12. BÖLÜM
Yazar: Derya

Begüm bugün İstanbul'a dönüyordu. Onun gitmesini ve tek kalmayı istemiyordum açıkçası ama bu isteğimi ona yansıtmadım. Begüm'ün de 1 hayatı vardı. Yıllarca bir bebek bakıcısı gibi başımda bekleyemezdi. Bunu ona yaparsam haksızlık ederdim. Gitmesini istemesem de ters bir tepki göstermemiş, onun yerine gitmesi için ısrar etmiştim. "Valizim hazır." Diyerek son kez kaldığı odada gözlerini gezdirdi Begüm. Yorulmuştu ve alnında boncuk gibi parlayan ter damlaları mevcuttu. Derin, içli bir nefes alıp yatağının üzerine oturdum. Onun böyle heyecanlı olmasına tebessüm ettim. Ailesini özlemişti, onların yanına gideceği için çok heyecanlı ve mutluydu. Onun bu mutluluğu, yüzümde yayılan tebessümde yer edinmişti kendine. "Hazır hazır." Dedim onu onaylayarak. "Kalırsa yabancı yok, bana emanet." Göz kırpıp dudaklarıma çapkın bir tebessüm kondurdum. Bu halime küçük bir kahkaha ile karşılık vermişti. "Sana güveniyorum." Diyerek göz kırpıp bana eşlik etti. Odada yayılan kahkaha seslerimiz beni mutlu etti. Sessizliği sevmezdim. Her zaman yanımda bir ses, bir hareketlilik olsun istiyordum. Sessizlik yalnızlığımı yüzüme vuracak kadar ağır bir düşmandı. Kalabalığın içinde de yalnız kaldığım, yalnız hissettiğim zamanlar oluyordu. Ama en acısı gerçek manada tek ve yalnız kaldığını iliklerine kadar hissetmendi. Begüm gidince böyle olacaktı. Kendime dert yaratmamak adına derin bir nefes aldım. Yavaşça ayağa kalkıp koluma taktığım saate baktım. "Yarım saat kalmış neredeyse." Dedim geciktiğimizi anlarken, sesim azıcık da olsa panikli çıkmıştı. Begüm benden panikti. "Ay hemen çıkalım." Diyerek tuttuğu valizi hızla sürerek odadan çıktı. "Sakin ol." Diye seslendim arkasından çıkarken. "Asıl panikten geç kalacaksın." Begüm söylediklerimi umursamazken ince montunu üzerine geçirip. "Ne yapayım?" diye sordu. "Canım şehrimi özledim, bizimkileri özledim." Bir şey demedim, gülerek ben de üzerime montumu giyince evden çıkıp beraber lojmanın içerisine girdik. Bizim çıkmamızla aynı anda Baran da evinden çıkıyordu. Begüm'ü otogara bırakacaktık. Baran ile sevgili oldukları için bırakması normaldi. Begüm tek başına araba yolculuğu yapmak istemediği için, aynı zamanda arabasını bana bırakmak istediğinden otobüsle gidiyordu. Her adımında beni düşünmesi yumuşacık ediyordu içimi. O böyle davranınca sevgi patlaması yaşayıp üstüne atlamak, onu sıkıca sarıp sarmalamak istiyordum. Baran yanımıza yaklaşıp Begüm'ün büyük valizini eline aldı. Gözleri yanımdaki kadındayken "Gidelim." Dedi. Onların bu hallerini tebessümle izlerken tepkisiz kaldım. Begüm'ün , Baran'a olan bakışları farklıydı. Işıl ışıldı, gözlerinde ortaya çıkan parıltılar canlı, göz bebekleri yanındaki adama tepki gösterip parlıyordu. Baran'ın da arkadaşımdan farkı yoktu. Begüm'ü gördüğü an yüzünde oluşan tebessüm gerçekten onu sevdiğini gösteriyordu. Gözleri öyle anlamlı bakıyordu ki, sanki dünya üzerinde baktığı kişiden, daha güzel daha anlamlı bir şey yoktu. Fazla güzellerdi. Begümün "Gidelim" diyerek başını sallamasıyla Bozkurt'a ait olan arabaya binmemiz çok kısa süre içerisinde gerçekleşti. Onun arabasına binmek, onunla olan anılarımızın karşımda canlanması demekti. Burnumun ucu sızladı, gözlerimin acıdığını hissettim. Elimi kaldırıp burun kemerimi sıkarak gözlerimi kapattım, dudaklarımı sıkı sıkı birbirine bastırıp aklımı dağıtmaya çalıştım. Ama o yokken, arabasına binmemiz hiç yardımcı olmuyordu. Onun olmayışı yüzüme bir kez daha çarpıyordu ve bu bende hiç iyi etkiler yaratmıyordu. Kendimi kötü hissediyordum. Onun yokluğu bir yük gibi göğsümün üzerine kurulmuş ve ağırlığı bana acı çektiriyordu. Baran ve Begüm önde otururken arka tarafa geçmiştim ben. Baran, o yokken arabasına bindirdiği için yargılanmalıydı. Daha içimde yeni oluşup kendini gösteren hislere acı çektirdiği için gerçekten yargılanmalıydı. İçimdeki filizlenen duygular Bozkurt'un olmayışıyla boynu bükük kalmıştı. Gözlerimi camdan dışarıya çevirip geçtiğimiz yoları izlerken kafamın dağılmasını sağladım. Begüm ve Baran ne konuşuyordu bilmiyorum ama…