25. BÖLÜM
Yazar: Derya

Narin elinde tuttuğu iki çay ile beraber kaldığı evin yanındaki banka doğru ilerledi. Görmezden gelse de içinde heyecan parçaları mevcuttu. Yüzüne yayılacak tebessümü zor durduruyordu. Banka gelmesiyle gördüğü adama tepsideki çayı uzattı. Cihat memnuniyetle çay bardağını aldı. "Eline sağlık." Dedi boynunu hafifçe eğerek. Narin başını salladı. "Afiyet olsun." Diyerek yanındaki boşluğa geçip oturdu. Tepsiyi kucağına koyup kendi çayını eline aldı. Hava çok keskin olmasa da biraz soğuktu. Cihat, Narin'i ziyaret etmek için gelmişti. Evde kimsenin olmadığını bildiğinden bankta oturmuştu. Narin ise eve çağıramadığından, çay yaparak en azından içinin ısınabilmesini istemişti. Cihat sıcak çaydan bir yudum alınca rahatlamıştı. Çay her zaman işe yarardı. "Bu çay iyi geldi. Eyvallah köy kızı." Dedi yanındaki kıza kısa bir süre bakarak. Narin bilmese de yanakları pembeleşmişti. Zaten soluk bir teni olduğundan en küçük kızarıklık bile kolayca belli oluyordu teninde. Narin utangaç bir tebessümü dudaklarına buyur etmişti konuşmadan hemen önce. "Afiyet olsun." Dedi önce. "İçeriye gelmedin, çay iyi geldiyse sevindim." Cihat yanında oturan hafif utangaç gülüşten gözlerini ayıramıyordu. Göz bebeklerinde, daha önce varlığını bilmediği yıldızlar geçidi oluşuyordu. Narin'e bakarken göz bebeklerine kadar nükseden bir duygu vardı. Bunun şefkat mi yoksa başka bir duygu mu olduğuna net bir şey diyemiyordu. Kararsızdı. "Uygun olmaz öyle." Dedi Cihat en son kendine gelerek. "Kimse yoksun, teksin" Cihat girerdi girmesine de Narin'i tanımıştı artık. En başta kızın rahat etmeyeceğini bildiği için geçip banka oturmuştu ya zaten. Narin verilen cevapla memnun olmuştu. Az önce heyecanlanan kalbi şimdi başka bir duyguyu da yanına eklemişti. İkili bir süre sessiz kaldı. Çaylarını içtiler. İçlerinde olan tuhaf hisleri adlandırmaya çalıştılar. Ta ki aynı anda konuşmaya karar verene kadar. "Narin." "Cihat" Bu aynı anda gelen denk geliş ikisini de duraksatmıştı. Gözleri birbirlerine mühürlenmişti. Anlık olarak ne tepki vereceklerini kestirememişlerdi. Cihat yine o kahve gözlere bakarken, aynı his yine etrafını sardı. Narin baktığı kahve gözlere ilk defa bu kadar uzun uzun baktığından afallamıştı. Hiçbir zaman kimseyle uzun uzun göz teması kurmamıştı. Karşı cins tek değil sadece, bu bakışları bir kadında da fazla uzun sürmemişti. Şimdi Cihat'a bir anda böyle uzun uzun bakınca donmuştu. Ne konuşabildi, ne de gözünü ayırabildi. Ancak Cihat kendine geldiğinde ve Narin'i, bakışlarıyla rahatsız hissettirmemek için başını çevirinceye kadar. Böylece Narin, ilk defa yaşadığı bu andan sıyrılabilmişti. Kuruyan boğazını fark edince hala bardağında yarısı duran çayından bir yudum aldı. Cihat da aynı şekilde bir yudum çayından içmişti ve ortamın ambiyansını dağıtmak için "Bir şey söyleyecektin." Dedi. Narin başını salladı hafifçe "Sen de söyleyecektin." Cihat da başını salladı. "Evet." Dedi. Az önceki kahve gözler şu an bile karşısında duruyordu sanki. İlk defa bu kadar net bakabilmişken o andan sıyrılması zordu. Kendini silkelemek bile işe yaramayacaktı. Gözlerini yumdu mantıklı düşünmek için. Sonrasında tekrar açtı. Narin'e bakmadı. Bakamadı. Sanki baksa az öncesi yine onu ele geçirecekti. "Canın çok sıkılıyor mu burada?" diye sordu. "Tanımadığın yer sonuçta." Konuşmayı sürdürebilmek için derin bir nefes aldı. Az önceki etki onu çepeçevre sarmak için an kolluyordu ve Cihat zorlandığının bilincindeydi. "Eğer öyleyse boş vaktimde sana buraları gezdireyim." Narin sorulan soruyla şaşırmıştı. Ne bekliyordu bilmiyordu ama böyle bir teklifi beklemediğine emindi. Ne cevap vereceğini bilemedi. Tanımadığın yer demişti ama o zaten kendi yaşadığı yeri de tanımıyordu ki. Evden çok çıkmazdı. Çıktığı anlar da o adamdan kaçmak içindi. Gezeyim, yaşıtlarım gibi dolaşıp eğleneyim diye hiç düşünmemişti ki. Narin, hayatının büyük çoğunluğunda kendisinden yaşça büyük adamdan kaçmak için evden çıkmıştı, korkup kaçmıştı. Böyle demedi ama içine attı her zamanki gibi. Ona yardım edeceğini söyleyen adama,…