edinmek, en önemlisi de kendi gerçek kimliğini bulmak için verdiği bu amansız mücadele, hikayenin temel eksenini oluşturur. Kitaba adını veren Cam Şato metaforu, onun yeni hayatının hem en büyük gücünü hem de en zayıf noktasını simgeler. Dışarıdan bakanlar onun ne kadar güçlü, başarılı ve dimdik ayakta durduğunu görürler; şato pırıl pırıl ve ihtişamlıdır. Fakat içeride yaşayan o kırılgan kız, attığı her adımda bastığı zeminin ne kadar ince olduğunu bilir. Şatosunu camdan yapmıştır çünkü karanlıkta bile içeriye ışık sızmasını, dünyaya karışmayı istemektedir; ancak o ışığın bedeli, her an kesilme korkusuyla yaşamak ve en küçük bir fırtınada her şeyin darmadağın olabileceği gerçeğiyle yüzleşmektir. Geleceğini inşa etmeye çalışırken hiçbir geçmişin sessizce yok olmayacağı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Eski dostlar, kötü anılar ve "sen zaten kirlisin, asla temizlenemezsin" diyen zehirli zihinler birer hortlak gibi yeniden ortaya çıkarak onun yakasına yapışırlar. Karakter sadece dış dünyadaki bu engellerle değil, kendi zihninin ona her gece fısıldadığı şüphe tohumlarıyla da savaşmak zorundadır. Her başarı ileriye atılmış bir adımdır, ancak tek bir yanlış hareket onu başladığı o karanlık ve dipsiz çukura geri çekmeye yeterlidir. Gece yarısı sokaklarının neon ışıkları, sessiz kütüphaneler, loş odalar ve karakterin derin iç monologlarıyla örülü bu kasvetli ama bir o kadar da umut dolu anlatım; okuru sadece izleyen değil, o cam duvarların arasında nefes alan biri haline getirir. Eser, hatalarla dolu bir geçmişten gelen bir kızın, toplumun yargılarına ve kendi korkularına rağmen geleceğini yeniden yazma çabasının en yalın ve en sarsıcı hikayesidir.