Bir Yazlık Yalanı

Gizli Geçit

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Depodaki sessizlik, yerin altından gelen ağır ayak sesleriyle bozuldu. Banu, farkında olmadan Yağız’ın elini biraz daha sıkı tuttu. Yağız ise gözlerini karanlıktan ayırmadan fısıldadı: “Sakin ol. Önce kimin geldiğini görelim.” Banu kaşlarını çattı. “Bana sakin ol diyorsun ama kendin nefes bile almıyorsun.” Yağız, gerginliğin ortasında bile hafifçe gülümsedi. “Demek nefesimi bile takip ediyorsun.” “Sinirimi bozma.” “Şu an mı?” “Özellikle şu an.” Kemal ikisinin atışmasını şaşkınlıkla izledi. “Çocuklar…” dedi kısık bir sesle. “Bence romantik tartışmanızı daha güvenli bir zamana bıraksanız iyi olur.” Banu utançla Yağız’a baktı. “Romantik falan değil.” Yağız omuz silkti. “Bence de değil.” Kemal başını iki yana salladı. “Birbirinizin elini bırakmadan tartışıyorsunuz.” İkisi aynı anda ellerine baktı. Banu hızla elini çekti. “Ben sadece…” Yağız sözünü tamamladı. “…düşmesin diye tutuyordu.” “Ben öyle demeyecektim.” “Ne diyecektin?” “Hiç.” Yağız gülümseyerek başını salladı. “Tahmin etmiştim.” Banu ona sert bir bakış attı. “Şu durumdan sağ çıkarsak ilk iş seni denize atacağım.” “Bu tehdit hoşuma gitti.” Tam o sırada deponun arka tarafındaki ahşap kapak tamamen açıldı. Üçü de aynı anda sustu. Karanlığın içinden yaşlı bir adam çıktı. Elinde gaz lambası vardı. Lambanın titrek ışığı yüzünü aydınlatınca Kemal derin bir nefes verdi. “Ahmet…” Yaşlı adam başını kaldırdı. “Kemal.” İki adamın birbirini tanıdığı belliydi. Yağız hemen sordu: “Siz kimsiniz?” Yaşlı adam ağır adımlarla yanlarına geldi. “Ben Ahmet Usta.” dedi. “Bu deponun bekçisiydim.” “Yıllardır mı?” “Kırk yıldır.” Banu şaşkınlıkla etrafına baktı. “Burada mı yaşıyorsunuz?” Ahmet Usta gülümsedi. “Yaşamıyorum.” “Peki bu geçit?” “Eski balıkçı tüneli.” Yağız’ın kaşları çatıldı. “Tünel mi?” Ahmet Usta gaz lambasını aşağıya doğru tuttu. “Bu depo eskiden denizden gizlice yük taşımak için kullanılırdı.” Kemal söze girdi. “Ve bu geçidi sadece birkaç kişi biliyordu.” Tam o sırada dış kapıya sert bir tekme vuruldu. Gümm! Banu irkilerek omzunu Yağız’ın koluna yasladı. Kapının ardından boğuk bir ses yükseldi. “Kapıyı açın!” Bir tekme daha… Eski kapı yerinden oynadı. Yağız hızla Kemal’e döndü. “Ne kadar dayanır?” Kemal kapıya baktı. “En fazla birkaç dakika.” Ahmet Usta hiç vakit kaybetmeden tüneli işaret etti. “Ben önden gideceğim.” Yağız başını salladı. “Hayır.” Ahmet Usta şaşkınlıkla ona baktı. “Neden?” “Önce Banu geçecek.” Banu hemen itiraz etti. “Olmaz.” Yağız sertçe baktı. “Olur.” “Ya sen?” “Ben en son geleceğim.” “Kesinlikle olmaz.” Yağız hafifçe gülümsedi. “Yine mi inat?” “Bu kez haklıyım.” “Her zaman öyle söylüyorsun.” “Çünkü genelde öyle.” Kemal ikisinin arasına girdi. “Şu an bunun sırası değil.” Banu kollarını bağladı. “Hayır, sırası tam da şimdi.” Yağız şaşkınlıkla güldü. “Ciddi misin?” “Evet.” “Kapıyı kırmaya çalışıyorlar.” “Farkındayım.” “Biz tartışıyoruz.” “Onu da fark ettim.” Yağız başını iki yana salladı. “İnanılmazsın.” Banu gözlerini devirdi. “Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.” Yağız istemsizce güldü. “Edemezsin.” “Çoktan ettim.” Tam o sırada kapının kilidi büyük bir gürültüyle yerinden fırladı. Çat! Ahşap kapı birkaç santimetre aralandı. Dışarıdan bir el uzanıp kapıyı zorlamaya başladı. Ahmet Usta sert bir sesle, “Hemen tünele!” diye bağırdı. Kemal dosyayı Yağız’ın eline sıkıştırdı. “Ne olursa olsun bunu kaybetme.” Yağız dosyayı kolunun altına aldı. Diğer eliyle Banu’nun elini tuttu. “Bu kez itiraz yok.” Banu derin bir nefes aldı. “Sadece bir şartla.” “Neymiş?” “Yolda beni bırakırsan…” Yağız onun sözünü gülümseyerek tamamladı. “…ömür boyu beni denize atarsın.” Banu gerginliğin arasında bile gülmeden edemedi. “Anlaştık.” Tam o anda kapı büyük bir gürültüyle tamamen kırıldı. İçeri giren siyah giyimli üç kişi, fenerlerin ışığında etrafa bakındı ancak Yağız, Banu, Kemal ve Ahmet Usta çoktan gizli tünele inmişti. Onlardan habersiz, siyah giyimli adamlardan biri depoda yere düşen eski fotoğrafı aldı. Fotoğrafın arkasını çevirince yüzündeki ifade değişti. “Demek gerçekten bulmuşlar…”…

Bölümün tamamını WritePad'de oku