Bir Mimoza Masalı

Vicdan Azabı

Yazar:

Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı
Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı

Bölüm görselleri

Bir Mimoza Masalı - Vicdan Azabı bölüm görseli 1
Bir Mimoza Masalı - Vicdan Azabı bölüm görseli 1

Vicdan azabı büyük bir yüktü kalbe. Taşıyana azap, taşıtana ise gazaptı. 13 Haziran 2018 / ALMANYA Liza Adını koyamadığım bir his vardı içimde. Kime sorsam vicdan derdi; bana göreyse azaptı, belki de gazap. Azaptı, çünkü ruhuma yerleşen dayanılmaz bir acıydı. Gazaptı, çünkü bu his, kendime duyduğum nefretin en büyük kaynağıydı. Ruhumdaki sıkıntıdan arınmak için birkaç derin nefes alıp verdim. Sıcak ütüyü gömleğimin uçlarında gezindirirken Mimi ve Mert'in elinden nasıl kurtulacağımızı düşünüyordum. Günlerdir, haftalardır, hatta aylardır bu açılışın hayalini kuruyorduk. Biz dört kafadar, tüm birikimimizi, hatta Yavuz amcamla Eda yengemin birikimini bile bu restorana yatırmıştık ve kesinlikle buna değerdi. Belki de Almanya'nın en elit, en lüks restoranını yaratmak için dökmüştük onca teri; nice uykusuz geceler, su toplayan eller ve ayaklar, işe dalıp açlığını unuttuğumuz mideler... Ütünün fişini çekip gömleğimin eteklerini serbest bıraktım. Şortum fazlasıyla kısaydı; neyse ki gömleğim kalçamı örtecek kadar uzundu. Aynadaki görüntüme minik bir bakış atıp, "Kahretsin, yine göz kamaştırıyorum," dedim. Belime kadar inen siyah, dalgalı saçlarım göğüslerimin üzerinde muazzam duruyordu. Açıkta kalan göbeğimdeki minik piercinge dokunup belimi şöyle bir süzdüm. Kum saatini icat eden adam beni görseydi, buluşuna kesinlikle benim adımı verirdi. Kendi kendime kıkırdarken çamaşır odasının bitişiğindeki odaya geçtim. Yatağın yanındaki komodinin üzerinde duran çerçeveye takıldı bakışlarım. Elime aldığımda neşeli gülüşlerimin yerini acılı bir tebessüm aldı. Dokuzuncu sınıfta çekildiğimiz bir topluluk fotoğrafıydı. O, fotoğrafın solunda en üst basamakta duruyordu, bense sağda en önde. Öyle deliydi ki deliliğini fotoğrafa bile sığdıramamıştı. Sıra düzenini bozduğu yetmezmiş gibi bir elini cebine, diğerini ensesine koymuş; beni görebilmek için başını eğip bir de benden tarafa göz kırpmıştı. Yüzümdeki burukluk usulca kalbime süzüldü. Ya bana ne demeli? Sanki bakışlarını üzerimde hissediyormuşum gibi başımı utançla önüme eğmiş, kızaran yanağımı elimle kapatmıştım. Fotoğrafı gördüğü an yüzü düşmüş, günlerce söylenip durmuştu. Yüzümün yarısını kapatmam hiç hoşuna gitmemişti. Ve bu fotoğraf, ondan bana kalan tek hatıraydı. Bir şeyin dışında... Yanağımdan süzülen tek bir damla tam da sevimli suratına düşüverdi. Gülümsedim ama tarifsiz bir sızıyla. Dudaklarımı fotoğrafa düşen gözyaşıma bastırdım, ardından kokladım onu; sanki kokusundan bir parça hâlâ orada kalmış gibi. Ben tam bir ümitsiz vakaydım aslında ama ısrarla tutunmaya çalışıyordum bu ne idüğü belirsiz hayata. Çünkü umudumu yitirdiğim an aşkımızı da yitirecekmişim gibi geliyordu. Ve ben her şeyimi yitirebilirdim ama umudumu asla. Gözyaşlarımla ıslattığım elimi şortuma silerken cebimdeki telefondan bir şarkı yükselmeye başladı. Parmaklarımı cebime daldırdığımda, tam da tahmin ettiğim gibi çalma listeme girdiğimi gördüm. Sensiz ben, diyordu Pera , mahvolmuşum. Bul beni, kaybolmuşum... Şarkının devamında, senden kendimi almayı unutmuşum, diyordu. 2336 kilometre yol yapmış ama kendimi almayı unutmuştum. Kaybolmuştum, kahroluyordum ama mahvolmamak için direniyordum. Lanet telefonu susturup öfkeyle cebime geri tıktım. Anıların beni yeniden yutmasına izin veremezdim. Bu defa olmazdı; bu defa kaybolmaz, yok olurdum. Leyla'nın ikazını beklemeden fotoğrafı çerçeveden çıkarıp sarı valizimin en altına dikkatlice yerleştirdim. Prada Mimoza parfümümü küçük valizime atıp fermuarı kapattım. Parfümüm Prada Mimoza, çantam Guess, ayakkabılarım Buffalo olmalıydı. Bazı takıntılarımın markalarla ilgisi yoktu, alışkanlıklarımla vardı. En nihayetinde hazırlığımı tamamlayıp merdivenlere yöneldim. Valizimi kapının önüne bırakıp beyaz Buffalo sneakerlarımı giyerken, neredeyse kendisi kadar büyük pembe valizinin arkasında güçlükle seçilen bir Leyla belirdi karşımda. Pembe tavşanım benim. Kız, kıtır kıtır yerim ben seni. Leyla'yla uğraşacak havada değildim ama bu, görüntüsüne kıkırdamama engel değildi. Sinirle valizinin kulp…

Bölümün tamamını WritePad'de oku