ilk mektup
Yazar: fatma nur

“Yeryüzünde yaşam ikiye ayrılıyordu, sıradanlar ve doğaüstüler olarak. Sıradanlar tamamen faniler ve bazı melez istisnalardan oluşuyordu. Doğaüstüler ise kendi altında birçok özele sahipti; iblisler, melekler, vampirler, cadılar, büyücüler, periler ve daha nicesi… Ve bu ikisinin de üzerinde olan tek bir güç vardı: İlahilerin gücü. Tanrı ve tanrıçalar bunların oluşmasına sebep olan gücü alandı. Gücün geldiği yer ise çok ulu, kudretli ve evrenin yaratılışıyla beraber belli tek bir kehanetin içinde bahsedilen iki çocuğun aradaki perdeyi kaldırmasıyla tüm doğaüstülerin ulaşabileceği bir yerdi. Aradaki perdenin açılmasını sağlayacak anahtarlar ise milenyumlar geçmesine rağmen halen hayatta değildi ama olacaklardı. Üstelik bu haber çok çabuk doğaüstüler arasında yayılacak, her bir sınıfın atası konumunda olanlar etik değerlerini alaşağı ederek bir güç yarışı başlatacaklardı. Milenyumun en büyük ulu olana ulaşma çabası olacaktı bu.” --- “Sevgili canım, Hayat ikimiz için de zordu ama bu zorluğu katlanılır kılanlardan biri inancım diğeri de bizdik. Her şeyin üstesinden beraber geldik, asla bir maceraya tek başımıza atlamadık ve bu başlarda çok iyi bir şey gibi geliyordu bana. Ta ki o karanlık hastane odasında bana teşhis konulamayıp hastane serüvenimiz başlayana dek. O zaman bu dünyadan göçüp gideceğimi anlamıştım ama asıl kahrolduğum bu değildi. Tek başıma göçüp gidecektim ve ikimiz de birbirimiz olmadan ayrı birer maceraya çıkacaktık. Ve bunun için hazırlıklı değildik. Bunun nasıl olduğunu, olacağını bilmiyorduk. Bilmiyorum sevgilim nasıl yapacağız ama gerçek anlamda yolun sonunda sana kavuşacağımı biliyorum. Sen benim kaderimsin, yolun en sonunda hep bana çıkacak; benim yolumun hep sana çıktığı gibi. Bu yüzden üzülme tamam mı? Kendini hırpalama ve sözümü dinle. Tabi bunları yapamayacağını biliyorum. İçinde artık yaşamayan bedenimin yattığı tabutumu kimseye taşıtmayacağını, üzerime sadece senin toprak atacağını ve beni yalnız defnedeceğini de çok iyi biliyorum. Yapma canımın içi, kendine bu kadar yüklenme; şu an sen yanımda dizlerimde yatarken düşüncelerimin gittiği yer bile bana büyük bir azap yaşatıyorken gerçekten öyle hissetme. Seninle olan hiçbir şeyden pişman olmadığımı biliyorsun ama bu kağıtları bunları yazmak için almadım. Sadece yanında olduğumu kelimelerimle, üzerinde izimi taşıyan mektuplarla hissettirmek istedim ve bundan sonra da yalnızca böyle olacak olması beni üzse de sakın seni üzmesin sevgilim, tamam mı? Bu mektup sadece başlangıçtı ve şu an uyanmak üzeresin, bu yüzden öpücüğümle mühürleyip dolaba koyacağım bu mektubu. Hangi anın içinde olduğumuzu hatırlaman için de ufak bir detay vereyim: oğlumuzun kucağında küçük bebeğimizle bizi bastığı sabah.”