Marina 17
Yazar: Young Ladyyy

Yağız, avucunun içindeki pirinç anahtara uzun süre baktı. Ay ışığı anahtarın üzerindeki 17 rakamını belirginleştiriyordu. Birkaç saniye önce yaşanan kovalamacanın heyecanı henüz dinmemişti ama artık ikisinin de aklında tek bir soru vardı. Banu sessizliği bozdu. “Marinada emanet kasalar mı var?” Yağız başını salladı. “Evet.” “Emin misin?” “Çocukken babamla birkaç kez gitmiştim. Anahtarların üzerinde sadece numara olurdu.” Banu kollarını göğsünde bağladı. “O zaman hâlâ burada ne bekliyoruz?” Yağız gülümseyerek ona baktı. “Az önce tek başıma koştuğum için bana kızan sen değil miydin?” “Bendim.” “Şimdi sen beni koşturuyorsun.” “Arada fark var.” “Neymiş?” “Ben mantıklı konuşuyorum.” Yağız kahkaha attı. “Bunu kendi kendine mi söyledin?” “Hayır.” “Nereden biliyorsun?” “Çünkü senin mantıklı konuşmadığın her günü gördüm.” “Abartıyorsun.” “Hiç sanmıyorum.” Kemal yanlarına yaklaşarak boğazını temizledi. “İkiniz de haklısınız.” Banu ile Yağız aynı anda ona döndü. “Nasıl yani?” diye sordular. Kemal gülümseyerek omuz silkti. “Banu, Yağız’ın tek başına hareket etmesini istemekte haklı. Yağız da zaman kaybetmek istememekte haklı.” Yağız başını salladı. “Bak, biri beni anlıyor.” Banu gözlerini devirdi. “Sen bunu zafer sanıyorsan gerçekten yardıma ihtiyacın var.” “Sen yardım eder misin?” “Hayır.” “Bir dakika önce ediyordun.” “O zaman sinirimi bozmamıştın.” Yağız alçak sesle güldü. “Çok zor bir kadınsın.” Banu hemen karşılık verdi. “Sen de çok sabır isteyen bir adamsın.” Ahmet Usta bastonuna dayanarak yanlarına geldi. “Bu tartışmayı sabaha bırakırsanız iyi olur.” Kemal başıyla marinayı işaret etti. “Güneş doğmadan oraya ulaşmalıyız.” Marina, gecenin bu saatinde neredeyse bomboştu. İskele boyunca dizilen tekneler hafif dalgalarla sallanıyor, direklerden gelen metal sesleri gecenin sessizliğine karışıyordu. Uzakta yalnızca güvenlik kulübesindeki lambalar yanıyordu. Yağız etrafı dikkatlice süzdü. “Birileri bizi takip ediyor olabilir.” Banu hemen arkasına baktı. “İçimi hiç rahatlatmadın.” “Rahat ol.” “Az önce takip ediliyor olabiliriz dedin.” “Olabiliriz.” “Sonra rahat ol dedin.” “Evet.” “Çelişkinin sözlük anlamı sensin.” Yağız gülerek ellerini kaldırdı. “Tamam, düzeltelim.” “Neyi?” “Rahat olmana gerek yok.” Banu kaşlarını kaldırdı. “Teşekkür ederim.” “Rica ederim.” “Gerçekten bazen seni…” “Ne?” “…denize atma fikri çok mantıklı geliyor.” Yağız sahile bakıp gülümsedi. “Bu gece üçüncü kez söyledin.” “Sayıyor musun?” “Dördüncü de gelir diye bekliyorum.” “Gelir.” “Şaşırmadım.” Kemal başını iki yana salladı. “Siz evlenirseniz bütün mahalle eğlenir.” İkisi de aynı anda durdu. Banu’nun yüzü kıpkırmızı oldu. “Kim evleniyor?” Yağız öksürüyormuş gibi yaparak gözlerini kaçırdı. “Öyle bir şey söylemedi.” Kemal masum bir ifadeyle gülümsedi. “Ben sadece ihtimal söyledim.” Banu, Yağız’a dönerek fısıldadı. “Bir kişi daha bizi yakıştırırsa kasabayı terk edeceğim.” Yağız da aynı alçak sesle cevap verdi. “Beraber mi?” Banu dirseğiyle hafifçe onun koluna vurdu. “İşte tam da bu yüzden.” Yağız kolunu tutarak abartılı bir ifadeyle inledi. “Canıma kastın var.” “Henüz yok.” “Henüz mü?” “Karar aşamasındayım.” İkisi yine istemeden gülmeye başladı. Tam o sırada marinanın güvenlik binasının arkasından metal bir kapının kapanma sesi geldi. Tak! Herkes aynı anda sustu. Yağız elini refleksle Banu’nun önüne uzattı. “Arkamda kal.” Banu kaşlarını çattı. “Emir vermeyi bırak.” “Bu emir değil.” “Ne?” “Rica.” Banu kısa bir an ona baktı. Sonra usulca başını sallayıp arkasına geçti. Yağız yavaş adımlarla emanet kasalarının bulunduğu koridora ilerledi. Duvar boyunca numaralandırılmış çelik dolaplar sıralanıyordu. 11… 12… 13… Numaralar ilerledikçe koridor daha da karanlıklaşıyordu. Sonunda… 17. Yağız avucundaki anahtarı kilide yerleştirdi. Derin bir nefes aldı. “Hazır mısın?” diye sordu Banu’ya. Banu gözlerini kasadan ayırmadan cevap verdi. “Hayır.” “Ben de değil.” İkisi birbirine kısa bir bakış attı. Sonra Yağız anahtarı yavaşça çevirdi. Kilitten gelen “çıt” sesi, koridorun sessizliğinde f…