BİRİLERİ VAR (+18)

BÖLÜM 6: Döneceğine Söz Ver

Yazar:

BİRİLERİ VAR (+18) – Dennis Soikan kitap kapağı
BİRİLERİ VAR (+18) – Dennis Soikan kitap kapağı

*** DÖNECEĞİNE SÖZ VER *** Yaşayan her canlının bir yaratılma amacı vardır. Kimisi tırnaklarını toprağa geçirip kaçacak bir delik arayan çaresiz bir av, kimisi de geceyi yarıp o izleri süren acımasız bir avcı olmak için doğar. Biri korkunun kucağında nefesini tüketirken diğeri can almanın hazzıyla yaşar. Fakat bu ihtişamlı salonun ortasında, ağır ahşap masanın etrafına kurulmuş dört adam için bu denklem geçersizdi. Onlar ne kaçacak kadar aciz bir avdı ne de başkasının izini sürecek kadar sıradan bir avcı… Onlar bu kanlı oyunun kurucularıydı. Masadaki gümüş şamdanlardan sizen titrek ışık, yüzlerindeki keskin hatlara gölgeler düşürüyordu. Odada viski kadehlerine çarpan buzların tıkırtısından ve duvardaki kadim sarkaçlı saatin tıktak sesinden başka ses yoktu. Diğerlerinden biraz daha ileride, masanın ucunda oturan adam dudaklarındaki purosundan son nefesini çekiyormuşçasına derince bir nefes aldı ve dumanını tavandaki süslemelere doğru ağır ağır üfledi. Duman, avizenin kristal prizmaları arasında kırılan ışıkta belli belirsiz bir sis bulutu oluşturduğunda dudaklarının kenarı keyifle kıvrıldı. Tebessümün ardından yükselen oda, gösterişten ziyade saf ve tekinsiz bir gücün kokusunu taşıyordu. Yüksek tavanı, koyu renk ahşap kaplamaları ve loş ışıklarıyla giren kişiyi daha ilk adımla nefesini kesen bir havası vardı. Duvarları kaplayan ceviz paneller odadaki sesi öyle bir emiyordu ki ne içerideki sesi dışarıya veriyor ne de dışarıda kıyamet kopsa içeriye girebiliyordu. Tavandan tabana kadar uzanan devasa pencerelerin önündeki koyu renk perdeler tamamen çekiliydi. Dış dünyayla olan tüm bağı koparılmıştı. Masanın hemen arkasındaki duvarda boydan boya uzanan bir dünya haritası göze çarpıyordu. Sanki bütün ülke, bütün o sınırlar tam bu masada oturup pazarlık edilsin diye çizilmiş gibi duruyordu. Burası sadece lüks bir salondan ziyade kararların alındığı, hayatların tek bir cümleyle karartıldığı bir merkezdi. Çünkü bu odada yönü fırtınalar değil, masanın ucunda oturan o adam tayin ederdi. Burası, herkesin kaybolduğu o karanlıkta rüzgara yön veren adamın, Pusula’nın krallığıydı. Dudaklarına götürdüğü viski kadehini tek yudumla bitirip masaya sertçe bıraktığında dudağının kenarından süzülen küçük viski damlasını usulca sildi. Gözlerini, kendisine merakla bakan üç adama çevirdiğinde onların göremediği ama kendi kafasına geçirdiği tek bir şey vardı; mutlak zafer. “Biz kimiz?” dedi, sesindeki alaycı tonla. Masadakiler ne diyeceklerini bilemeyerek kısa bir an şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Sessizliği ilk bozan, yüzünün sol tarafında şakaktan çenesine kadar uzanan o derin yaradan lakabını alan Çizik oldu. Oturduğu sandalyede dikleşip öne doğru eğildi ve gözlerini Pusula’ya dikti. “Biz amacı olan ve o amaç uğrunda herkesi harcayabilecek kadar acımasız insanlarız,” dedi. Sesine karışan kibirli bir gururla dudaklarının kenaarı hafifçe yukarı doğru kıvrıldı. Pusula, tabağa bıraktığı purodan yükselen ince dumanın arkasından Çizik’e baktı. “Güzel,” dedi Pusula. “Harcamaktan çekinmediğiniz o listede kendi canınız da var mı, Çizik?” Çizik cevap vermek yerine yüzündeki ifadeyi koruyarak sessizce karşısında ki adama bakmaya devam etti. Pusula’nın yüzüne yerleşen öfke, odadaki zaten ağır olan havayı daha da zehirledi. Önünde duran deri kaplamalı, simsiyah dosyanın kapağını açıp masanın üzerine önce bir harita, ardından da köşeleri hafifçe kıvrılmış bir vesikalık fotoğraf çıkardı. Fotoğraftaki yüz, Yiğit Alp Ulukan’dı. Çelik gibi bakan gözleri loş ışıkta bile Pusula’nın kurduğu o dokunulmaz imparatorluğa meydan okur gibi duruyordu. Yıllardır ince ince örülen ağları tek bir hamlede yırtan, milyar dolarlık sevkiyatları patlatan ve Pusula’nın adını her yerden kazımaya yemin ettiği o adam… Tüm planları alt üst eden, bu devasa çarkın dişlilieri arasına kanlı bir kama gibi saplanan asıl hedef Yiğit Alp Ulukan’dı. Çizik’in hemen yanında oturan adam sırtını oturduğu deri koltuğa biraz daha yasladı. Lakabı Kül olan bu adamın yüzünün sağ tarafını kaplayan büzüşmüş…

Bölümün tamamını WritePad'de oku