Bir Yazlık Yalanı

Ödül Tesellisi

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Festival alanındaki kahkahalar hâlâ dinmemişti. Banu ile Yağız’ın tezgâhı un içinde kalmıştı. İkisinin de saçları, yüzleri ve önlükleri bembeyazdı. Sunucu yanlarına gelip gülerek mikrofonu uzattı. “Yarışmanın en eğlenceli takımı kesinlikle sizsiniz!” Kalabalık alkışlamaya başladı. Banu utancından yüzünü kapattı. “Yağız, her şey senin suçun.” Yağız masum bir ifadeyle omuz silkti. “İlk unu sen attın.” “Hayır, sen attın. Ben sadece başlattım.” “İşte sorun da bu.” Sunucu kahkahasını tutamayınca konuşmasına devam etti. “Jürimiz özel bir ödül vermeye karar verdi.” Görevli küçük bir sepet getirdi.öİçinde iki külah dondurma ve kasabanın en eski fotoğraf stüdyosunda çekim hakkı vardı. Banu şaşkınlıkla baktı. “Biz mi kazandık?” “Evet.” Sunucu göz kırptı. “Bazı insanlar yarışmayı kazanamaz ama günü güzelleştirir.” Kalabalık yeniden alkışladı. Festival alanından çıkarlarken Banu külahını uzattı. “Vanilyalıyı ister misin?” Yağız başını salladı. “Ben çikolatalıyım.” “İyi.” “Neden?” “Vanilyamı paylaşmak istemiyorum.” Yağız gülerek dondurmasından bir kaşık aldı. “Ben de çikolatamı.” Tam o sırada Banu’nun dondurması külahtan kaymaya başladı. “Yağız…” “Ne oldu?” “Düşecek!” Gerçekten de topu külahın üzerinden kayıyordu. Yağız hiç düşünmeden uzandı. Dondurma yere düşmeden avucuyla yakaladı. Banu birkaç saniye dondu. Sonra kahkahaya boğuldu. “Sen normal misin?” Yağız elindeki erimiş dondurmaya baktı. “Sanırım değilim.” “Elin mahvoldu.” “Seninki kurtuldu.” Banu gülerek peçete uzattı. “Teşekkür ederim.” Yağız peçeteyi alırken istemeden parmakları Banu’nunkilere değdi. İkisi de bir an durdu. Çevredeki sesler sanki uzaklaştı. Banu ilk kez elini hemen çekmedi. Yağız da… Gözlerini ondan ayıramıyordu. Tam o sırada arkalarından tanıdık bir ses duyuldu. “Demek buradasınız.” İkisi de aynı anda arkalarını döndüler. Ece… Yanında üç arkadaşıyla gülümsüyordu. “Az önce yarışmayı izledik.” Yağız hafifçe gülümsedi. “Rezil olduk.” Ece başını iki yana salladı. “Hayır. Gayet tatlıydınız.” Sonra Banu’ya döndü. “Merhaba. Ben Ece.” “Banu.” Ece sıcak bir gülümsemeyle elini uzattı. “Yağız çocukluğundan beri hiç değişmedi. Hâlâ başını belaya sokuyor.” Banu gülümseyerek Yağız’a baktı. “Bunu fark ettim.” Yağız iki kıza bakıp iç çekti. “İkiniz birleşmeyin.” Ece kahkaha attı. “Geç kaldın.” Bir süre birlikte sohbet ettiler. Ece ve arkadaşları ayrılırken Yağız’a sarıldı. “İyi tatiller.” “Sana da.” Bu kez Banu’nun yüzü değişmedi. Sadece gülümsedi. Yağız bunu fark etti. “Ece’yi kıskanmıyor musun?” Banu dondurmasından bir kaşık aldı. “Neden kıskanayım?” “Emin misin?” “Evet.” “Bu sefer doğru söylüyorsun. Çünkü seni tanıdıkça…” Yağız merakla ona döndü. “…Ece’nin gerçekten çocukluk arkadaşın olduğuna inandım.” Yağız istemsizce gülümsedi. “Demek bana güvenmeye başladın.” Banu cevap vermedi. Sadece denize baktı ama yüzündeki gülümseme her şeyi anlatıyordu. O sırada festival alanındaki hoparlörlerden canlı müzik başladı. Kalabalık meydana doğru akın ediyordu. Sunucunun sesi yeniden yükseldi. “Şimdi sıra en sevilen etkinlikte! Çiftler dans yarışması başlıyor!” Banu ile Yağız aynı anda birbirlerine baktılar. Sonra aynı anda… “Hayır!” dediler ama tam arkalarından iki anne ve iki baba belirdi. Hasan Bey ellerini ovuşturdu. “Bence katılıyorsunuz.” Sevim Hanım gülerek ekledi: “Bu sefer kaçış yok.” Banu ile Yağız birbirlerine baktılar. İkisinin de içinde aynı anda hem heyecan hem de tatlı bir telaş vardı. Çünkü birbirlerine bu kadar yakın durmaları gerekecek ilk an… belki de bu dans olacaktı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku