Mimoza Ağacı
Yazar: Almina

Bölüm görselleri

Yarım kalan anların ukdesi var içimde. Unutsam yarım yamalak, hatırlasam darmadumanım. 13 Haziran 2018 Liza Uçuş boyunca gözlerimi camdan ayırmadım. Leyla konuştu, ben başımı salladım. Leyla konuştu, ben sustum, ben sustukça daha çok konuştu. Sonunda çareyi gözlerimi yumup uyuyor numarası yapmakta buldum. Büyük bir savaşın eşiğindeydim, içimde ayaklanan anılarımsa ona gidiyordu; Rüzgâr'a. Saçlarını aç Mimoza'm. Matematik dersinde aldığım notla elim ayağım birbirine dolaştı. Filiz Hoca'nın dersinde o saçların açılması mümkün değildi, saçımızın telinden eteğimizin boyuna kadar her şey onun sıkı kurallarına tabiydi. İstediğini yapamayacağımı o da en az benim kadar iyi biliyordu. Arkamı dönüp melül melül baktım. Onun aklımı başımdan alan bakışlarında müebbet hapis yatmaya razıyken Filiz Hoca, "Önüne dön Liza!" diyerek tahliye kararımı verdi. Poyraz'ın havalanan kaşlarına karşı dudaklarımı büzüp önüme döndüm. Saniyeler sonra ensemde hissettiğim sıcak dokunuşun ardından kucağıma yeni bir not düştü. O saçlar açılacak, Liza. Sen açmazsan ben açacağım. Asla geri adım atmayacağını bildiğim için saçlarımı tutan tokayı usulca kaydırdım. Daha saçlarım omuzlarıma dökülmeden parmaklarımın arasındaki tokayı çekip aldı. Özgürlüğüne kavuşan saçlarım sırtıma yayılırken Poyraz yüzünü aralarına gömüp derin bir nefes aldı. Saçlarımı soluyordu. O küçücük yakınlığın içime bıraktığı huzurla gözlerim kendiliğinden kapandı. Ama huzur içinde gözlerini yummak bile çok görüldü küçük bir Mimoza'ya. "Topla hemen o saçlarını!" Filiz Hoca'dan işittiğim azarla arkamı dönüp, ''Lütfen,'' diye mırıldandım en masum en ponçik en şirin bakışlarım eşliğinde. Asi bakışlarını üzerime dikip, "O saçlar toplanmayacak!" diye tutturdu Poyraz. Oflayarak döndüm önüme. Ne Rüzgâr'dan kaçabilmiştim ne de Filiz Hoca'nın gazabından. Ne yapacaktım ben şimdi? Filiz Hoca gözlerini üzerime diktiğinde olduğum yerde küçüldüm. "Şey... Hocam... Ben aslında..." Gerisini getiremeden elindeki tebeşiri tahtanın kenarına bırakıp birkaç adımda yanıma geldi. Artık yalnız onun değil, bütün sınıfın gözleri üzerimdeydi. "Sen mi toplarsın, ben mi toplayayım?" Yardım istesek kılını kıpırdatmazdı ama gıcıklık uğruna üşenmez, kendi elleriyle toplardı saçlarımı. Öğrencileri sevdiğine dair en ufak bir belirti göstermediği gibi onu seven bir öğrenciye de henüz rastlamamıştım. Tokamı geri alamayacağımı bildiğimden kalemimle saçlarımı toplamaya çalıştığım sırada şiddetli bir Rüzgâr'a maruz kaldım. Bileğimi yakalayan eli sıkılaşırken, "Toplamayacaksın, Liza!" dedi. Filiz Hoca'nın yüzünü tedirginlikle incelerken Poyraz sırayı ittiği gibi ayağa kalktı. Sıranın zeminde çıkardığı sesle bütün bakışlar ona çevrildi. O ise aldırmadı, sertleşen yüzüyle Filiz Hoca'nın karşısına dikildi. Aman Allah'ım, yürek yemiş bu çocuk. Başka bir açıklaması olamazdı. "Ayy, nasıl da havalı bir kalkıştı." İşittiğim sesle soluma döndüm. Hande, ağzı bir karış açık, baygın baygın Poyraz'ı süzüyordu. Dizimi bacağına geçirirken bir an bile tereddüt etmedim. Ağzına tükürdüğümün pisliği. "Oiiyy! Hayvan mısın nesin? Bacağımı kırıyordun!" Tam ağzının ortasına yapıştırıyordum ki Filiz Hoca bileğime yapıştı. Elim havada, bütün cesaretim kursağımda kaldığında utançla başımı sıraya gömdüm. "Kaldır başını, Liza!" Poyraz'ın emriyle başım biraz daha eğildi. "Sana kaldır o başını dedim, Liza!" Sert sesi sınıfın içinden bıçak gibi geçti. Başımı kaldırmaya cesaret edemeden göz ucuyla ona baktım. "İkiniz de dışarı. Hemen!" dedi Filiz Hoca parmağıyla kapıyı göstererek. "Hande neden çıkmıyor?" "Çık!" "Hayvan dedi bana." "Bir de hesap soruyor, terbiyesiz." "Terbiyesiz değilim ben." "Bak, hâlâ cevap veriyor." İçim ağlama isteğiyle büzüşürken, "Hoca!" diye gürledi Poyraz dişlerinin arasından. Sert sesi sınıfın uğultusunu bir anda kesti. "Laflarına dikkat et!" Filiz Hoca'nın çenesi gerildi. Poyraz'a, dolayısıyla Yağız'a bulaşmak istemediği açıktı; bunu istememesi, öfkesini daha da büyütüyordu. "Dışarı!" Harika, dersten kovulmuştuk. Poyraz'ın sicilinde sırada…