Bir Yazlık Yalanı

İsimsiz Mektup

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Dönme dolap yeniden hareket etmeye başladığında Banu derin bir nefes verdi. Kabin yavaşça yere yaklaşırken gülümsemeye çalıştı. “Sanırım bir daha asla dönme dolaba binmem.” Yağız hafifçe güldü. “Buna inanmamı mı bekliyorsun? Beş dakika sonra yine sıraya gireriz.” “Hayatta binmem.” “Emin misin?” “Kesinlikle.” “Az önce de denize girmem diyordun.” Banu gülerek omzuna hafifçe vurdu. “Her söylediğim şeyi hatırlamak zorunda mısın?” Yağız omuz silkti. “İşime gelenleri unutamıyorum.” İkisi de gülümseyerek meydandan ayrıldı. Festivalin kalabalığı arkalarında yavaş yavaş silinirken, sahil yoluna doğru yürümeye başladılar. Gecenin serinliği kendini hissettirmiş, denizin üzerinden gelen iyot kokusu rüzgâra karışmıştı. Birkaç dakika önce müzik ve kahkahalarla dolu olan ortam geride kalmış, yerini dalgaların kıyıya usulca çarpan sesi almıştı. Banu kollarını birbirine dolayınca Yağız bunu fark etti. Sessizce ceketini çıkarıp onun omuzlarına bıraktı. “Üşüyorsun.” Banu şaşkınlıkla ona baktı. “Peki ya sen?” “Ben iyiyim.” “Yağız…” “Bir şey söyleme.” Banu, ceketin taşıdığı sıcaklığı hissederken istemsizce gülümsedi. Kumaşa sinmiş hafif parfüm kokusu bile içini garip bir huzurla doldurmuştu. “Teşekkür ederim.” “Her zaman.” Birkaç dakika sessizce yürüdüler. Ne konuşmaya ihtiyaç vardı ne de o sessizliği bozacak bir sebep... Aynı ritimde attıkları adımlar bile birbirlerini anlamalarına yetiyordu. Tam o sırada denizden esen sert bir rüzgâr, beyaz bir zarfı havalandırıp ayaklarının önüne kadar sürükledi. İkisi de aynı anda durdu. Banu eğilip zarfı yerden aldı. “Birinin düşürmüş olmalı.” Tam uzatacağı sırada Yağız’ın yüzündeki ifadenin değiştiğini fark etti. Az önceki rahat tavrının yerinde şimdi derin bir ciddiyet vardı. “Neden öyle baktın?” Yağız hiçbir şey söylemeden zarfı eline aldı. Zarfın üzerinde siyah mürekkeple tek bir isim yazıyordu. Yağız. Banu şaşkınlıkla gözlerini açtı. “Bu... senin adın.” Yağız yazıyı birkaç saniye boyunca sessizce inceledi. Kaşları hafifçe çatılmıştı. “Ben burada olduğumu kimseye söylemedim.” Banu’nun içine açıklayamadığı bir huzursuzluk çöktü. “Belki... aynı isimde başka biridir.” Yağız başını yavaşça iki yana salladı. “Hayır. Bu bana bırakılmış.” Zarfı dikkatlice açtı. İçinden küçük, birkaç kez katlanmış bir kâğıt çıktı. Kâğıdı açar açmaz ikisinin de nefesi kesildi. Üzerinde yalnızca tek bir cümle yazıyordu. "Geçmişinden kaçamazsın. Yarın gün batımında eski iskeleye gel." Denizin uğultusu bir anda daha baskın hâle geldi. Sanki çevredeki bütün sesler uzaklaşmış, geriye yalnızca o tek cümle kalmıştı. Banu gözlerini yazıdan ayıramadı. “Bunu... dün gece yazlığın önüne gelen adamlar göndermiş olabilir mi?” “Olabilir.” “Gitmeyi düşünmüyorsun, değil mi?” Yağız cevap vermedi. Sessizliği, verdiği en net cevaptı. Tam kâğıdı yeniden katlayacakken arkalarından yaşlı bir ses duyuldu. “Affedersiniz evlat…” İkisi de aynı anda döndü. Elinde eski bir gaz lambası taşıyan yaşlı bir balıkçı ağır adımlarla yanlarına yaklaşıyordu. Yüzü yılların izlerini taşıyor, deniz rüzgârı tenini sertleştirmiş görünüyordu. Yağız’a dikkatlice baktı; sanki onu hafızasında bir yere oturtmaya çalışıyordu. “Evet amca?” “Seni bugün ilk kez görmüyorum.” Yağız şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. “Nerede gördünüz?” “Üç gecedir.” Banu’nun yüzündeki ifade bir anda değişti. “Ne demek istiyorsunuz?” Yaşlı adam denizi işaret etti. “Her gece aynı saatte siyah bir cip geliyor. Farlarını kapatıp sahilin karanlık tarafında bekliyor. İçindeki adamlar uzun süre burayı izliyor.” Bir an duraksadı. “Özellikle de şu yazlığı…” Banu ile Yağız aynı anda birbirlerine baktılar. Kalpleri aynı anda hızlanmış gibiydi. Balıkçı alçak sesle devam etti. “Dün gece sizi fark ettiklerini sandım ama emin olamadım. Bugün sizi görünce artık söylemem gerektiğini düşündüm.” Yağız derin bir nefes aldı. “Bize haber verdiğiniz için teşekkür ederim.” Yaşlı adam başını salladı. “Dikkatli olun evlat. O insanların bakışlarında hayır yoktu.” Sonra ağır adımlarla karanlığın içinde kayboldu. Balıkçının ardından…

Bölümün tamamını WritePad'de oku