Bir Temmuz Şarkısı

3.Bölüm

Yazar:

Bir Temmuz Şarkısı - gölgeli satırlar kitap kapağı
Bir Temmuz Şarkısı kitap kapağı

Bazen kader kapıyı çalmaz, Rüzgâr gibi geçer yanından. Sen onu yabancı sanırsın, Adını bile koyamazsın. "...Bu kim?" O an dünya birkaç saniyeliğine sessizleşti. Sanki odadaki bütün sesler, pencereden içeri dolan rüzgâr, hatta kendi nefes alışverişim bile durmuştu. Gözlerimi ondan ayıramıyordum. Çünkü o dün ki çocuktu. Sahilde karşıma çıkıp beni sinir eden, küstah tavırlarıyla beni çıldırtan o çocuk... Şimdi ise tam karşımda duruyordu. Ama... Bakışlarında en ufak bir tanıma belirtisi yoktu. Bana yabancı biriymişim gibi bakıyordu. İçimde beliren şaşkınlık, yavaş yavaş yerini tarif edemediğim bir hisse bıraktı. Hatırlamıyor... Gerçekten hatırlamıyordu. Emir sessizliği bozarak gülümsedi. "Aras." dedi eliyle beni işaret ederek. "Tanıştırayım. Bu Larin. Sana bahsettiğimiz kız." Adını yeni öğrendiğim çocuğun gözleri yeniden üzerime kaydı. Beni baştan aşağı süzdü. Ne fazla uzun ne de rahatsız edecek kadar kısa... Sadece ölçer gibi. Sonra ilerleyerek orta sehpaya telefonunu bıraktı. "Demek sensin." Dedikten sonra tam karşımdaki koltuğa Deniz’in yanına oturdu. Sesinde merak vardı ama tanıdık birini görmenin şaşkınlığı yoktu. Demek sensin... Hepsi bu muydu? Dün yaşananlar onun için bu kadar mı önemsizdi? Yoksa gerçekten hiçbir şey hatırlamıyor muydu? İçimde büyüyen öfke, mantığımın önüne geçmeye başlamıştı. Defne hafifçe dirseğiyle koluma dokundu. "Lari?" Sesindeki uyarıyı duyabiliyordum. Derin bir nefes aldım. "Merhaba." dedim. Sesim sandığımdan daha soğuk çıkmıştı. Aras bunu fark etmiş olacak ki kaşlarından biri hafifçe havalandı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz alaycı bir tebessüm oluştu. "İlginç." Emir kaşlarını çattı. "Nesi?" "Bilmiyorum." dedi omuz silkerek. "Sanki bana kızgın gibi." Başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım. "Yanlış hissetmişsin." Gözlerini kısarak cevap verdi. "Bence hissetmedim." Cümlesini öyle rahat söylemişti ki... Sanki insanların ona nasıl davrandığını okumaya alışkındı. Bu rahatlığı sinirimi daha da bozuyordu. Deniz araya girdi. "Tamam, siz daha ilk dakikadan başlamayın." Aras kısa bir kahkaha attı. "Ben başlamadım." Bakışlarını tekrar bana çevirdi. "Ama galiba kötü bir ilk izlenim bıraktım." İçimden, 'Hiçbir fikrin yok.' diye geçirdim. Defne ortamın gerildiğini fark edip hemen söze atıldı. "Larin konservatuvara hazırlanıyor. Bahsettiğim şarkı da onun." Aras'ın yüzündeki ifade bir anda değişti. Bu kez ilk kez gerçekten ilgilenmiş gibiydi. "Öyle mi?" Koltuğun kenarındaki gitarı eline aldı. Parmakları tellerin üzerinde kısa bir akor gezdirdi. Çıkan ses odanın içinde yankılanırken gözlerini benden ayırmadan konuştu. "O zaman başlayalım." Şaşkınlıkla ona baktım. "Ne?" "Bunun için gelmedin mi?" Sanki dünyanın en normal sorusunu soruyormuş gibi konuşuyordu. Kaşlarımı çattım. "Birbirimizi tanıyalım diye düşünmüştüm." Arkasına yaslandı. "Tanışırız." Kısa bir duraksamanın ardından ekledi: "Önce müziğini dinleyelim." Ses tonunda kibirle özgüven arasındaki o ince çizgi vardı. Kendinden emindi. Belki de fazlasıyla. Ve nedense bu tavrı... Sinir bozucuydu hem de fazlasıyla. O an içimden tek bir cümle geçti: Bu çocukla çalışmak zorunda kalırsam, yaz bitmeden birbirimizi öldürürüz. Salondaki sessizliği Emir'in hafif kahkahası bozdu. "Aras'ın huyudur." dedi bana dönerek. "Önce müziği tanır, sonra insanı. Her zaman ilk ilgisi müziktir.” "Yanlış bir yöntem mi?" diye sordu Aras, bakışlarını hâlâ benden ayırmadan. "Biraz kaba." Yüz ifademi sabit tutmak için büyük bir çapa harcıyordum. "Kabalık değil." Omuz silkti. "Zaman kaybetmeyi sevmiyorum." Sesinde öyle rahat bir özgüven vardı ki, sanki söylediği her şey tartışılmaz bir doğruydu. Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Belki de insanlar senin kadar aceleci değildir." Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. "Belki de." Hiç bozulmamıştı. Bu da sinirimi daha çok artırıyordu. Defne gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi. "Lütfen..." diye mırıldandı. "Daha beş dakika olmadı." Sesi rica eder gibi çıkmıştı. Deniz kahvesinden bir yudum alıp eğlenircesine bize baktı. "Bence siz…

Bölümün tamamını WritePad'de oku