38. BÖLÜM
Yazar: Derya

Bölüm görselleri

HELOOOOOOO Herkese yeni bölümden selamlar. Yazarken keyif aldığım, sevdiğim bir bölüm oldu. Umarım siz de beğenirsiniz 🌷⛓️💥 Size keyifli okumalar diliyorum Yazım yanlışı veya eksik varsa affola 🙏 Okurken, herhangi bir cümleyi geçtim; harf veya noktalama işareti dahil size başka bir kitabı hatırlatsa da bunu belirtmeden okuyunuz 🙏 🎶Canan Erçetin - Git Bozkurt ile yalnızdık. Mekandan çıktıktan sonra herkes eve geçmişti ancak benim biraz hava almam lazımdı. İçeriden çıktıktan sonra fazlaca bunaldığım için nefes almam gerekmişti. Hemen yanımda oturan, arada bu halim yüzünden endişeli bakışları üzerime atan adamdan rica edince bizi buraya getirmişti. Sessiz bir yerdi. En önemlisi yeşillik doluydu ve benim en sevdiğim şeydir yeşil ortamlar. Bu nedenle şimdiden daha iyi hissediyordum. Ferahlamıştım dakikalar sonunda. "İyi misin?" Diyen sesini duyunca, köşeme çekilmiş zihnimden sıyrıldım. Sağımda oturduğu için, başımı ona doğru çevirdim. Gözlerindeki, saklamak için çabalamadığı endişe ayan beyan ortadaydı. Kaşlarım usulca havalandı. "Daha iyiyim." dedim sakince, ardından "Hayret, benim için endişeli olduğunu saklamıyorsun." diye ekledim. Amacım küçük çocuklar gibi laf çakmak değildi, sadece söylemek istemiştim. Malum, son birkaç gündür her duygusunu itinayla gizliyordu. Söylediklerimle derin bir nefes aldı. Hoşuna gitmemişti ya da bu gerçeğin kendisi de farkındaydı ancak dile getirmemi düşünmemişti. "Ela." dedi önce yorgun çıkan sesiyle. Biraz daha döndü, böylece neredeyse yüz yüze durduk. "Tamam." Başını ağırca sallarken bir yandan da sözlerini tartıyor gibiydi. "Biraz uzadı bu konu. Farkındayım ama elimde değildi yemin ederim. Gözümü kapattığım her an aklıma geliyor, o kendinden emin savunuşun." Sessiz olan alanda sesi biraz fazla çıkıyordu, yüksek çıkışmadığı halde. Söyledikleri burnumdan alayla, nefes vererek gülmeme neden oldu. "Bunu dedin ve bitti, her şey çözüldü değil mi?" diye sordum. Bakışlarım net bir ifadeyle gözlerindeyken, sesim olabildiğince ciddi çıkıyordu. "Kaç gün oldu saydın mı?" "Ela." dedi ancak elimi kaldırıp susmasına neden oldum. Başımı sağa sola salladım. "Hiçbir şey bildiğin yok Bozkurt, gurur yaptın diye kaç gündür saçma bir neden yüzünden benimle muhattap olmuyorsun." Gözlerimdeki, yüzümdeki o hayal kırıklığının umarım farkındaydı, umarım görüyordu çünkü tek hissettiğim buydu. " Uzattım , dedikten sonra köşene çekilince ben burada rahat etmiyorum. Durulmuyorum." Konuştukça sinir tüm bedenime ısı yaydığından ayağa kalktım. Bozkurt da anında ayaklandı. Bir kaç adım atıp tekrar yönümü ona çevirdim. "Gerçekten her yolu denedim, seninle konuşabilmek için her adımı atarken elinin tersiyle beni ittin sürekli. Gözünde bu kadar değersiz olduğumu bilmiyordum." dedim ellerimi iki yana isyanla karışık sinirle açarak. "Öyle bir şey yok." dedi hemen savunmaya geçip bir adım atarak. Geri bir adım attığımda duraksadı, aynı yerinde kaldı. "Ama öyle hissettirdin." dedim yüksek çıkan sesimle. Bunu kendime yediremiyordum. "Ne desen de böyle hissettirmene engel olmayacak." Derin bir nefes aldım, ona değil de etrafa baktım bir kaç saniye. "O gün bana bir şey sordun ve ben, hayatımın belli bir bölümünü mecburen de olsa kaplayan adamı anlattım. Bu maalesef ki gerçek. Bunu yok sayıp sana başka bir şeyi -özellikle bilmeden- nasıl anlatabilirim?" Onun elleri iki yana düşmüş tamamen bana odaklanmıştı. Dinliyordu ve dinledikçe ağzını bıçak açmıyordu. Çünkü o da biliyordu ki haklıydım. "Benim yerime koysana kendini." dedi tok çıkan sesiyle. "O günkü tepkim ya da hayal kırıklığımın nedeni çok açık değil mi? Boş yere mi sinirlendim ben." Alayla gülmüştüm söylediklerine. "Gerizekalısın Bozkurt, gerçekten." dedim ellerimle onu gösterirken. "Haklı olduğun bir kısım vardı, evet ve ben de bunun için uğraştım günlerce, değil mi? Bunu gerçekten göremedin mi?" "Ela." yüksek ses bu sefer ona aitti. Hatta sinirli de duruyordu. Ya da bir şeyleri anlatamadığının öfkesini taşıyordu içinde. Umrumda değildi açıkçası. Birkaç gün de ben dinlemesem…