Bir Yazlık Yalanı

Yıldızların Altında

Yazar:

Bir Yazlık Yalanı - Young Ladyyy kitap kapağı
Bir Yazlık Yalanı kitap kapağı

Banu ile Yağız, hazine sandığını teslim edip meydandaki kalabalığa döndüklerinde alkışlarla karşılandılar. Sunucu gülümseyerek mikrofonu uzattı. “Tebrik ederim! Bu akşamın kazananı sizsiniz!” Kalabalık alkışlarken Banu ile Yağız birbirlerine baktılar. İkisi de gülümsüyordu. Eskiden olsa birbirlerinin başarısını kabul etmezlerdi. Şimdi ise birlikte kazandıkları için mutlu oluyorlardı. Ödül olarak onlara, ertesi gün gün batımında yapılacak özel bir yelkenli turu için iki davetiye verildi. Banu davetiyelere baktı. “İki kişilik…” Yağız gülerek kaşını kaldırdı. “Ne oldu? Yoksa benimle gelmek istemiyor musun?” Banu dudaklarının kenarında oluşan gülümsemeyi gizlemeye çalıştı. “Henüz karar vermedim.” “Yarın akşama kadar vaktin var.” Yazlığa dönüş yolunda arabaya ağır bir sessizlik hâkimdi. Kimsenin konuşacak hâli yoktu. Gün boyunca yaşananlar, herkesin omuzlarına görünmez bir yük gibi çökmüştü. Arka koltukta oturan anneler bile alışılmış sohbetlerine dalmamış, düşünceli bakışlarını camın ardından uzayıp giden karanlık yola çevirmişti. Motorun uğultusu ve ara sıra duyulan lastik sesleri dışında yol boyunca tek bir kelime bile edilmedi. Yazlığa vardıklarında yorgunluk artık herkesin yüzüne açıkça yansıyordu. Kimse oyalanmadı. Kısa bir “İyi geceler.” dileğinin ardından herkes sessizce kendi odasına çekildi. Koridorlar kısa süre içinde ıssızlaştı, evi derin bir gece sessizliği sardı ama Banu’nun gözlerine uyku uğramadı. Yatağın içinde bir süre sağa sola döndü. Zihni durmadan günün yaşananlarını, söylenen sözleri ve hissettiklerini tekrar edip duruyordu. İçindeki huzursuzluk büyüyünce derin bir nefes aldı, usulca ayağa kalktı ve kimseyi uyandırmamaya özen göstererek balkon kapısını açtı. Gece serinliği yüzüne dokunurken balkona çıktı. Deniz gece karanlığında bile büyüleyiciydi. Gökyüzü binlerce yıldızla doluydu. Arkasından balkon kapısı hafifçe açıldı. “Uyumadın mı?” Yağız’dı. Banu arkasını döndü. “Uyuyamadım.” “Ben de.” İkisi de korkuluklara yaslanıp denizi izlemeye başladı. Dakikalarca konuşmadılar. Sessizlik bu kez çok huzurluydu. Yağız gözlerini gökyüzüne çevirdi. “Şehirde yıldızları göremiyoruz.” Banu da başını kaldırdı. “Burada sanki hepsi bize daha yakın.” “Belki de gerçekten yakındırlar.” Banu hafifçe güldü. “Romantik cümleler kurmaya mı başladın?” Yağız omuz silkti. “Yok.” “Yok mu?” “Sadece… aklımdan geçeni söyledim.” Banu istemsizce ona baktı. Ay ışığı yüzüne vuruyordu. “Ne zaman bu kadar yakışıklı olmaya başladı?” Düşündüğü anda kendi kendine kızdı. “Banu, sakin ol.” Tam o sırada sert bir rüzgâr esti. Banu’nun omuzundaki ince şal uçup balkonun dışına doğru savruldu. “Şalım!” Yağız refleksle uzandı. Şalı yakaladı ama dengesini kaybetti. Banu korkuyla kolunu tuttu. “Dikkat!” Yağız tekrar dengesini sağladı. İkisi de derin bir nefes aldı. “İyisin değil mi?” “İyiyim.” Banu hâlâ kolunu bırakmamıştı. Bunu fark edince hemen elini çekti. “Özür dilerim.” “Niye özür diliyorsun?” “Korktum.” Yağız’ın yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. “Korkmana değecek bir şey olmadı.” “Ya düşseydin?” “Düşmedim.” “Ama düşebilirdin.” Yağız ilk kez Banu’nun gözlerinde gerçek endişeyi gördü. Bu endişe rol değildi. Banu gerçekten korkmuştu. İçinde sıcacık bir his yayıldı. Tam konuşacakken aşağıdan bir motor sesi duyuldu. İkisi de balkondan aşağı baktı. Siyah camlı lüks bir cip yazlığın önünde durmuştu. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Farlar hâlâ yanıyordu. Araçtan uzun boylu, takım elbiseli bir adam indi. Kapıyı sertçe çaldı. Tak… Tak… Tak… Evdeki herkes uyanmıştı. Hasan Bey kapıyı açtı. “Buyrun?” Adam cebinden bir fotoğraf çıkardı. “Bu evde Yağız adında biri kalıyor mu?” Yağız’ın yüzündeki gülümseme bir anda silindi. Banu şaşkınlıkla ona baktı. “Yağız…” Yağız’ın yüzü bembeyaz olmuştu. Sanki adamı tanıyordu. Adam bu kez daha sert bir sesle konuştu. “Onu bulmam gerekiyor.” “Eğer burada olduğunu biliyorsam, kaçması da mümkün değildir.” Banu’nun kalbi hızla atmaya başladı. “Bu adam kimdi? Yağız neden bir anda bu kadar tedirgin olmuştu?” Yağız derin bir nefe…

Bölümün tamamını WritePad'de oku