Bir vatan iki hikaye tek kader

EMİR DEMİRİ KESER

Yazar:

Bir vatan iki hikaye tek kader – karabasan kitap kapağı
Bir vatan iki hikaye tek kader – karabasan kitap kapağı

Bölüm görselleri

Bir vatan iki hikaye tek kader - EMİR DEMİRİ KESER bölüm görseli 1
Bir vatan iki hikaye tek kader - EMİR DEMİRİ KESER bölüm görseli 1

Gölge ve çelik Merhaba lar hoş geldiniz umarım beğenirsiniz şimdiden gözlerinize sağlık 🤏🥰 Ankara’nın ayazı, beton binaların arasından süzülüp insanın kemiklerine işliyordu ama yerin üç kat altındaki eğitim alanında hava, barut ve ter kokusuyla ağırlaşmıştı. Yaman, kum torbasına attığı her yumrukta zihnindeki karmaşayı susturmaya çalışıyordu. Üst vücudu çıplaktı, kasları her darbede geriliyor, sırtındaki o eski şarapnel izi deriyle birlikte hareket ediyordu. Tam o sırada ağır demir kapı gıcırdayarak açıldı. "Yüzbaşım, Albay brifing odasında sizi bekliyor. Acil." Yaman durdu, terini silmeden askıdaki tişörtünü üzerine geçirdi. Bakışları, odanın diğer ucunda kendi aralarında şakalaşan timine döndü. "Toplanın," dedi sadece. Sesi alçaktı ama odadaki tüm uğultuyu bir bıçak gibi kesti. Hoca, elindeki namlu temizleme harbisini bıraktı; Çivi, parmağında çevirdiği çakısını tek hamlede kapattı. Göktürk Timi, tek bir organizma gibi hareket ederek koridora çıktı. Brifing odasının kapısı açıldığında, içerideki sigara dumanı karşıladı onları. Albay Pala, önündeki devasa haritaya bakıyordu. Masanın üzerinde "Çok Gizli" ibareli, kırmızı şeritli bir dosya duruyordu. "Oturtun," dedi Albay, sesi her zamankinden daha pürüzlüydü. "Beyler, sınırın ötesinde bir hareketlilik var ama bu bildiğiniz cinsten değil. Bir veri sızıntısı yaşıyoruz. Elimizdeki istihbarat, devletin en mahrem savunma sistemlerine ait protokollerin bir flaş belleğe yüklendiğini ve bugün akşam sularında sınır hattındaki bir kasabada el değiştireceğini söylüyor." Yaman öne eğildi, gözlerini Albay’ın gözlerine dikti. "Alıcısı kim komutanım?" "Mesele alıcısı değil Yaman, mesele diğerleri," dedi Albay ve projeksiyonun düğmesine bastı. Duvarda, bir güvenlik kamerasından alınmış, yüzü yarı karanlıkta kalmış bir kadın fotoğrafı belirdi. "Bu kadın, Lara Karaca. Kod adı Sera. İstihbaratın en karanlık operasyonlarında kullandığı, resmiyette var olmayan bir hayalet. Teşkilat bu dosyayı bizden bağımsız, kendi yöntemleriyle geri almak istiyor." Çivi, oturduğu sandalyede hafifçe doğrularak, "Yani kendi casusumuzla mı yarışacağız?" diye sordu. Albay Pala masaya sertçe vurdu. "Yarışmayacaksınız. Onu engelleyeceksiniz. O dosya askeri bir sır, bir istihbarat oyuncağı değil. Eğer o kadın dosyaya sizden önce ulaşırsa, oradan çıkmasına izin vermeyeceksiniz. Anlaşıldı mı?" Yaman’ın boğazında bir düğüm oluştu. Aynı bayrak için savaşan iki farklı birim, aynı hedef için karşı karşıya getiriliyordu. "Emredersiniz komutanım," dedi. Aynı saatlerde, şehrin kuzeyindeki korunaklı bir dairede Lara, siyah deri ceketinin iç cebine susturuculu tabancasını yerleştiriyordu. Aynadaki yansımasına baktı; gözleri yorgun ama bir o kadar da keskindi. Masasındaki ekranda Göktürk Timi’nin dosyaları açıktı. En üstte ise Yaman’ın vesikalık fotoğrafı duruyordu. Lara, parmak uçlarını ekranın üzerinde, Yaman’ın fotoğrafının üzerinde gezdirdi. "Yaman Sancaktar," diye fısıldadı kendi kendine. "Dürüst, sert ve kurallara bağlı. İşimi çok zorlaştıracaksın yüzbaşı." Telefonuna gelen şifreli konum bilgisini kontrol etti. Hedef, sınırın sıfır noktasındaki o ıssız han binasıydı. Bir yanda devletin sarsılmaz çelik yumruğu, diğer yanda ise görünmez gölgesi aynı ava doğru yola çıkıyordu. Lara ışığı söndürdü ve karanlığa karıştı. Gece, sadece bir tarafın zaferine şahitlik edecek ti... Umarım beğenmişsinizdir diğer bölümler de görüşmek üzere Allah ha emanet olun 👋🌸 409 Kelime / 3869 karakter

Bölümün tamamını WritePad'de oku