8. BÖLÜM
Yazar: Derya

Suay elindeki büyük valiz ve koluna taktığı çantasıyla önündeki taksinin durmasını bekledi. Kısa süre içerisinde arabanın durup valizinin taksici yardımıyla bagaja konulmasıyla taksinin arka koltuğuna geçerek bedenini yerleştirdi. Bu ufak sürpriz zaten aklındaydı. İşlerinin yoğunluğunu atlatınca hemen bu planı yapmaya koyulmuştu. İçinde Kadir'e yapacağı sürprizin yarattığı heyecan vardı. Sırıtan tebessümünün kaynağı da bundan sebepti. Göğüs kafesinin altında yatan kalbi bu heyecanın yarattığı duyguyla yerinden çıkacak gibi hareketliydi. Kendini sakinleştirmek bir hayli zordu. Direkt olarak askeriyeye gitmek istediği için taksiciye gideceği yeri söyleyip arkasına yaslandı. Geçen konuşmalarında espirisine askeriye basma konuşması geçmişti aralarında. Bunu gerçekleştireceğini bilmiyordu ta ki aniden bu planı yapmaya karar verene kadar. Kadir'in yüz ifadesi şimdiden gözlerinin önünde belirmişti. Kahkahasını zor tuttu bu düşünceyle. Elindeki telefonu açıp gelen bildirimlere baktı. Telefonu kapatmadan önce Kadir iki kez aramıştı. Suay ise heyecanından dolayı Kadir'e belli eder diye açmamıştı. Daha konuşmadan uç noktalardayken, açıp konuşursa belli etmesi kaçınılmaz olurdu. Şimdi ise ekranda yazan 15 cevapsız aramanın tamamı da nişanlısına aitti. Bu ise Suay'ın dudaklarında zaten var olan tebessümü arttırmıştı. Gelen mesajlara üstten bakıp telefonunu kapatıp avucunda tuttu. Başını cama çevirip geçtiği yolları izleyerek kendini dizginlendirmeye çalıştı. 🌷 Görkemli güneşin yarattığı sıcaktan dolayı kapanan gözlerine bir güneş gözlüğü yardımıyla müdahale etti. Boğazını temizleyip kendinden emin adımlar atarak ilerledi. Demir ve kalın kapının önünde nöbet tutan askerlerden birinin yanına ilerledi elindeki valizle. "Merhaba." Dedi duru gibi bir sesle. Asker, karşısındaki kıza bakıp duruşundan taviz vermedi, Suay önemsemeyip devam etti. "Ben Kadir Karakum ile görüşecektim." Asker cevabı ciddiye almamış ve önüne dönmüştü tekrar. Suay tam tekrar konuşacaktı ki "Yenge." Diyerek seslenen kişiyle olduğu yerde kaldı. Alper gördüğü tanıdık simayla durmuş ve adımlarını Suay'a doğru çevirmişti. "Yenge senin ne işin var burada?" Elindeki valize bakıp tekrar Suay'ın yüzüne bakmıştı. "Kadir komutanımın haberi var mı?" Suay başını salladı. "Haberi yok, sürpriz yaptım." Diye cevapladı. "Çağırabilir misin? Ama benim olduğumu söyleme." "Çağırırsam çakabilir yenge. Bence sen gel direkt karşısına çık." Suay bu teklifi uygun görmüş gibi "Çok iyi fikir." Dedi ve az önce yüz vermeyen askerin yanından Alper ile içeriye girdi. "Yenge valizi ver ben taşıyayım." Genç kadın seve seve tutulan kısmı uzattı yanındaki adama. "Çok iyi olur, çok yorgunum gerçekten." İkisi beraber ilerlerken Alper, Kadir'in ve aynı zamanda timin geri kalanının olduğu kısma, yan bahçeye ilerledi. Kısa süre sonra Alper'in "Geldik." Demesiyle Kasırga Timi görüş alanlarına girdi. Suay daha fazla dayanamadı "Kadir Komutanım." Dedi duru sesiyle. Hararetli bir konuşmanın ortasında olan adam duyduğu sesle olduğu yerde duraksadı. Duyduğu sesten emin olamadı önce. Bir kaç kez göz kırpıştırıp karşısındaki adamlara baktı. Onların sırıtarak, kendi arkasına baktığını görünce yavaşça başını arkasına çevirdi. Gördüğü altın sarısı saçlar, zarif vücutlu kadın ile ayaklandı oturduğu yerden. "Suay." Dedi, beklemediğinden dolayı kelimeleri şaşkınlık barındırıyordu. Suay tebessümünü bozmadı. Gözündeki siyah gözlükleri çıkarıp başına, saçlarına çember toka takar gibi tutturmuştu. Ortaya çıkan bal rengi gözleri Kadir'in, kendisine hayranca bakmasına sebebiyet verdi. Kadirin bu kadar şok olmasına dayanamadı Suay. "Sürpriz." Dedi hafif yüksek bir sesle. Diğerleri Kadir'in bu haline gülerken, Bozkurt da aynı gülümsemeyle ayaklanıp "Tim." Diye seslendi. Mesajı alan Kasırga Timi, Kadir ve Suay'ı yalnız bırakmak adına ufak bir hoş geldin diyerek yanlarından ayrıldılar. Kadir Suay'a yaklaşınca, genç kadın daha fazla beklemeyip sıkıca sarıldı boynuna. Kokusunda hayat varmış gibi derin bir nefes çekip boynuna ufak da b…