5. BÖLÜM
Yazar: Derya

Derin bir nefes alıp elimdeki anahtarla kapıyı açtım. İçimdeki acı hisler, hayal kırıklıkları bir nebze de olsa durulmuştu. Kalbimdeki ağrı hafiflemişti belki ama yine de orada bir yerde olduğunu biliyordum. Yine de daha iyi hissettiğim kaçınılmaz bir gerçekti. O halde olmama rağmen Bozkurt'un gitmeyip benimle sessizliği paylaşması da iyi gelmişti. Şimdi anlıyordum, onun yanımda durarak benim daha fazla kötü olmama engel olmak istediğini. Kafamı sallayıp düşüncelerden uzaklaştım. Açtığım kapı ile içeri girerken evde bir hareketlilik vardı. Kalbimin atışlarının hızlanmasına engel olamadım. Tedirginlikle birkaç adım atarken odasından fırtınayı aratmayan şekilde Begüm çıktı. Bu, rahatlamama sebep olurken yine de kaşlarımın merakla çatılmasına engel olamadım. Ben ona normal adımlarla yaklaşırken, Begüm tam tersi olarak hızlı yaklaşıyordu bana. "Nerdesin sen?" Dedi telaşla. Sesindeki ton korku barındırıyordu. "Ödüm koptu seni evde göremeyince." Telaşına hak vermedim değil. Ben de onu yatağında veya evde görmeseydim muhtemelen böyle olurdum. Önünde durmamla sıkıca boynuna sarıldım. Gözlerimi kapatırken "Seni korkutmak istemedim." Dedim kısık sesle. Begüm halime anlam verememiş olacak ki biraz bekledikten sonra kollarını bana dolamıştı. "Ne oldu?" Derken sesindeki tedirginlik tüm vücuduma akın etmişti. Gözlerimin sulandığını hissediyordum. Zaten dışarıda Bozkurt'un yanıma gelmesiyle gelen gözyaşlarımı zor zapt edip durmuştum. Şimdi ise o gözyaşları açılan baraj suyu gibi gözümden dökülmek istiyordu. Bunda Begüm'ün payı büyüktü. Hissettiğim sıcaklık ve güven duygusu beni sarmalarken içimdeki ağlama isteği tekrar gün yüzüne çıkmıştı. "Ablam aradı." Dedim. Geri çekilip burnumu çekerek bakışlarımı yüzüne çevirdim. Yüzündeki şaşkınlık ve merak kendini belli ederken "Ne dedi?" Diye sordu. Omzumu kaldırıp indirdim. Ardından elinden tutarak salona götürdüm ve yan yana olacak şekilde oturduk. Anlatabilmek adına derin bir nefes aldım. "Geri dön, diyor." Bakışlarım usulca Begüm'e döndü. "Buraya zorluklarla geldiğimi bilmesine rağmen hem de." Ablamın bu kadar umursamaz olması kalbimdeki bir çok noktaya iğne batırır gibi acıtmıştı. Begüm'ün yüzüne şaşkınlık izleri sindi. Karmakarışık bir ifadeyle beni dinliyordu. Ne diyeceğini bilmiyor ya da ablamdan bu kadarını da beklemiyor olabilirdi. Haklıydı oysa, zira ben de bu kadarını beklemezdim. "Geri dönmezsem babam araya girecekmiş." Dedim son kez. İçimdeki ağrı büyüdü, büyüdükçe bir yanardağa dönüştü. O yanardağ patlamaya hazırdı. Sol gözümden akan bir damla yaş ve arkasından kesilmeksizin gelenler bunu tescilliyordu. Begüm hızla beni kendine çekip sıkı sıkı sarıldı. Saçlarımı okşayıp yatıştırıcı şekilde sözler söyleyip iyi hissetmemi sağlıyordu. Lakin içimdeki yanardağ o kadar doluydu ki patlamadan durmayacak, beni rahat bırakmayacak gibiydi. Saatler geçti ancak o şekilde kendime gelebildim. Begüm'ün beni iyi hissettirme çabası, saçlarıma dokunuşu öyle iyi gelmişti ki içimdeki yanardağ sönünce kendimi daha iyi hissemiştim. Gözlerim akıttığım yaşlardan ötürü acıyordu. Göz kapaklarım açılıp kapanırken içinde iğne varmış gibi bir his bırakıyordu. Şiş ve kızarık olduğuna ise emindim. "Kimse bir şey yapamaz bu saatten sonra." Begüm'ün saçımı okşayan eline odaklanmıştım ki sesiyle kendisine, sözlerine odaklandım. "Sen buraya geldin. Zorla da olsa bir şekilde geldin. Şimdi ise öylece kolay değil senin geri dönmeni beklemek, seni götürebilmek." "Bilmiyorum." Dedim. Ağlamaktan dolayı çatallı çıkan sesim ile gözlerimi yumdum. "Babamın ne yapacağını kestiremiyorum. O bir şeyi isterse yapar." Gözlerine baktığımda beni anladığını belli edecek şekilde bakıyordu. "Sen de biliyorsun." "Bilmek istemiyorum güzelim." Dedi sakince. "Düşünme, düşünme ki kendini yıpratma. Hem yarın okul var unuttun mu?" "Unutmadım tabi." Dedim bakışlarımı tekrar önüme çevirirken. Begüm "Nereye gitmiştin bu haldeyken?" Diye sorunca tekrar ona baktım. "Neden beni uyandırmadın?" Omuzlarımı oynattım. "Lojmanın içerisinde dolaştım biraz. Ev…