Bitmeyen Mücadele/Kalbin Fısıltısı Kader Bağları Serisi

Bölüm 1; Gravemoor’da Kalanlar

Yazar:

Bitmeyen Mücadele/Kalbin Fısıltısı Kader Bağları Serisi - Badesu Genç kitap kapağı
Bitmeyen Mücadele/Kalbin Fısıltısı Kader Bağları Serisi kitap kapağı

Bölüm 1; Gravemoor’da Kalanlar Rivayet olunur ki, yıllar evvel, kuzeyin uğursuz sisleri altında kaybolmaya yüz tutmuş Gravemoor kasabasında iki çocuk yaşarmış. O vakitler kader henüz pençelerini omuzlarına geçirmemiş, zaman ise isimlerini kara defterine işlememişti. İkisi de dünyanın acımasızlığından bihaber, iki masum ruhtan ibaretti. Gravemoor'un taş sokaklarında günlerce koşturur, yankılanan kahkahalarıyla kasabanın ölü sessizliğini bölerlerdi. Ayrı kaldıkları vakitler o kadar azdı ki, kasaba halkı birini gördüğünde diğerinin de yakınlarda olduğunu bilirdi. Lakin onların bağı, çocukların kurduğu sıradan dostluklardan değildi. Hayır... Bu, çok daha eski bir şeye benziyordu. İsmi konulmamış, yaşı küçük kalplere ağır gelecek kadar derin bir bağdı bu. Belki aşk, belki kader, belki de sonradan felakete dönüşecek bir yazgı idi... Fakat zaman, her canlının efendisi olduğu gibi onların da efendisiydi. Ve büyüklerin kararları, küçük kalplerin dualarından daima ağır gelirdi. Gün geldi; ailelerden biri Gravemoor'u terk etmeye karar verdi. Ardına bakmadan, geride ne bırakacağını umursamadan. Çocuklar direndi. Ağladı. Yalvardı. Ne var ki kader, çocuk gözyaşlarına kulak vermezdi. Nihayet o uğursuz gün gelip çattı. Elleri birbirinden ayrıldı. Lakin kopan yalnızca eller değildi. O gün Gravemoor'un eski taşlarına görünmeyen bir şey daha işlendi: İki küçük kalbin sessiz kırılışı. Ve o gün, birbirlerine ait ne varsa kasabada bıraktılar. Kimi vakit tartışır, kimi vakit yeniden barışır, kimi vakit de hiçbir sebep olmadan saatlerce gülerlerdi. Bu yüzden Gravemoor artık yalnızca bir kasaba değildi. İki küçük ruhun sığınağıydı. Ta ki o iki ruhtan yalnızca biri kalana dek. Çocuk ona "M..." diye hitap ederdi. Devamını ise kimse bilmezdi. Bu isim, yalnızca ikisinin arasında kalan eski bir sırdı. Başkalarının dilinde hiçbir anlam taşımazdı. Fakat çocuk onu bu isimle çağırırdı, çünkü kız suyu herkesten fazla severdi. Akarsuların kıyısında saatler geçirir, yağmur yağdığında yüzünü göğe kaldırır, nehir sesini ninni gibi dinlerdi. Belki de bu yüzden, o ismi yüksek sesle söylemektense saklamak daha güvenliydi. ! UYARI; Bu kitapta zaten olmayan psikolojinizi kaybetme olasılığınız var!

Bölümün tamamını WritePad'de oku