Bir Yazlık Yalanı

Eski İskele

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Banu, Yağız’a sarıldığını fark edince yavaşça geri çekildi. Yanakları kıpkırmızı olmuştu. “E-evet… iyi olduğuna sevindim,” dedi. Yağız gülümsedi. “Galiba bu, bana ikinci kez sarılışın.” Banu utanarak gözlerini devirdi. “Sayıyor musun?” “Unutamıyorum,” diye karşılık verdi Yağız. Banu cevap vermek yerine başını iki yana salladı. “Çok sinir bozucusun.” “Eskisi kadar mı?” diye sordu Yağız. Banu istemsizce gülümsedi. “Hayır… eskisi kadar değil.” Yağız’ın yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü. Bu kısa cümle bile ona yetmişti. İkisi de birkaç saniye birbirlerine baktı. Söylenecek çok şey vardı ama hiçbirini dile getiremediler. Denizden esen hafif rüzgâr sessizliği doldururken, az önce yaşanan korkunun yerini yavaş yavaş tarif edilmesi zor bir huzur almaya başlamıştı. Sahilde oyun oynayan çocuk, ailesine kavuşunca herkes rahat bir nefes aldı. Çocuğun annesi gözyaşları içinde Yağız’a defalarca teşekkür ediyor, babası ise minnettarlığını anlatacak kelime bulamıyordu. Yağız sadece mahcup bir gülümsemeyle başını salladı. Ona göre yaptığı şey, yapılması gerekendi. Dönüş yolunda Banu ile Yağız yan yana yürüdüler. Aralarında uzun süre sessizlik vardı. Ara sıra omuzları birbirine değiyor, ikisi de fark etmiş gibi yapmadan yürümeye devam ediyordu. Sessizlik garip değildi; aksine ikisinin de söyleyemediği duygularla doluydu. Yazlığın bulunduğu sokağa geldiklerinde Banu sonunda sessizliği bozdu." Bir daha böyle düşünmeden kendini tehlikeye atma.” Yağız hafifçe gülümsedi. “Söz veremem.” “Yağız…” “Gerçekten veremem.” Banu derin bir nefes verdi. “Beni çok korkuttun.” Yağız ilk kez şakalaşmadı. Ciddi bir ifadeyle ona baktı. “Özür dilerim.” Bu iki kelime Banu’nun içindeki bütün öfkeyi bir anda söndürmeye yetmişti. Yazlığa vardıklarında Sevim Hanım onları kapıda karşıladı. Üzerlerindeki ıslaklığı görünce telaşlandı, peş peşe sorular sormaya başladı. Yağız, yaşananları mümkün olduğunca kısa anlattı. Evdekiler derin bir nefes alırken, Banu fark ettirmeden Yağız’a baktı. Onu karşısında sağ salim görmek bile içini rahatlatmaya yetiyordu. Üstlerini değiştirdikten sonra herkes günün yorgunluğunu atmak için odalarına çekildi. Yazlığın içinde yeniden sakinlik hâkim olmuştu. Dışarıdan yalnızca martıların sesi ve kıyıya vuran dalgaların uğultusu geliyordu. Akşam yavaş yavaş yaklaşırken yazlık garip bir sessizliğe büründü. Herkes günün yaşattığı telaşın ardından dinlenmeye çalışıyordu. Yağız ise odasının balkonunda durmuş, cebindeki mektuba bakıyordu. Saatine göz attı. Gün batımına kırk dakika kalmıştı. Derin bir nefes aldı. “Gitmeliyim.” Kapıyı sessizce açtı. Kimseye görünmeden merdivenlerden indi. Tam bahçe kapısını açacağı sırada arkasından tanıdık bir ses duyuldu. “Nereye gidiyorsun?” dedi Banu. Yağız gözlerini kapatıp yavaşça arkasını döndü. Banu, kollarını göğsünde bağlamış ona bakıyordu. “Tam tahmin ettiğim gibi.” Yağız hafifçe gülümsedi. “Beni takip mi ettin?” diye sordu. Banu, Yağız’ın yüzündeki ifadeyi dikkatle inceledi. Gün boyunca gülümsemeye çalışmıştı ama şimdi gözlerinin derininde sakladığı yükü açıkça görebiliyordu. İçini kemiren şeyin sadece o mektup olmadığını hissediyordu. “Evet,” dedi Banu hiç tereddüt etmeden.Bu kez sesi her zamankinden daha kararlıydı. “Ne olursa olsun yanında olacağım. Seni yalnız bırakmayacağım.” Yağız kısa bir an sustu. Ardından belli belirsiz gülümsedi. “İnatçısın.” “Bunu senden öğrendim.” Banu “Sen az önce tanımadığın bir çocuk için denize atladın. Ben de sevdiğim…” diyecekken bir anda sustu. İkisinin arasına kısa ama ağır bir sessizlik çöktü. Yağız şaşkınlıkla ona baktı. “Ne dedin?” diye sordu, duyduğundan emin olmak istercesine. Banu gözlerini kaçırdı. “Hiç.” “Hayır,” dedi Yağız usulca. “Bir şey söyleyecektin.” Banu’nun kalbi öylesine hızlı atıyordu ki bunu Yağız’ın bile duyacağını sandı. “Yanlış söyledim,” diyebildi güçlükle. Yağız dudaklarının kenarında beliren küçük tebessümü gizleyemedi. “Tamam.” Bir daha üstelemedi ama ikisi de yarım kalan o cümlenin devamını duymuş gibiydi. Banu derin bir nefes aldı. İçinde bü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku