Bir Nefes Uzağında
Yazar: Young Ladyyy

Toz bulutu yavaş yavaş dağılırken koridor yeniden görünmeye başladı. Devrilen çelik platform, geçidin tam ortasını kapatmıştı. Başkan ve adamları platformun diğer tarafında kalmış, Yağız ile Banu ise Kemal, Ahmet Usta ve Ece’yle birlikte öbür tarafta sıkışmıştı. Birkaç saniyelik sessizlikten sonra herkes derin bir nefes aldı. Banu hâlâ Yağız’ın üzerine düşmüş olduğunu fark edince hızla doğrulmaya çalıştı. Tam kalkacakken ayağı kaydı ve yeniden Yağız’ın üzerine düştü. Yağız yüzünü buruşturup gülümseyerek, “Galiba üzerimde oturmayı sevdin.” dedi. Banu gözlerini kocaman açtı. “Ne?” “İkinci kez oldu.” “Yer kaygan.” “Suçu yine zemine attın.” “Çünkü bu kez gerçekten zemin suçlu.” Yağız kahkaha attı. “Peki.” Banu sonunda ayağa kalktı, üstündeki tozları silkeledi ve hafifçe omzuna vurdu. “Gülme.” “Neden?” “Çünkü sinir oluyorum.” “Sen sinirlenince daha komik oluyorsun.” “Yağız…” “Tamam, sustum.” “İnanmıyorum.” “Ben de.” İkisi de istemeden gülmeye başladı. Ela onları birkaç saniye izledikten sonra başını iki yana salladı. “Siz gerçekten normal değilsiniz.” Banu omuz silkti. “Bunu son birkaç gündür çok duyuyorum.” Yağız hemen ekledi. “Ben alıştım.” “Ben alışamadım.” “Biraz daha zaman ver.” Banu gözlerini devirdi. “Sen kendine fazla güveniyorsun.” “Haklı olabilirim.” “Hayır.” “Biraz.” “Hiç.” Kemal gülümseyerek araya girdi. “Siz tartışırken adamlar kaçacak.” İkisi aynı anda sustu. “Doğru.” dediler yine aynı anda. Yağız gülerek Banu’ya baktı. “Yine aynı anda.” Banu iç çekti. “Buna alışmaya başladım.” “İlerleme var.” “Abartma.” Platformun diğer tarafındaki Başkan bastonuna dayanarak onlara bakıyordu. Yüzünde hâlâ sakin bir ifade vardı. “Kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz?” diye seslendi. Yağız platforma yaklaşarak, “Bizi durduramadın.” dedi. Başkan hafifçe gülümsedi. “Henüz.” Ela sertçe karşılık verdi. “Onlara ulaşamayacaksınız.” Başkan bu kez ilk kez Ela’ya dikkatle baktı. “Demek sonunda tarafını seçtin.” Koridorda kısa bir sessizlik oluştu. Banu şaşkınlıkla Ece’ye döndü. “Ne demek istedi?” Ela gözlerini kaçırdı. “Sonra anlatacağım.” Yağız kaşlarını çattı. “Hayır.” “Ela…Artık sonra diye bir şey kalmadı.” Eşa derin bir nefes aldı. “Aslında…ben yıllarca Başkan için çalıştım.” Bu cümleyle birlikte herkes donup kaldı. Banu inanamaz gözlerle ona baktı. “Ne?” “Dosyaları ben taşıdım.Mesajları ben ilettim.Sizi izleyen kişilerden bazılarını ben yönlendirdim.” Yağız’ın sesi sertleşti. “Bizi kandırdın.” Ela başını öne eğdi. “Evet ama sonradan her şeyi öğrendim ve pişman oldum.” Banu hayal kırıklığıyla konuştu. “O yüzden mi sürekli bizi kurtarmaya çalışıyordun?” Ela sessizce başını salladı. “Çünkü artık doğru olanı yapmak istiyorum.” Yağız uzun süre ona baktı. Sonra yavaşça konuştu. “Sana güvenmeli miyiz?” Ela acı bir tebessüm etti. “Yerinde olsam güvenmezdim.” Banu hemen Yağız’a döndü. “Ne düşünüyorsun?” Yağız birkaç saniye sustu. “Yalan söyledi. Evet ama bizi kurtardığı da doğru.” Banu başını salladı. “Ben de aynı şeyi düşündüm.” Yağız gülümseyerek ona baktı. “Bak, yine aynı fikirdeyiz.” Banu dudaklarını büzdü. “Keyfin yerine gelmesin.” “Neden?” “Çünkü birazdan yine kavga edeceğiz.” “Planın bu mu?” “Evet.” “Benim de hoşuma gidiyor.” Banu hafifçe güldü. “Sen gerçekten garipsin.” “Sen de beni bırakmıyorsun.” “Kim bırakmıyor?” “Dün üç kez peşimden geldin.” “Merak ettim.” “Beni mi?” “Hayır.” “O zaman?” “Başına ne bela açacağını.” Yağız kahkaha attı. “İçinde biraz da beni merak etmek vardı.” Banu cevap vermeden yürümeye başladı. Yağız arkasından seslendi. “Cevap vermedin.” Banu arkasına dönmeden gülümsedi. “Bazı cevaplar söylenmez.” “Anlaşılır mı?” “Eğer yeterince zekâ varsa.” “Demek bana güveniyorsun.” “Demek istediğim o değildi.” “Ben öyle anladım.” Banu başını iki yana salladı. “Bir gün seni susturacağım.” Yağız muzipçe sordu. “Nasıl?” Banu bu kez dönüp gözlerinin içine baktı. Yanakları hafifçe kızarmıştı. “Onu zamanı gelince görürsün. Yağız birkaç saniye dondu. Kemal gülümseyerek omzuna dokundu. “Evlat…Bu kavgayı kazanamayacaksın.” Yağız gözlerini hâlâ…