Bir Yazlık Yalanı

Sessiz Değişim

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Yazlığa döndüklerinde saat gece yarısını geçmişti. Yağmur dinmiş, geriye yalnızca ıslak toprağın ve denizin kokusu kalmıştı. Kimse konuşmuyordu. Sevim Hanım sessizliği bozdu. “Haydi çocuklar, üstünüzü değiştirin. Yoksa hasta olacaksınız.” Banu başını salladı. “Tamam anne.” Merdivenlere yönelirken arkasından Yağız’ın sesi geldi. “Banu.” İlk kez adını bu kadar yumuşak söylemişti. Banu dönüp ona baktı. “Ne oldu?” Yağız elini cebine attı. “Bu bende kalmış.” Avucunu açtı. Banu’nın saç tokası… Koşarken düşmüş olmalıydı. Banu şaşkınlıkla tokayı aldı. “Bunu nerede buldun?” “Fenerin önünde.” “Atabilirdin.” Yağız hafifçe gülümsedi. “Sevdiğin şeyleri kaybetmeyi pek sevmiyorsun.” Banu istemsizce gülümsedi. “Haklısın.” Kısa bir sessizlik oldu. “Şey…” “Ne?” “Bugün… bilekliğimi bulduğun için tekrar teşekkür ederim.” Yağız omuz silkti. “Teşekkür edecek bir şey yapmadım.” “Ben olsam belki o kadar uğraşmazdım.” “Ama ben uğraştım.” “Neden?” Yağız bu soruyu beklemiyordu. Bir an sustu. Sonra gözlerini kaçırdı. “Bilmiyorum.” Banu onun cevabına gülümsedi. “Bence biliyorsun.” Yağız da gülümsedi. “Belki.” İkisi de odalarına çıktı ama o gece uyumak hiç de kolay olmadı. Ertesi sabah… Banu erkenden uyandı. Ev sessizdi. Kimse kalkmamıştı. Mutfağa gidip kendine bir fincan kahve hazırladı. Kupasını alıp bahçeye çıktı. Deniz sabah güneşinin altında pırıl pırıl parlıyordu. Tam ilk yudumu alacaktı ki arkasından tanıdık bir ses duydu. “Benim kahvem nerede?” Banu arkasını döndü. Yağız, dağınık saçlarıyla kapıda durmuş esniyordu. “Ben kahveci miyim?” “Bilmiyorum.” “Öyle davranıyorsun.” “Ne alaka?” “Kendine yapmışsın.” Banu kahkaha attı. “İstersen sana da yaparım.” Yağız şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. “Gerçekten mi?” “Şaşırdın.” “Biraz.” “Neden?” “Dün bana ‘baş belası’ diyordun.” “Bugün demiyorum.” “Bu gelişme sayılır.” “Şımarma.” Yağız gülümseyerek masaya oturdu. “Tamam, şımarmam.” Banu mutfağa girip ikinci kahveyi hazırladı. Kupayı Yağız’ın önüne bıraktı. Yağız ilk yudumu aldı. Sonra yüzünü buruşturdu. Banu hemen telaşlandı. “Ne oldu?” “Berbat.” Banu’nın yüzü düştü. “Ciddi misin?” Yağız bir saniye daha ciddi kalmaya çalıştı. Sonra kahkahasını tutamadı. “Şaka yaptım.” Banu elindeki peçeteyi alıp ona fırlattı. “Yağız!” Peçete omzuna çarpınca daha da gülmeye başladı. “İlk defa bana bir şey attın.” “Az bile.” “Bir tane daha at.” “Hiç komik değilsin.” “Bence çok komiğim.” Tam o sırada iki anne bahçeye çıktı. İkisini birlikte gülerken görünce durdular. Sevim Hanım, Derya Hanım’ın kulağına eğildi. “Bunlar dün sabaha kadar birbirlerini yiyordu.” Derya Hanım gülümseyerek fısıldadı. “Bence artık birbirlerini yemiyorlar…Birbirlerine alışıyorlar.” Banu ile Yağız bunu duymamıştı. Çünkü ikisi de aynı anda kahvelerinden bir yudum alırken göz göze gelmişti. Bu kez ikisi de bakışlarını hemen kaçırmadı. İkisi de içten içe aynı şeyi hissediyordu. Artık birbirlerinin canını sıkmaktan çok birlikte vakit geçirmek hoşlarına gitmeye başlamıştı ve bunun ikisini de biraz korkuttuğunu henüz birbirlerine söyleyemiyorlardı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku