BİRİLERİ VAR (+18)

BÖLÜM 2: Yine, Yeniden.

Yazar:

BİRİLERİ VAR (+18) - Dennis Soikan kitap kapağı
BİRİLERİ VAR (+18) kitap kapağı

Yine, Yeniden Bazıları geceyi korkuyla izler, bazılarıysa o karanlıkta vatanı ayakta tutar *** Yiğit Alp ULUKAN Havanın soğukluğu kemiklerime kadar titreden türdendi. Karargahın dışında çıktığımda nefesim buhar olup dağıldığında etrafıma bakındım. Avluda kimseler yoktu. İstediğim gibi gecenin zifiri karanlığında yalnızdım. Cebimde ki sigaraya uzanıp çıkardım. Parmaklarım titremiyordu belki ama ateşi yakarken elim duraksamıştı. Bir an için yakmaktan vazgeçmeyi düşünmüştüm ama sonra... Sigaranın ucu kibritin ateşiyle yandı. Ciğerlerime doldurduğum duman acı veriyordu ve ben bu acıdan zevk alıyordum. Ruhuma dokunanlar bir kenara bedenimin acı çekmesi son günlerde yaşadıklarımın bir bedeli gibi hissettiriyor, suçluluk duygusu altında eziliyordum. Bu nedendir ki çektiğim acılara sesimi çıkarmıyordum. İşlediği ağır bir suçun cezasını çeken mahkum misali. Belki de canımın yandığını hissetmek hala yaşadığımı hatırlatıyordu. Kim bilir? Dudaklarımın arasından çıkan duman esen soğuk rüzgarla dağıldığında gözlerim gecenin karanlığında ki doğayı incelemeye başladı. Uzaklara baktım öylece. Ne dağ vardı ne de çatışma. Ama gözümün önünde yine ve yine aynı görüntü vardı. Aynı sesler. Aynı kopuk telsiz çağrıları. Cevapsız telsiz çağrıları. O timi ben seçmiştim.Onları bu cehenneme ben çağırmıştım.Ateşe gideceklerini bile bile gelmeyi kabul etmişlerdi ama ben yapmıştım. Ve hayatta kalan tek kişi, bendim. "liderlik bu mu?" diye sordum kendime. Sesim çıkmadı ama soru oradaydı. Lakin cevabı yoktu. "Onları ölüme götürmek mi?" Sigarayı parmaklarımın arasında çevirdim. Küllerini yere döktüğümde ayaklarımın altında karın üzerine dağılmalarını izledim. Ya geri çekilseydik? Ya biraz daha bekleseydik? Ya da ben... Bu "ya" lar hiç bitmiyordu. İnsan ölürken değil, yaşarken ağırlaşır. Omuzlarına çöken şey kurşun değil; hatıralardır. Benim omuzlarım doluydu. Taşıyacak takatim artık yoktu. Ancak ben bir askerdim. Askeriye de duyguya yer yoktur. Taştan farksız olmalıydık. Bugün, yeni bir tim kuracaklardı. Sanki insanlar değişince kader de değişirmiş gibi. Biten sigaramın yerini yenisi aldığında hızla ateşle buluşturup ciğerlerime o zehri çektim. "Hazır mıyım?" diye sordum bu kez. "Yeni yüzlere, yeni isimlere... yeni mezarlara?" Soğuk etkisini giderek arttırdığında yarım kalan sigaramı atıp ayağımın altında ezdim. Ellerimi cebime soksam da içimde ki üşüme geçmedi. O an anladım, ben bu timi kurmak istemiyordum. Ama yapmak zorundaydım. Zira bu iş istekle yapılmazdı. Bu bir görevdi ve görev insanın ne istediğini umursamazdı. Karargaha doğru dönerek karanlığı arkamda bıraktım. Karargahın ışıkları yanıyordu ve içeride beni isimler bekliyordu. Henüz bana güvenen, benden korkmayan insanlar. Bilmiyorlar, dedim içimden. Bilmiyorlar kimin arkasında yürüyeceklerini.Son kez sigarama uzansam da bu kez yapmadım. "bir daha yakarsam," seslice yutkundum. O esnada gözlerim yerde ki kar tanelerinin üzerindeydi. "Bu, birinin daha öldüğü gün olacak." Akmaya yüz tutan gözyaşlarımı elimin tersiyle hızla silerek silkindim. Asker rolüme geri dönerek emin adımlarla karargaha girdim. Toplantı salonunun kapısının önüne geldiğimde ciğerlerime derin bir nefes çektim. Bu heyecan değildi. Gurur hiç değildi. Sadece adı olmayan, alışmak zorunda bırakıldığım acı duygulardan biriydi. Tarifi zor, yaşaması güç... Kapı ardında kadar açıldığında içeri asker rolünde ki kendinden emin ilk adımımı attım. Uzun masa, duvarda harekat haritaları, köşede suskun duran -sanki bize kırgın gibi- bayrak. Düzen yine aynıydı. Değişen tek şey masanın etrafında ki yüzlerdi. İçeriye girmemle hepsi ayağa kalkarak esas duruşa geçti. Her birinin yüzü benim üzerimdeydi. Beni tanıyorlardı. Ya da tanıdıklarını düşünüyorlardı. Hayatta kalan olmak, insanın adından önce geliyordu burada. "Rahat!" dedim. Benimle beraber sandalyelerine oturdular. Karşımda altı kişi vardı. Her biri kendi alanında en iyilerden seçilmişlerdi. Dosyaların önceden okumuştum ama kağıt başka, insan başka şey anlatırdı. Zaman, her birini bana gösterecekti…

Bölümün tamamını WritePad'de oku