32. BÖLÜM
Yazar: Derya

Günler su gibi akıp giderken bize kalan akan suya ayak uydurmaktı. Evden sakince çıkarken bakışlarım birkaç gündür olduğu gibi karşı eve kaydı. Ne çok özlemiştim öyle, bu özlem gün geçtikçe ne ağır basıyordu göğüs kafesimde. Bazen çok korkuyordum ona olan bu hislerimin fazlalığından. Akıl erdiremiyordum kendime. Yıllar olmamıştı onu tanıyalı. Her yılımda yanımda değilken nasıl oluyor da sadece aylar geçirmemize rağmen bu kadar fazlaydı yaşadıklarım. Korkuyordum. Çünkü kalbim çok çabuk benimsemişti Bozkurt'u. Onun her hali sanki tanıdıktı hislerime. Düşününce çok uç gelen bir duyguyken yaşamak çok ayrıydı. Derin bir nefes alarak zihnimin düşünce zihninden sıyrıldım. Bozkurt'la en son dün, akşam üzeri konuşmuştum. Ne halde olduğunu anlayamıyordum çünkü ses tonunu uzman bir şekilde gizleyebiliyordu. Ne hissettiğini anlamak zordu bu nedenle. Görüntülü konuşmayı ise yalnızca 1 kez gerçekleştirebilmiştik. O da fazla uzun sürmediğinden ötürü yüzündeki tepkilerden de çıkarımda bulunamamıştım. Yüzünü görmek bir nebze iyi gelse de yanında olmamak arada bırakıyordu. Eğer okul olmasaydı hiç düşünmeden giderdim. Başıma böyle bir durum gelseydi nitekim ben yanımda isterdim onu. Başımı yaslayacak bir omuz, destek alacağım bir güç olurdu bana Düşüncelerden zihnimi arındırabilmek adına başımı hafifçe sallayıp gözlerimi karşıdaki evden ayırdım ve gitmem gereken yere doğru ilerledim. Saat 11'i geçiyordu ve henüz kahvaltı yapamamıştık. Birkaç gündür zihnen de fazla yorgun olduğum için bugün yatmayı tercih etmiştim. Ekmek almak da bu saate kalmıştı ancak. Lojmandaki insanların girip çıkması için olan küçük kapıdan çıktığımda önce etrafıma baktım. Dalgındım, öylesine bir bakıştı benimki lakin gördüğüm tanıdık arabanın varlığıyla adımlarım duraksadı. Kalbimde özlemin ince sızısı kendisini belli etti. Bozkurt'un arabası buradaydı. Dönmüştü. İçimde oluşan karma karışık duygular birbirine çarparken gözlerim hâlâ arabanın üzerindeydi. Neden geldiğini bana söylememişti? Kaç gündür dönüşünü neredeyse dört gözle beklerken hem de? Kaçıyor muydu yoksa benden? Onun hakkında ne düşüneceğimi gözlerimden görmekten korkuyor muydu yoksa? Bakkala hızla gidip alacaklarımı almış ve eve dönmüştüm. Acele davranıyordum farkındaydım ama engelleyemiyordum. Bozkurt'un yanına gitmem lazımdı, canlı canlı gözlerine bakmam, ona yanında olduğumu hissettirmeliydim her anlamda. Bu telaşımı gören Narin de anlam verememişti. Sormuştu da dayanamayıp. Bozkurt'un döndüğünü söyleyince anlamış ve daha fazla üstelememişti beni. Üzerimi alelacele değiştirip evden çıkmıştım. Telefondan aramak yerine direkt karşısına çıkmayı daha uygun görmüştüm. Şimdi karşı evin kapısındaydım. Onu nasıl göreceğimi bilmediğimden içten içe heyecan ve tedirginlikle karışık bir durum yaşıyordum. Buna engel olmak için düşünmeye zaman bırakmadan uzanıp zile bastım. Kapı açılana kadar o duygular içimde hareket etmeye devam etti. Ta ki kapı açılana kadar. Nefesimi tuttuğumdan bir haber bekledim. Görmeyi beklediğim kişi yerine bir kızla göz göze geldim. Tanıdıktı siması. Zira Bozkurt'la Malatya'ya gittiğim zaman görmüştüm onu. Bozkurt'un küçük kız kardeşiydi. Büşra olmalıydı ismi, eğer yanlış hatırlamıyorsam. Şaşkınlığımı hızla toparlayıp bir şey olmamış gibi "Selam." Dedim sıcak bir gülümsemeyi yüzüme takarak. Büşra'nın yüzündeki şaşkınlık yerini şaşkınlıkla bezenmiş bir tebessüme bıraktı usulca. "Selam." Dedi kararsız ses tonu. "Ben Ela." Dedim sakince kendimi tanıtarak. "Bozkurt evde mi?" Kaşları yavaşça havalandı. "Abim evde değil." Dedi temkinle. "Kimdiniz? Kendisine ileteyim ben." "Kız arkadaşıyım." Dediğimde Büşra beklemediğini belirten cevabımla beraber gözleri belirgince büyüdü, dudakları konuşmak için hafifçe aralandı ama birkaç saniye bir şey demedi. Belki diyemedi belki de ne diyeceğinin kararsızlığını yaşadı. Başıma böyle bir şey gelse, aniden bu durumla karşılaşsam sanırım aynı tepkileri verebilirdim. Empati kurunca anladım yaşadığı karmaşayı En son algılayınca "Yengem misin cidden?" diye sordu merak…