MAZİDE KALAN MEVSİMLER
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

Merhaba! Yeni kurguma hoş geldiniz. Başlama tarihinizi bırakabilirsiniz. Bordoya Karışan Aşk, Zora Sarıldık kitabımın karakterlerinin hikâyesidir. Geçmişte olanları bilmek ve hikâyeye daha da adapte olmak için Zora Sarıldık okuyabilirsiniz. Bu bölüm son durağım dinlenerek yazılmıştır. Bu çifte en çok yakıştırdığımız şarkıdır. ⚠️Okumaya geçmeden önce birkaç şey söylemek istiyorum. Hikâyemde reklam yapmayınız lütfen. Başka kurgulardan iyi niyetli de olsa bahsetmemenizi rica ediyorum, 'aklıma şu geldi, aklıma bu geldi' diyerek başka karakterlerden bahsetmeyiniz. Pişkin pişkin başka hikaye önerisi isteyenleri de kibarca engellerim. Hak eden karaktere hak ettiği hakareti yapabilirsiniz. Saygı çerçevesinde birlikteliğimizi sürdürebileceğimize inanıyorum.⚠️ Yeni macerada yanımda olan herkese teşekkür eder keyifli okumalar dilerim...🌹 "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.'' Ne için yaşar insan? Ne için ölür? Neyle hatırlanır sonrasında? Bu soruları sora sora mı yaşamak gerekir hayatı? Bir amaca tutunarak mı yoksa? Eğer öyleyse ben çok güzel bir amaç için mücadele veriyorum. Soğuktan çatlamış dudaklarımı dilimle ıslatıp sağımdaki askerlere baktım. Çiseleyen yağmurun altına koşuyorduk. Her gün üstüne basıldığı için incelen topraktan çıkan son dem sesleri dinlemek hoşuma gidiyordu. Tek sorun tokamdan firar eden saçlarımın terlemiş yüzüme yapışmasıydı. Saçlarımla savaş hâlindeyken geç bile kaldınız diyeceğim o isyan sesleri doldu kulaklarıma. ''Komutanım ben bittim komutanım!'' ''Başçavuş haklı komutanım ben bacaklarımı hissetmiyorum.'' ''Başçavuş ve astsubay haklı komutanım, dalağım şişti.'' ''Başçavuş, astsubay ve üstçavuş haklı komutanım, öldük hepimiz.'' Hızımı artırıp timin önüne geçtim, yüzümü onlara dönüp geri geri koşmaya başladım, ''8999 metreden sonra 199 şınav 199 mekik çekeceğiz daha, ne bitmesi Sancak!'' Hepsinin yüzleri sinirle gerildiğinde bu hallerinden keyif aldığım bir gerçekti. ''Komutanım neden hep küsuratlı bırakıyorsunuz?'' ''Çok sevdiğim birinin sevdiğim bir sözü vardır Can Sayer.'' ''Nedir komutanım?'' ''Sana ne lan? Hadi koş bacaklara kuvvet!'' ''Emredersiniz komutanım!'' Timin yanına geri dönüp koşmaya devam ettim. Sancak timi olarak toplam beş kişiden oluşuyorduk. Komutanımız Oktay, Harun, Can Sayer, Anıl ve ben. İyi anlaşan bir ekiptik, içlerinde en uzun mesai yaptığım kişi Harun'du. Kulakları çınlamış olacak ki, ''Oktay üsteğmen nerede komutanım?'' diye sordu. ''Yarbayın yanında Harun. Bir şeyler oluyor, anlarız yakında.'' ''Nerede giz varsa orada musibet vardır, anlayacağımız şeyler pek iyi olmayacak sanki komutanım?'' ''Hayırlısı bekleyip göreceğiz.'' desem de ben de kötü kokular alıyordum. Önümüze dönüp koşmaya devam ettik. Ekipteki isyanlar yeniden dillendi. ''Komutanım komandoların eğitimine bir daha siz katılmayın bence, yoruluyorsunuz yani.'' ''Onları çakı gibi asker yapacaksınız diye bizi harcıyorsunuz komutanım.'' Komandoların eğitimine gönüllü olarak girdiğim için onlar da bu eğitimlerden nasibini alıyorlardı. Çok daha sert eğitimlerden geçmiştik hepimiz, benim geçtiğim eğitimlerin rengi bordo olsa da onların da aşağı kalır yanı yoktu. Onları üzen bu son eğitimlerin sık sık olmasıydı. Yan kulvarda koşan komandolardan birisi söze karıştı. ''Valla komutanım biz sizden çok memnunuz.'' ''Sen sus lan, gaz veriyor bir de salağa bak.'' ''Sayer! Bağırma çocuğa! Sen devam et asker.'' ''Emredersiniz komutanım!'' ''Komutanım hadi bunlar neyse ben neden yanıyorum bunların arasında?'' ''Bunlar diyerek bizi küçümsemeniz hiç etik değil komutanım.'' ''Astsubay haklı komutanım, legal değil bir kere.'' ''Çeneler değil bacaklar çalışsın beyler! Hadi hızlanın!'' Koşu bittiğinde şınav ve mekiğe gelmişti sıra. Başımı Sancak timine çevirdim. ''Anıl say!'' ''87!'' ''88!'' ''89!'' ''Özkan başçavuş!'' ''90!'' ''91!'' ''92!'' Şınava hırsla devam ederken bir yandan da gerimizdeki komandoları gözlüyordum. Hepsi çok hevesliydi bu eğitimde, gözlerinde yanan ışıklar ban…