Bir Savaşçının Kalbi

Bölüm 11

Yazar:

Bir Savaşçının Kalbi – matacoope kitap kapağı
Bir Savaşçının Kalbi – matacoope kitap kapağı

Angela sallanarak hamama doğru giderken yanından geçen insanlar ona bir ucubeymiş gibi bakıyordu ama bu durum Angela'nın umurunda bile değildi. Hamama ait tabelayı görünce avucundaki gümüş dolu keseyi sıktı ve emin adımlarla içeri girdi. Hamam sahibi olan kadın elinde bir süpürgeyle yerleri süpürüyor ve şarkı mırıldanıyordu, Angela’nın yanına geldiğini ancak yoğun çamur kokusundan anladı ve başını kaldırıp yanında dikilen genç kıza baktı. “Tanrılar aşkına, sana ne oldu kızım?” “Eh, talihsiz bir gündü. Hizmetlerinden faydalanabilir miyim, yoksa buraya girmek için çok mu kirliyim?” Hamamcı kadın Angela’yı baştan aşağı süzdü. “Paran varsa, elbette.” “Tabii.” dedi Angela, abisinin verdiği keseyi kadına uzatarak. Kadın elindeki süpürgeyi duvarın dibine bırakıp keseyi eliyle tarttı ardından Angela’ya içeri girmesi için kapıyı açtı. “Gel bakalım güzelim, şu kirini pasını iyice bir temizleyelim.” Angela buharlı odadan çıktığında kendisini yeniden doğmuş gibi hissediyordu. Buruşan ellerine baktı ve kıkırdadı o kadar rahatlamıştı ki bir şeyler atıştırıp hemen uyumak istiyordu üzerindeki havluyu sıkıca tutarak merdivenlerden aşağıya elinde makasla bekleyen yaşlı kadına doğru gitti. Sandalyeye otururken gergin hissediyordu, uzun zamandır saçlarını kestirmemişti ama hamamcı kadın aldığı ödeme karşılığında her şeyi dört dörtlük yapacağını elli kez söylemişti. Yaşlı kadın, Angela’nın arkasına geçerek saçlarını parmaklarının arasına aldı ve başını iki yana salladı. “Çok yıpranmış, ne zamandır kestirmedin?” “Baya oldu.” dedi Angela çekinerek. Aynada kendine baktı. Buhardan dolayı yüzü hala hafif kızarmıştı ama en azından artık çamur tabakasıyla kaplı değildi. “Çok kısa kesmeseniz olur mu?” “Kısa saç uğursuzluk getirir.” dedi yaşlı kadın gülerek. Saç tutamları yere düşerken Angela gözlerini kapattı, keskin makas seslerini ve hamamın hafif sabun kokusunu içine çekti. Geçirdiği günün yorgunluğu omuzlarından ağır ağır iniyordu ve akşam babasıyla son bir kez vakit geçirecekti, Arthur da onlara katılmak istemişti ama saraydan çağrıldığı için gitmek zorunda kalmıştı. “Bitti.” dedi kadın birkaç dakika sonra, saçlarını son kez tarayarak. Angela gözlerini açtı ve aynadaki yansımasına şaşkınlıkla baktı. Barbar gibi değil artık insan gibi görünüyordu. “Beğendin mi?” diye sordu kadın. “Evet… çok güzel olmuş.” “Daha bitirmedik.” dedi hamamcı kadın aradan. Elinde tuttuğu bir bohçay yere indirdi. “Seni şöyle güzelce giydirelim, olur mu?” Angela hafifçe kaşlarını kaldırdı. “Giydirelim mi?” diye tekrarladı. Kadın bohçayı açarken başını salladı. “Ödediğin para tatlım, hamamdaki bütün hizmetleri satın almaya yetiyor.” Angela tereddütle bohçanın içindekilere göz gezdirdi. Hepsi de birbirinden güzel duruyordu heyecanla dudağını ısırdı ve kendisine dikkatle bakan kadına bakıp gülümsedi. “Pembe olan güzelmiş.” dedi en sonunda. “Çiçekli olan mı yoksa kurdeleli olan mı?” “Çiçekli.” Kadın başını salladı ve çiçek işlemeli elbiseyi bohçadan dikkatlice çıkardı. Kumaş yumuşaktı, üzerindeki ince dikişler ve nakışlar el emeğiyle işlendiğini belli ediyordu. Angela elbiseye dokunurken farkında olmadan gülümsedi. “Haydi bakalım, üstündekileri çıkar da şu güzelliği üzerine yakıştıralım.” dedi kadın, elbiseyi Angela’ya doğru uzatarak. Angela havlusunu biraz daha sıkı tuttu, ardından utangaç bir şekilde arkasını dönerek hızlıca üstündekileri çıkardı. Kadın elbiseyi dikkatlice ona giydirirken, Angela hafif bir titreme hissetti. Uzun zamandır böyle yumuşak ve temiz bir şeyler giymemişti. Kumaşın tenine dokunuşu bile farklıydı. Kadın, elbiseyi omuzlarından düzeltip son bir kez sırt kısmını düzelttikten sonra başını onaylar şekilde salladı. “Çok yakıştı.” Angela aynaya döndü ve yansımasını inceledi. Gerçekten de farklı görünüyordu. Eskiden olduğu gibi savaş yorgunu, yıpranmış biri değil; genç, temiz ve zarif bir kadındı. “Hafif bir koku da sürelim.” dedi kadın parfüm şişelerine uzanırken. küçük cam şişelerden birini alıp mantar tıpasını çıkardı ve ince bir çubuk yardımıyla Angela’nın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku