Çağırılanlar

3 - Cevapsız Sorular

Yazar:

Çağırılanlar – VESPERA kitap kapağı
Çağırılanlar – VESPERA kitap kapağı

- Bir yerin en büyük sırrı, herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı şeydir. •• Köyün temiz havasından mıdır bilmiyorum ama uzun zamandır ilk kez bu kadar deliksiz uyumuştum. Göz kapaklarım ağır bir şekilde açılıp kapanırken bakışlarımı içeriye güneş ışığı sızan cama çevirmiştim. Üzerimdeki yorganı kenara itip yataktan kalktıktan sonra dün akşam yarıya açtığım perdeyi tamamen kenara çekip pencereyi açtım. Sabah soğuğu yüzüme çarparken bakışlarım dışarıda geziniyordu. Bağırmakta olan bir horozun sesi kulaklarıma iliştiğinde başımı sol tarafıma çevirdim. Sanki dün akşamki köy şu an gördüğüm köy değildi. Sisin kalkmasıyla etraf görünmüş, kuş sesleri işitir olmuştum. Pencereyi odanın havalanması adına açık bırakırken kapıya doğru ilerledim. İlk olarak şarja bıraktığım telefonumu almış, herhangi bir bildirimin olup olmadığına bakmıştım. Fakat kimsenin aklına henüz gelmemiştim sanırım. Aşağı kata inmek adına merdivenlerin başına vardığımda burnuma dolan o güzel çörek kokusu midemin guruldamasına neden olmuştu. Dün akşamın gerginliğiyle doğru düzgün bir şey yemediğimi şimdi fark ediyordum. Merdivenlerden yavaşça inerken ahşap basamaklar hafifçe gıcırdıyordu. Salonun kapısı açıktı. İçeriden hem sobanın çıtırtısı hem de tabak çanak sesleri geliyordu. Kapının önüne vardığımda Fatma teyzenin masayı hazırlamakla uğraştığını gördüm. Başındaki yazma yine aynı şekilde bağlıydı. Küçük masanın üzerine beyaz örtü sermiş, peynir, zeytin, tereyağı ve henüz fırından çıkmış gibi görünen çörekleri dizmişti. Beni fark edince bir an duraksar gibi olmuştu. "Uyanmış bizim gazeteci kız. Gel bakalım, sıcak sıcak ye." Gülümseyerek içeri girmiş, masanın yanında dizili sandalyelerden birini çekmiştim. Fatma teyze fazlasıyla samimi bir kadındı. "Günaydın Fatma teyze. Mis gibi kokuyor." "Günaydın kızım. Köy havası acıktırır insanı." Masaya otururken dışarıdan gelen horoz sesini tekrar duymuştum. Dünkü sessizliği anımsadıkça farklı yerlerde olduğum düşüncesine kapılıyordum. Fatma teyze çay doldururken göz ucuyla bana baktı. "Bugün ne yapacaksın?" Çörekten küçük bir parça koparıp ağzıma attım. Kokusu ne kadar güzelse tadı da bir o kadar iyiydi. Bir anlık sorusuna odaklanamamıştım bu yüzden. "Önce köyü dolaşacağım. Sonra da kaybolan kişiler hakkında konuşabilecek birilerini bulmaya çalışacağım." Sözlerim üzerine elindeki çaydanlığı kısa bir an durdurduğunu fark etmiştim. "Köylüler pek konuşmaz o konuları." "Başka nasıl çözülecek bu mesele? Sonuçta on yedi insan kaybolmuş. Birilerinin bir şeyler görmüş olması gerekir." Çayı önüme bırakmış, ardından karşımda kalan sandalyeye oturmuştu. "Bilemedim." Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı aşağı yukarı salladım. İlla ki aralarından biri konuşurdu. Köylü bu konuyu daha önce gelip hiçbir şey yapamadan gidenler yüzünden konuşmaktan sıkılmış olabilirdi. Fakat ben kolayına bu işten geçmezdim. Bunu onlara kanıtlayacak, buradan bu olayı çözerek ayrılacaktım. Aylar boyunca kalmam gerekse bile... • Gerekli eşyalarımı koyduğum çantamla ıslak ama en azından çamurlu olmayan yollarda ilerlerken etrafıma bakınıyordum. Güneşin tam tepede olduğu saatlerdi. Fatma teyze bu saatlerde insanların daha görünür olduğunu söylemişti. Çantamdan defterimi ve kalemimi çıkarıp başımı kaldırdığımda duyduğum sesle bakışlarım sağ tarafımda kalan mezarlığa dönmüştü. Mezarlığın çevresinden dolanan beton duvarın üzerinde oturan genç, ince yapılı bir çocuk vardı ve... kendi kendine konuşuyordu. Ne dediğini duyamıyordum fakat yüz ifadesi şekilden şekile giriyor, sanki karşısında biri varmışçasına duraksıyordu. Bakışları bir anda bana döndüğünde yüzündeki tüm ifade silinmişti. Birkaç saniye boyunca gözlerini üzerimden ayırmadan durdu, ardından duvardan atlayıp mezarlığın arkasındaki dar yola doğru yürümeye başladı. Bir süre kımıldamayıp arkasından baktım. Ne garip çocuktu. Bakışlarımı önüme çevirip ilerlemeye devam ettim. Bugün hedefimde bilgi edinmek vardı. Umuyordum ki köylü defalarca anlattıklarını bir kez daha anlatmaktan çekinmezdi. Önceden gelenler…

Bölümün tamamını WritePad'de oku