Gece Gelen Misafir
Yazar: Young Ladyyy

Banu, Yağız’ın yüzüne baktığında içini tarif edemediği bir huzursuzluk kapladı. Az önce yıldızlara bakarken gülümseyen çocuk gitmişti.Yerine, gözleri bir anda sertleşen ve yüzü solan biri gelmişti. “Yağız…” dedi fısıltıyla. “Sen iyi misin?” Yağız, siyah cipe gözlerini dikmişti. Çenesini sıktı. “İçeride kal.” Hiç açıklama yapmadan balkondan ayrıldı. Merdivenleri neredeyse koşarak inmeye başladı. “Yağız!” diye seslendi Banu ama duymadı. Ya da duymak istemedi. Banu birkaç saniye tereddüt etti. Sonra o da sessizce peşinden indi. Merdivenlerin son basamağında durdu. Salondan dışarıyı görebiliyordu. Kapının önünde siyah takım elbiseli iki adam bekliyordu. Hasan Bey şaşkınlıkla onlara bakıyordu. Kapıdaki adam fotoğrafı göstererek kalıp kalmadığını tekrar sordu. Tam o anda Yağız kapıya geldi. “Benim.” Adam gözlerini ondan ayırmadan konuştu. “Nihayet.” Cebinden bir zarf çıkardı. “Yağız Demir bunu size vermem gerektiği söylenildi.” dedi. Derya Hanım telaşla oğlunun yanına geldi. “Ne oluyor?” Yağız sakin görünmeye çalışıyordu. “Bir şey yok anne.” Adam hafifçe gülümsedi. “Keşke dediğiniz gibi olsa.” Evde sessizlik oluştu. Banu kapının arkasında nefesini tutmuş onları izliyordu. Yağız adamın gözlerinin içine baktı. “Buraya kadar gelmenize gerek yoktu.” “Başka çaremiz kalmadı.” “Nereden buldunuz beni?” “Bulmak isteyen bulur.” Adam ceketinin iç cebinden küçük, siyah bir kutu çıkardı. Kutuyu Yağız’a uzattı. “Bunu size vermem istenildi.” Yağız kutuya baktı. Açmadı. “Söyleyin.” Adam derin bir nefes aldı. “Onun durumu ağır.” Yağız’ın yüzündeki bütün renk çekildi. “…Ne?” “Sizi görmek istiyor.” Derya Hanım şaşkınlıkla oğluna döndü. “Kim?” Yağız cevap vermedi. Adam konuşmaya devam etti. “Doktorlar fazla zamanının kalmadığını söylüyor.” Banu’nun kalbi sıkıştı. “Kimden bahsediyorlar?” Yağız’ın elleri yumruk olmuştu. “Benim oraya dönmeye niyetim yok.” “Bu kez farklı.” “Hayır.” Adam sesini biraz daha sertleştirdi. “Bu onun son isteği.” Yağız bir adım geri çekildi. “Gidin.” “Yağız…” “Gidin dedim.” Adam birkaç saniye sessizce ona baktı. Sonra kutuyu kapının önüne bıraktı. “Kararınızı değiştirirseniz bizi arayın.” İki adam geldikleri siyah cipe binip uzaklaştılar. Motor sesi gecenin sessizliğinde yavaş yavaş kayboldu. Kapının önünde derin bir sessizlik kaldı. Kimse konuşmuyordu. Yağız başını öne eğmiş, olduğu yerde donup kalmıştı. Derya Hanım usulca omzuna dokundu. “Oğlum…” Yağız, annesinin elini nazikçe çekti. “İyiyim.” ama sesi hiç de iyi olduğunu söylemiyordu. Arkasını dönüp hızla bahçeye çıktı. Kimsenin peşinden gelmesini istemiyordu. Banu birkaç saniye olduğu yerde bekledi. Sonra sessizce bahçeye yöneldi. İskeleye geldiğinde Yağız’ı denize dönük otururken gördü. Omuzları düşmüştü. İlk kez onu bu kadar çaresiz görüyordu. Yavaş adımlarla yanına yaklaştı. Hiç konuşmadan yanına oturdu. Dakikalar geçti. Sadece dalga sesleri vardı. Sonunda Yağız sessizliği bozdu. “Bugün bana neden geldin?” Banu denize bakmayı sürdürdü. “Çünkü yalnız kalmaman gerektiğini düşündüm.” Yağız hafifçe gülümsedi. “Ben yalnız kalmayı severim.” Banu başını ona çevirdi. “Hayır…” Yağız da ona baktı. “İnsan bazen yalnız kalmak istediğini sanır.” Banu’nun sesi yumuşaktı. “Ama en çok da biri yanına sessizce oturduğunda rahatlar.” Yağız, o ana kadar kendini tutmuştu. İlk kez gözleri doldu. Konuşamadı. Sadece denize baktı. Banu da hiçbir şey söylemedi. Çünkü bazen en büyük teselli, söylenen sözler değil… Sessizce yanında kalabilmekti.