KELEBEĞİN KIRIK KANADI
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

Selam! Çok tatlı bir gecikme nedenim var. Daha önce söylediğim gibi ablam ''çok'' hamileydi, dün ansızın doğum gerçekleşti. İkisi de gayet sağlıklı 🤍 Bölüm gelmeyince ablamın doğurduğunu tahmin edenler olmuş çok eğlendim panoyu okurken jashdfs Haber veremediğim için sitem edenler de olmuş. Daha önce doğurduysanız ya da doğuma şahit olduysanız oldukça stresli bir olay. Bizim için de oldukça gergindi. Kimseyi bekletmek istemezdim, isyan edenler kızmayın ayol. Çocuk baktım ben! Her neyse. Bölümü attıktan sonra bir numaralı yeğenimle oyun hamurundan bazlama yapacağım. Bu dönemde kendini kötü hissetmemesi için onunla deliler gibi ilgileniyoruz. Çocukları çok seviyorum, tabii ağlamadıklarında. Açıklamamı da yaptıktan sonra bölüme geçebiliriz. Medya: Deli deliyi görünce sopasını saklamıyor. Sekizinci bölümdeyiz, tazeciğiz daha 🏵 Uzun bir bölüm oldu, hak ettiği etkileşimi vereceğinizi biliyorum. Keyifli okumalar. Yıldızları parlatmayı unutmayalım ⭐🌟 🌘 Kalbiniz eğer bir başkası için atıyorsa, haricince her dokunuş , her atış ona bir ihanet midir? Neden şimdi kötü bir duyguyla sarmalanıyor kalbim, neden daha önce hiç yanmamış gibi yanıyor? Karahan'ın kolları arasından çıktım bir günah işlemişim gibi. Öfkeliydim, ona mı? Bilmem belki de en çok kendime öfke duyuyordum. Hep seni seveceğim dediğim birisi varken şimdi kalbimin yersiz hareketlerine sinirliydim. ''İyi geceler.'' diyerek bir daha gözlerine bakmadan ayrılıyorum yanından. Çünkü baksam göreceklerimden korkuyordum. Hızlı adımlarla orduevine yürümeye başladım. Arkamdan geliyordu. Bir şey söylemek için değil, öyle olsa önüme geçerdi. Belki de sadece arkamdan gelmek için geliyordu. Neden geliyordu? Orduevinin kapısından girip arkama bile bakmadan merdivenlere yöneldim. Odama geçip kapıyı kapadım. Çıkan yüksek ses içimdeki öfkeyi ifade ediyordu. İlk işim komodinin çekmecesini açmak oldu. Eski bir kutum vardı çocukluğumdan kalan. Annemin babamın, ailemin bana verdiği değerli hediyeleri koyardım. Küçük bordo bereyi kaldırıp altındaki kelebekli tokayı çıkardım. Dizlerimin üzerine çöküp avcumun içindeki tokaya baktım uzun uzun. Çocukluğumu hatırlatıyordu bana, üzerindeki minik kelebekler bile bas bas bağırıyordu çocukluğumu. Eskiyi özlüyordum, çocuk kalmayı diliyordum, geçmişe bir kelebek olup geri gitmek istiyordum. Mümkün müydü? Keşke olsaydı. Kaç dakika yerde öylece durup tokayı izlediğimi bilmiyorum. Dizlerimin ağrımasından çok zaman olduğu çıkıyordu ortaya. Çekmeceye uzanıp tarağımı aldım. Saçlarımdaki tokayı çekip taradım saçlarımı. Ardından kelebeği saçlarıma kondurdum. Bu toka bana her yaşımda yakışıyordu. Oturduğum yerden kalktım. Banyoya gidecekken gözüm pencereye takıldı. Açık kalmıştı, odamın içi soğumuştu. Kapatmak için yanına adımladım. Kulpuna sarılıp kapatırken orduevinin önünde Karahan'ı gördüm. Sırtını ağaca yaslamış, sigara içiyordu. Belki de yanan; Sigaradan çok kendisiydi. 🌘 Sabah alarmdan bir dakika önce uyanıp komodinin üzerindeki telefonuma uzandım. Şarja taktığım telefonumu çekerken gece lambası ve gece içmek için koyduğum bir bardak su da beraberinde gelmiş, sabahıma ıslanarak başlamıştım. Öfkeyle yere saçılan eşyaları toplayıp atarcasına komodine bıraktım. Yerden doğrulacakken bardak tekrar yere düştü. Tekrar koydum, tekrar düştü, tekrar koydum, tekrar düştü. Tekrar koymadım, çünkü kırıldı. Annem olsa nazar çıktı derdi. İyi bahaneydi nazar, tamam çıkabilirdi. Öfkeyle soluyup bardak kırıklarını toplarken son sesle alarm çalmıştı. En sevmediğim şey; Sabahları alarmın kolon patlatmaya yemin etmişçesine çalmasıydı. Telefonumun şifresini üst üste üç kere yanlış girdiğim için kapatamamıştım. Ellerim birbirine dolanıyordu sanki. En sonunda telefonu komple kapatıp yatağımın üzerine fırlattım. Banyo yapmayı sabaha bıraktığım için ilk işim buydu. Banyoya gitmeden önce saçlarımdaki kelebeği çıkartmak için uzandım. Saçlarıma dolana kelebek çıkmak bilmiyordu. Ona da zarar vermek istemediğim için yedi dakika bununla uğraşmıştım. En sonunda çıkarabildiğimde nefes vererek…