Bir Yazlık Yalanı

Öldü Sanılan Adam

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Koridorda yankılanan sessizlik, Yağız’ın ağzından çıkan tek kelimeyle bozuldu. “Amca…” Banu şaşkınlıkla önce Yağız’a, sonra karşılarındaki adama baktı. Adamın yüzünde yılların izleri vardı ama bakışları şaşırtıcı derecede sakindi. Dudaklarının kenarında beliren hafif gülümseme ise sanki bu karşılaşmayı uzun zamandır beklediğini anlatıyordu. Adam ağır adımlarla öne çıktı. “Demek beni hatırlıyorsun.” dedi. Yağız’ın çenesi sıkıldı. “Hatırlamıyorum.” Adam kaşlarını kaldırdı. “Az önce amca dedin.” “Çünkü babamın eski fotoğraflarında seni gördüm.” Adam başını eğerek gülümsedi. “Yine de beni tanımış olman güzel.” Yağız’ın sesi giderek sertleşti. “Sen yıllar önce öldün.” “Hayır.” “Bize öyle söylendi.” Adam derin bir nefes aldı. “Bazı insanların ölmüş görünmesi, hayatta kalabilmeleri için gerekir.” Banu merakla sordu: “Yani yıllardır saklanıyordunuz?” Adam gözlerini ona çevirdi. “Evet.” “Neden?” “Çünkü peşimde olanlar sadece beni değil, bütün ailemi öldürmek istiyordu.” Yağız öfkeyle bir adım attı. “O zaman neden dönmedin?” “Dönemezdim.” “Neden?” “Çünkü dönersem önce abin…” Kısa bir an durdu.“…sonra da sen ölürdünüz.” Yağız’ın gözleri büyüdü. “Benim ağabeyim yok.” Adam hüzünle gülümsedi. “Yok…Çünkü doğmadan önce annen bebeğini kaybetti.” Bu söz, Yağız’ın bütün dengesini bozdu. Yüzündeki öfke yerini şaşkınlığa bıraktı. Banu hemen ona döndü. “İyi misin?” Yağız gözlerini adamdan ayırmadan cevap verdi. “Bunu…benden başka kimse bilmiyordu.” Adam başını salladı. “Çünkü o gece hastaneye anneni ben yetiştirdim.” Koridorda kimsenin nefes almaya cesaret edemediği birkaç saniye geçti. Kemal sessizce gözlerini kapattı. “Artık her şeyi anlatmanın zamanı geldi.” Amca başını salladı. “Anlatacağım.Önce dosyayı ver.” Yağız dosyayı biraz daha sıkı kavradı. “Hayır.” Adam hafifçe gülümsedi. “İnatçılığın aynı babana benziyor.” Yağız hiç düşünmeden cevap verdi. “Sen de emir vermeyi hâlâ bırakamamışsın.” Banu araya girdi. “Bir dakika.” İkisi de ona döndü. Banu kollarını göğsünde bağladı. “Ben bir şeyi anlamıyorum.” “Neyi?” diye sordu amca. “Madem bizi korumaya çalışıyorsunuz…neden peşimize adam taktınız?” Adam başını iki yana salladı. “Ben kimseyi göndermedim.” “E festivalde bizi izleyenler?” “Benim değildi.” “E depodakiler?” “Onlar da değildi.” Banu bu kez Yağız’a döndü. “Bak.” “Neye bakayım?” “Ortada herkesin peşinde olduğu bir dosya var.” “Evet.” “Kimse kimseyi tanımıyor.” “Evet.” “Herkes birbirine yalan söylemiş.” “Evet.” Banu derin bir nefes verdi. “Ben bu hikâyede kim iyi, kim kötü artık anlamıyorum.” Yağız istemsizce güldü. “İlk defa aynı noktadayız.” Banu kaşlarını kaldırdı. “Yani?” “Ben de anlamıyorum.” “Harika.” “Nesi harika?” “İkimiz de kaybolmuşuz.” Yağız gülümseyerek ona baktı. “Sen varsan yolu buluruz.” Banu hemen gözlerini devirdi. “Yine mi?” “Ne yine mi?” “Şu cümlelerin.” “Hangileri?” “Beni utandıranlar.” Yağız masum bir ifadeyle omuz silkti. “Ben normal konuşuyorum.” “Hayır.” “Evet.” “Hayır.” “Evet.” Kemal gülmeye başladı. “Siz ikinizin ciddi konuştuğunu bir gün görebilecek miyim?” Banu hiç düşünmeden cevap verdi. “Hayır.” Yağız aynı anda konuştu.“Sanmıyorum.” İkisi yine birbirlerine baktılar. Banu dudaklarını büzdü. “Yine aynı anda konuştuk.” Yağız gülümsedi. “Alışıyorsun.” “Hayır.” “Bak, yine inat.” “İnat değil.” “Peki ne?” “Haklı olmak.” “Hep mi?” “Genelde.” Yağız kahkahasını tutamadı. “Özgüvenine hayranım.” “Ol.” “Oldum zaten.” “İltifat etmeyi bırak.” “Bırakırsam üzülür müsün?” Banu kısa bir an sustu. Sonra gözlerini kaçırarak mırıldandı: “…Belki.” Yağız’ın yüzündeki gülümseme bir anda yumuşadı. Tam o sırada amca sert bir sesle, “Sessiz olun!” dedi. Herkes bir anda sustu. Koridorun diğer ucundan bu kez yavaş, ağır ama kararlı ayak sesleri geliyordu. Tak… Tak… Tak… Altı siyah giyimli adam bir anda iki yana çekildi. Onların arasından siyah takım elbiseli, ellili yaşlarında bir adam yürüyerek öne çıktı. Elindeki bastonun metal ucu zemine her vurduğunda koridor yankılanıyordu. Adam, Yağız’ın gözlerinin içine bakarak hafifçe gülümsedi. “Niha…

Bölümün tamamını WritePad'de oku