Bir Yazlık Yalanı

Yanlış Anlaşılma

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Tekne turu akşamüstü sona erdi. Güneş ufukta yavaş yavaş kaybolurken liman altın rengine bürünmüştü. Herkes yorgun ama mutluydu. Yağız ve Banu, farkında olmadan en arkada yürüyordu. Aralarındaki sessizlik artık eskisi gibi rahatsız edici değildi. Bazen hiçbir şey söylemeden de yan yana yürümek yetiyordu. Tam yazlığa döneceklerdi ki genç bir kız koşarak Yağız’ın yanına geldi. “Yağız!” Yağız şaşkınlıkla arkasını döndü. “Ece?” Kız hiç düşünmeden Yağız’a sarıldı. “Seni burada göreceğimi hiç tahmin etmemiştim!” Banu’nun adımları yavaşladı. Kalbi, biraz önceki neşesini kaybetmiştı. “Ece mi?” Yağız gülümseyerek kızın sırtını sıvazladı. “Ne zamandır görüşemiyoruz.” “İki yıl oldu.” “Evet.” Banu, istemeden onları izliyordu. İçinde tarif edemediği garip bir his oluşmuştu. Canı sıkılmıştı. Hem de nedenini bilmeden… Ece sonunda Yağız’dan ayrıldı. “Akşam arkadaşlarla sahilde oturacağız. Sen de gelsene.” Yağız cevap vermeye hazırlanırken Banu yürümeye devam etti. Yağız arkasından seslendi. “Banu!” Banu durmadı. Sadece elini kaldırdı. “Ben gidiyorum.” Ses tonu soğuktu. Yağız şaşırdı. “Az önce ne oldu?” Yazlığa döndüklerinde Banu doğruca odasına çıktı. Kapıyı kapatıp balkona geçti. Denizi izlemeye başladı. “Bana ne? Kiminle görüşürse görüşsün.” Kendi kendine söylendi. “Sonuçta birbirimizi daha yeni tanıyoruz.” ama içindeki huzursuzluk geçmiyordu. Tam o sırada kapı çaldı. “Banu.” Yağız’ın sesiydi. “Bana biraz izin verir misin?” “Bana mı küstün?” “Hayır.” “Yalan söylüyorsun.” Banu kapıyı açtı. “Neden yalan söyleyeyim?” “Çünkü limanda bir anda değiştin.” “Değişmedim.” “Değiştin.” Banu gözlerini kaçırdı. “Canım sıkkındı.” “Neden?” “Sebebi yok.” Yağız birkaç saniye onu izledi. Sonra hafifçe gülümsedi. “Yoksa…” Banu kaşlarını çattı. “Yoksa ne?” “Kıskandın mı?” Banu’nın gözleri büyüdü. “Ne?” “Kıskandın galiba.” Banu kısa bir kahkaha attı. “Sen gerçekten kendini çok önemli sanıyorsun.” “Demek kıskanmadın.” “Hayır.” “Emin misin?” “Kesinlikle.” “O zaman rahatladım.” Banu istemsizce sordu. “Neden?” “Çünkü Ece benim sevgilim değil.” Banu cevap vermedi. Yağız gülümsemeye devam etti. “Çocukluk arkadaşım.Başka bir şey değil.” Banu’nın omuzlarındaki gerginlik yavaşça dağıldı. “Bana bunu neden anlatıyorsun?” “Çünkü yanlış anlamanı istemedim.” İkisi de sustu. Banu usulca gülümsedi. “Ben zaten yanlış anlamamıştım.” Yağız kahkaha attı. “Tabii.” “Gerçekten.” “Yüzündeki ifadeyi görmeliydin.” “Nasılmış?” “Sanki limandaki bütün martılar seni rahatsız etmiş gibi.” Banu eline geçen yastığı Yağız’a fırlattı. “Çık odadan!” Yağız yastığı havada yakaladı. “Gördün mü?” “Neyi?” “Demek ki bana kızmışsın.” “Yağız!” İkisi de gülmeye başladı. Tam o sırada aşağıdan Hasan Bey’in sesi duyuldu. “Çocuklar! Çabuk aşağı gelin!” İkisi aynı anda balkondan aşağı baktı. Hasan Bey heyecanla elindeki afişi gösteriyordu.m“Kasabanın geleneksel gece hazine avı başlıyor!” Derya Hanım gülerek ekledi. “Takımlar ikişer kişilikmiş.” Sevim Hanım hiç vakit kaybetmeden konuştu.n“Banu ile Yağız aynı takım.” İkisi aynı anda itiraz etti. “Olmaz!” ama aileler çoktan kararlarını vermişti. Yarım saat sonra ellerinde bir harita ve ilk ipucuyla, gecenin karanlığında birlikte maceraya atılacaklarından henüz haberleri yoktu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku