Bir Yazlık Yalanı

Gece Yarısı

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Saatler yavaş ilerliyordu. Yazlığın içinde herkes normal davranmaya çalışsa da gerginlik artık hissediliyordu. Sevim Hanım sürekli pencereye bakıyor, Hasan Bey ise bahçede gereğinden uzun süre oyalanıyordu. Kimse yüksek sesle konuşmuyor, sanki evin duvarları bile yaklaşan geceyi bekliyordu. Banu ise odasında yatağın kenarına oturmuştu. Elindeki anahtarı defalarca çeviriyor, aklından aynı soru geçiyordu. “Gitmeli miyiz?” Kapısı hafifçe tıklandı. “Gel.” Kapı aralandığında içeri Yağız girdi. Üzerinde koyu renk bir tişört vardı. Yüzündeki ifade her zamankinden daha ciddiydi. “Konuşabilir miyiz?” Banu başını salladı. Yağız pencerenin önüne kadar yürüdü. Bahçeye baktıktan sonra sessizce konuştu “Bu gece depoya gideceğim.” Banu hiç şaşırmadı. “Biliyordum.” “Gelmeni istemiyorum.” “Neden?” “Çünkü tehlikeli.” Banu ayağa kalktı. “Bu konuşmayı daha önce de yaptık.” “Bu farklı.” “Hayır.” Banu gözlerinin içine baktı. “Farklı değil. Sen yine tek başına her şeyi çözmeye çalışıyorsun.” Yağız derin bir nefes verdi. “Sana bir şey olursa…” “Ya sana olursa?” Bu kez susan Yağız oldu. Banu yavaşça yanına yaklaştı. “Ben seni yalnız bırakmayacağım.” Yağız gülümsemeye çalıştı. “Çok inatçısın.” “Sen de.” İkisi de istemsizce güldü. Yağız elindeki anahtarı gösterdi. “O zaman bir şartım var.” “Neymiş?” “Ne olursa olsun benden uzaklaşmayacaksın.” Banu hiç düşünmeden elini uzattı. “Söz.” Yağız onun uzattığı eli tuttu. “Söz.” İkisi de ellerini bırakmadı. Tam o sırada kapı bir anda açıldı. Kapıda Hasan Bey duruyordu. İkisini el ele görünce kaşlarını kaldırdı. “Rahatsız mı ettim?” Banu ile Yağız aynı anda ellerini çekti. “Hayır!” Hasan Bey gülümseyerek başını salladı. “Merak etmeyin, genç olduk biz de.” Banu utançtan kıpkırmızı kesildi. “Hasan amca!” Hasan Bey kahkaha attı. “Tamam, tamam. Takılmadan duramıyorum.” Yağız da gülmeye başladı. “Bir gün başımıza iş açacaksın.” “Ben mi? Siz zaten kendi başınıza yeterince iş açıyorsunuz.” Odadaki gergin hava bir anda dağılmıştı. Gece yarısına on dakika kala yazlık sessizliğe büründü. Işıklar sönmüş, herkes odasına çekilmiş gibi görünüyordu. Banu kapısını sessizce açtı. Koridorda Yağız onu bekliyordu. “Hazır mısın?” “Hazırım.” Sessiz adımlarla merdivenlerden indiler. Tam kapıyı açacakları sırada salondan bir ses geldi. “Nereye böyle?” İkisi de oldukları yerde dondu. Kanepede oturan Hasan Bey elindeki kitabı kapattı. “Aslında geleceğinizi tahmin etmiştim.” Yağız mahcup bir ifadeyle gülümsedi. “Uyumadın mı?” “Bu evde siz varken rahat uyunur mu?” Sevim Hanım da mutfaktan çıktı. Elinde küçük bir el feneri vardı. “Bunu alın.” Banu şaşkınlıkla baktı. “Bizi durdurmayacak mısınız?” Derya Hanım da salona geldi. “Durduramayacağımızı biliyoruz.” Hasan Bey ciddileşti. “O yüzden en azından dikkatli olun.” Sonra cebinden küçük bir düdük çıkardı “Başınız sıkışırsa üç kez çalın.” Yağız düdüğü alırken duygulandı. “Teşekkür ederim.” Hasan Bey omzuna dokundu. “Evlat…Artık bunu tek başına taşımak zorunda değilsin.” Yağız’ın boğazı düğümlendi. Yalnızca başını sallayabildi. Eski tekne deposu, kasabanın en uç noktasında bulunuyordu. Ay ışığı denizin üzerinde gümüş gibi parlıyor, rüzgâr paslı kapıyı hafifçe sallıyordu. Bina yıllardır kullanılmadığı için oldukça bakımsız görünüyordu. Duvarlarını sarmaşıklar kaplamış, pencerelerin çoğu kırılmıştı. Banu istemsizce Yağız’ın koluna yaklaştı. “Burası biraz ürkütücü.” “Ben de çocukken öyle düşünürdüm.” Yağız cebinden anahtarı çıkardı. Paslı kilide yerleştirdi. Anahtar ilk denemede dönmedi. İkinci kez çevirdi. Tak… Kilitten metalik bir ses geldi. Ağır demir kapı yılların sessizliğini bozan uzun bir gıcırtıyla aralandı. İçerisi zifiri karanlıktı. Yağız el fenerini yaktı. Toz zerrecikleri ışığın içinde dans ediyordu. Eski ağlar, kırık kürekler ve yıllardır dokunulmamış sandıklar deponun her yanına dağılmıştı. Tam içeri adım atacakları sırada… Depodan gelen derin bir erkek sesi karanlığın içinden yankılandı “Geç kaldığınızı düşünmeye başlamıştım.” Banu ile Yağız aynı anda oldukları yerde durdu. Fenerin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku