Bir Savaşçının Kalbi

Bölüm 12

Yazar:

Bir Savaşçının Kalbi – matacoope kitap kapağı
Bir Savaşçının Kalbi – matacoope kitap kapağı

Sabahın ilk saatlerinde, Kraliçe, Katipler Salonu’na doğru ilerlerken koridorların derin sessizliği içinde ayak sesleri yankılanıyordu. Nelson, kapısını ağlayarak çalmış ve yardım etmesi için eteklerine kapanmıştı. Nelson’la birlikte, katipleri çağırarak acil toplantı yapma kararı almışlardı. Katipler Salonu’nun büyük kapısını araladığında, içerideki loş ışık hemen gözlerini karşıladı. Salonun devasa kitap raflarının önünde gezinen yüzlerce gölge vardı. Bilgiyi örümcek ağı gibi işleyen, gecesini gündüzüne katan katipler her yerdeydi. Kadim Yasalar, yüksek karalar alınacağı zaman katiplerin gözetimi altında yapılmasını buyuruyordu. Böylece karar hızlıca mühürlenip işleme girebiliyordu. Katipler salonu o kadar büyüktü ki, her krallık için ayrılmış özel bir bölüm ve toplantı alanı da mevcuttu. Kral Floki bu düzende iyi bir iş başarmıştı, Rible dışından herkes burada kararlarını mühürletmeye geliyordu. Barnabas’a ayrılmış bölüm tamamen mavi ve koyu yeşil renklerden oluşuyordu. Orta kısımda büyükçe bir masa, tomarları koruyan kitaplıkların üzerinde ise Barnabas’ın flaması olan, mavi üzerine pençelerini ve ağzını açmış mavi aslan yer alıyordu. Salonda hiçbir ses yoktu; yalnızca masanın etrafında oturan ve yüzleri peçelerle örtülmüş üç figür, Kraliçe’nin gelişini sessizce bekliyordu. Kraliçe, başını dik tutarak sandalyesine oturdu. Nelson ise yanı başında ellerini önünde kavuşturdu. Yüzü peçeli katipler bunu sadece güvenlik önlemi olarak almıştı. Yüzü peçeli olan katiplerden biri, elindeki tomarı yavaşça masaya serdi. Kraliçe, gözlerini metinlere kaydırmadan önce, karşısında oturan üç figürü süzdü. Hepsi aynı şekilde dimdik oturuyor, tek bir kelime etmeden bekliyordu. “Kan Hakkı ile ilgili olan kanunları ve kuralları açın.” diye emretti Kraliçe. Ortada duran katip, önündeki tomarı halı gibi açarak masanın üzerine serdi. Boğazını temizleyip konuşmaya başladı. “Kan Hakkı, hanedan kanından gelenlerin mutlak yetkisini simgeler. Bir soyun temsilcisi, eğer kan bağına dayalı bir talepte bulunursa, yasal olarak ona karşı gelinemez. Ancak bu hak, yalnızca asil soylardan gelenlere tanınır ve yalnızca Kadim Yasalar çerçevesinde kullanılabilir. Kan Hakkı’nın kötüye kullanılması halinde, Yüksek Meclis tarafından iptal edilebilir.” “Hayır o değil.” dedi Kraliçe. “Diğer Kan Hakkı, cana can karşılıklı olan.” Katiplerin arasında kısa bir sessizlik oldu. Masanın etrafında dönerek, ilk önce halı gibi açılan tomarı topladılar. Ardından sağdaki katip, en eski tomarlardan birini getirmek için kilitli bölüme yürüdü. Dört dakika sonra elimde eskimiş, kenarları yıpranmış bir parşömenle geri döndü. Parşömeni dikkatle açtıktan sonra masaya serdi ve üç kitap, parşömenin üzerine eğildi. Ortadaki tekrar konuşmaya başladı. “Cana Can Hakkı, bir diğer adıyla Kan Hakkı. Bir hanedan üyesine veya doğrudan ona bağlı olan birine karşı işlenen ölümcül bir suçu, aynı şekilde cezalandırılabilir. Bu hak, mağdurun kanından gelen biri tarafından talep edilirse, adalet hiçbir mahkeme veya meclis tarafından engellenemez.” “Daha fazla bilgi yok mu?” Soldaki katip başını salladı ve devam etti. “Cana Can Hakkı, ilk kralın soyundan gelen Kraliçe Vespera tarafından yürürlüğe konmuştur. Yasa, onun yönetimi sırasında yazılmış ve kendi mührüyle onaylanmıştır. Vespera, ilk büyük savaştan sonra, hanedan mensuplarının mutlak otoritesini korumak için bu hakkı, diğer krallıklarla aynı masaya oturarak yazmıştır. Yazıldığı dönem bütün taht kavgaları ve suikast girişimleri bir süre duraklamıştır. Eğer bir asilzade ya da hanedan mensubu öldürülürse, ailesine suçluyu doğrudan cezalandırma hakkı tanıdığı için, ölümler azalmıştır. O günden beri de yasa yürürlükten kaldırılmadı.” Kraliçe dikkatle dinledi. “Peki, bu hakkı kullananların sayısı?” Katip, parşömeni çevirerek başka bir bölüme göz attı. “Kayıtlara geçen son beş yüzyıl içinde yalnızca yirmi üç kez kullanılmış. En son hak Vasidir’e, yani sarayın başmuhafızına tanınmış durumda.” “İyi de, Vasidir soylu değil ki. Bu hakkı kullanamaz.” dedi umu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku