Söylenmeyenler
Yazar: Young Ladyyy

Denizin üzerinde ay ışığı ince bir yol gibi uzanıyordu. Dalgalar iskeleye usulca vuruyor, gecenin sessizliğini yalnızca cırcır böceklerinin sesi bozuyordu. Banu ile Yağız yan yana oturuyordu. Aralarında yalnızca birkaç santimetre vardı ama ikisi de konuşmuyordu. Yağız derin bir nefes verdi. “Teşekkür ederim.” Banu başını çevirdi. “Ne için?” “Peşimden geldiğin için.” Banu hafifçe gülümsedi. “İnatçısın.” “Öyle miyim?” “Evet.” “Sen de.” İkisi de istemsizce güldü. Sessizlik yeniden aralarına yerleşti. Bu kez sessizlik ağır değildi. Huzurluydu. Banu denizi izlerken yavaşça konuştu. “Kimdi o adam?” Yağız’ın yüzündeki gülümseme silindi. Bir süre cevap vermedi. Sonra cebinden küçük siyah kutuyu çıkardı. Elinde çevirdi. “Geçmişim.” Banu kutuya baktı. “Açmayacak mısın?” “Bilmiyorum.” “İstersen anlatma.” Yağız gözlerini denize çevirdi. “Babamı küçük yaşta kaybettim.” Banu sessizce dinliyordu. “Sonra annem beni tek başına büyüttü.” “Onu biliyorum.” annen söylemişti. “Ama bilmediğin bir şey var.” Yağız birkaç saniye sustu. “Babam ölmeden önce ortağı tarafından dolandırıldı.” Banu şaşkınlıkla ona baktı. “Ne?” “Her şeyimizi kaybettik.” “Annem yıllarca bununla mücadele etti.” “Seni arayan adam…” “O ortağın yanında çalışanlardan biri.” Banu’nın kalbi sıkıştı. “Yani…” “Şimdi patronu ölmek üzereymiş. Benimle görüşmek istiyormuş.” “Sen gidecek misin?” Yağız hiç düşünmeden başını salladı. “Hayır.” “Neden?” “Çünkü bazı insanlar ikinci bir şansı hak etmez.” Banu cevap vermedi. Yağız’ın gözlerinde yıllardır taşıdığı kırgınlığı görebiliyordu. Tam konuşacakken uzaktan bir kahkaha sesi geldi. İki küçük çocuk sahilde yakalamaca oynuyordu. Banu onları izledi. “Çocukken hiç deniz kenarında tatil yaptın mı?” Yağız gülümsedi. “Bir kez.” “Nasıldı?” “Berbattı.” “Neden?” “Denize gireceğim diye çok heyecanlanmıştım.” “Sonra?” “Dalgadan korkup kıyıdan çıkamadım.” Banu kahkahasını tutamadı. “Sen mi?” “Evet.” “Hani çok cesurdun?” “Değilmişim.” “İnanmıyorum.” “Fotoğrafı bile var.” Banu gözlerini kocaman açtı. “Gerçekten mi?” Yağız telefonunu çıkarıp eski fotoğrafı açtı. Yedi yaşlarında, saçları diken diken olmuş, can simidine sarılmış küçük bir çocuk… Banu fotoğrafı görünce gülmekten gözlerinden yaş geldi. “Bu sen misin?” “Evet.” “Çok tatlıymışsın.” Yağız gülümseyerek telefonu geri aldı. “İlk defa bana hakaret etmeden iltifat ettin.” “Bu iltifattı.” “Bir tane daha eder misin?” “Şımarma.” “Birazcık yaa.” Banu başını iki yana salladı. “İmkânsızsın.” Yağız gülerek ayağa kalktı. “O zaman cezamı çekeyim.” “Ne yapacaksın?” Yağız cevap vermedi. İskelede birkaç adım geri çekildi. Sonra aniden koşmaya başladı. “Yağız!” Banu ne olduğunu anlayamadan… Şlappp! Yağız kendini denize bıraktı. Sular etrafa sıçradı. Banu şaşkınlıkla ayağa kalktı. “Deli misin sen?” Yağız suyun içinden gülerek başını çıkardı. “Birazcık.” “Gece gece denize girilir mi?” “Gel.” “Hayatta gelmem.” “Çok eğlenceli.” “Üşürüm.” “Üşümezsin.” Banu kollarını bağladı. “Asla.” Yağız sinsi bir gülümsemeyle iskeleye yaklaştı. “Son kararın mı?” “Evet.” “Emin misin?” “Hem de çok eminim.” Yağız aniden elini uzattı. Banu ne olduğunu anlayamadan bileğinden tuttu. “Yağız, sakın…” Bir hamlede onu da suya çekti. “Yağız!” İkisi birden denize düştü. Banu suyun üzerine çıktığında saçları yüzüne yapışmıştı. Öfkeyle Yağız’a baktı. “Sen…” Yağız kahkahalarla gülüyordu. “Şu an bana gerçekten çok kızgınsın.” Banu birkaç saniye kaşlarını çattı. Sonra dayanamadı. O da gülmeye başladı. Denizin ortasında birbirlerine su sıçratırken kahkahaları gecenin sessizliğine karışıyordu. Tam o sırada yazlığın balkonundan iki anne onları gördü. Sevim Hanım şaşkınlıkla seslendi. “Banu!” Derya Hanım da gülmeye başladı. “Gece yarısı denize mi girdiniz?” Banu ile Yağız aynı anda balkona baktılar. Sonra birbirlerine…ve yine aynı anda kahkahaya boğuldular. İlk kez, hiçbir şey düşünmeden sadece o anın tadını çıkarıyorlardı. İkisinin de fark etmediği tek şey ise… Bu kahkahaların, yavaş yavaş aşka dönüşen duygularını saklamaya artık yetmemeye başlamasıydı. D…