2-Bölüm
Yazar: gölgeli satırlar

Bir sabah uyandım, dün hala içimde Yeni bir ezgi doğdu sabahıma, Henüz adını bilmediğim bir melodi, Usulca bıraktı beni yeni bir yolun başına. Gözüme vuran güneş ışığıyla gözlerimi açtım. Başımda ki şiddetli ağrı dün geceden beri devam ediyordu. İlk defa içtiğim için az içmiştim ama yine sarhoş olmaktan ve baş ağrısından kaçamamıştım. Dün yaşananların büyük bir kısmı aklımdaydı. Pastamızı yedikten sonra dans edip eğlenmeye başlamıştık, Burak ve Defne’nin zoruyla içki içmiştim, ben kendimi bu konuda frenleyebilsem de onlar pek becerememişti, bir ara şarkıda söylemiştim. Hepsi yarım yarım bir film şeridi gibi aklımdaydı. Dün Mete’yle dans ettiğimi de hatırlıyordum, o da eğlenceli biriydi. Ve maalesef ki o kibirli çocuğu da hatırlıyordum. Keşke dün geceyi hatırlayıp sadece o kısmı unutsaydım. Penceremin deniz manzarasını yatağımdan izlerken kapım usulca aralandı. “Larin, uyandın mı annem.” Diyerek yavaşça odama giren anneme doğru yatakta döndüm, elinde bir fincanla bana doğru geliyordu. “İyi misin kızım?” diye sordu. Elindeki fincanı baş ucumdaki komidinin üzerine fincanı bıraktı ve ayak ucuma oturdu. “Sana sert bir kahve getirdim içersin.” Dediğinde başımı salladım. Yatakta oturur pozisyona gelerek sırtımı yatak başlığına yasladım. Utangaç gözlerle anneme bakmaya başladım. “Anne,” sesim kıvranıyormuş gibi çıkıyordu ve bu halim annemin dudaklarında kıvrım oluşturmuştu. “Dün kötü bir şey yapmadım dimi?” cümlemin bitmesiyle annem tutmaya çalıştığı kahkahasını patlattı. Yatakta daha da küçüldüm. Annem bu halimi görünce gülüşünü durdurdu. “Oy benim bebeğim büyümüşte alkol mü içmiş?” dediğinde gözlerimi devirdim. Pikenin altından bacaklarımı okşadı. “Merak etme ilk geceni vukuatsız atlattın.” Dediğinde içim rahatlamıştı ama sonrasında anne nasihatti vermeye başladı. “Ama buna alışmasanız iyi edersin Larin Hanım.” “Merak etme, başım çok ağrıyor.” Diyerek yandaki kahve fincanını aldım. Buram buram kokan kahveden bir yudum aldığımda üzüm istemsizce buruşturdu. Dilime yayılan keskin acılık boğazımı yakarken fincanı geri yerine koydum. “Ay bu zift gibi kahveyi nasıl severek içiyorlar.” Diye söylendiğimde annem ayağa kalktı. “Hadi gel aşağıya kahvaltı et.” Diyerek kapıya ilerledi. “Anne,” diye seslendiğimde bana doğru döndü. “Saat kaç?” diye sordum, kaç saat uyuduğumu bilmek istiyordum. “Bire geliyor.” Diyerek sorumu yanıtladıktan sonra odamdan çıktı. Yatağımda esnedikten sonra bacaklarımı aşağı sallandırdım. Bir kere daha kahveden büyük bir yudum almaya çalıştım ama yine beceremeyerek geri bıraktım. Yanında duran telefonumun ekranı yanınca uzanarak aldım. Mesaj atan Defne’ydi. Hemen mesaj uygulamasına girerek yazdığını okumaya başladım. Defne: Off başım çok ağrıyor. Keşke dün o kadar içmeseydim. Sen ne durumdasın? Bu arada alkol işe yaradı galiba. Şarkın için aklıma çok güzel bir fikir geldi. Ardı ardına yazdığı mesajları okudum. Son mesaja geldiğimdeyse dudaklarımın kenarı fark etmeden yukarı kıvrıldı. Günlerdir hissetmediğim küçücük bir umut içime sızmıştı. Belki de aradığım ilham, Defne'nin birkaç kelimesinin arasına saklanmıştı. Parmaklarım heyecanla klavyenin üzerinde dolaştı. Larin: Ya şaka mııı Ne buldun? Hemen anlat! Mesajlarım anında mavi tik oldu. Ve Defne’den hemen mesaj geldi. Defne:Ya şaşırırsın işte Saat iki de kafe de buluşalım anlatıcaam… Orada olacağımı yazıp telefonu kapattım. Odamdan çıktım ve hızlıca merdivenden indim. En sevdiğim şey burada merdivenlerden koşarak inmekti. Tabi bunu her yaptığımda annemden o klasik uyarıyı alırdım. Ve yine öyle oldu. “Larin dikkat etsene kızım. Düşeceksin!” Cevap vermedim. Salona girdiğimde babam koltuğunda oturmuş gazetesini okuyordu, annemse televizyondaki magazin kanalını izliyordu. İçeri girdiğimi ilk babam görerek bana doğru döndü. “Günaydın kızım. Kahvaltın mutfakta hazır.” Dediğinde gülerek ona havadan öpücük attığımda aynı şekilde bana karşılık verdi. Salondan çıkarak mutfağa girdiğimde babam ve annemin ada tezgah üzerinde hazırladıkları kahvaltıyı gördüm. Tatildeyken genelde b…