Bir Mimoza Masalı

Maziye Götüren Çağrı

Yazar:

Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı
Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı

Bölüm görselleri

Bir Mimoza Masalı - Maziye Götüren Çağrı bölüm görseli 1
Bir Mimoza Masalı - Maziye Götüren Çağrı bölüm görseli 1

En iyisi her şeyi olduğu gibi söyleyeyim... Yüreğimin konuştuğunu ben susacak değilim ya. Fyodor Dostoyevski-Beyaz Geceler 13 Haziran 2018 / ALMANYA Liza Bozbeyli Bazen en yakınlarımız olur en büyük yaraları açan, en ağır acıları yaşatan, açtığı yaralardan oluk oluk kanlar akıtan, acılarını bile acıtan. İnsanın acısı acır mıydı, yaraları kan ağlar mıydı? Benimki acıyordu. Yaralarım kan ağlıyordu. Kalbi ağır gelir miydi insana, aldığı nefes zül gelir miydi? Kalbimi taşıyamıyordum, kendi nefesimde boğuluyordum. ''Tesadüf diye bir şey yok, tevafuk var,'' derdi dedem. Tesadüf değil miydi yaşadıklarım? Amann canımm, neyse ne... Oturup dizlerime vura vura kaderime isyan edecek değildim herhâlde. Ederdim oysa; fakat direnişin, umudun, kadınların çiçeğiydim ben. Mimoza 'ydım. Kendim için değilse bile hemcinslerim için yapmayacaktım bunu. Yastığın altına gömdüğüm kafamı sallayarak puslu anılardan kurtulmaya çalıştım. Aksi takdirde her an zırıl zırıl ağlayıp saçımı başımı yolma moduna geçebilirdim. Ama bugün olmazdı. Çünkü bugün günlerden Liza'ydı, kokusu da Mimoza. Bugün, yıllardır hayalini kurduğumuz Çin restoranının açılışı vardı. Mert'le birlikte gece geç saatlere kadar hazırlıkları tamamlamış, sabaha karşıda ince işler için nöbeti fındıklı kurabiyem Leyla'ya ve asil kuşum Mimi'ye devretmiştik. Yaklaşık iki saatlik uykuyla ayakta durmama rağmen kendimi oldukça zinde hissediyordum. Sanırım insanın emeklerinin karşılığını alacak olmasının verdiği gurur tam da böyle bir şeydi. "Off... Tamam! Patlama, uyandık işte." Çalar saatime söylenmeye devam ederken aniden fırladım yataktan. Uyumuyor ama zarif popomu da bir türlü kaldıramıyordum tünediği yumuşak yataktan. Ne yazık ki hiçbir zaman ölüm uykusuna yatan o gamsız insanlardan olamadım. Lanet duyularım son derece hassas, kibar ve de asildi; tıpkı yatağa tüneyen popom gibi. Kıkırdayarak telefonumu komodinin üzerine bırakıp pencereye yöneldiğimde güneşin sıcacık "Merhaba,"sıyla karşılaştım. Haziran ayında olmamıza rağmen Almanya'da güneşi görmek, neredeyse bir uzaylı görmekle eş değerdi. Benim gibi Almanya'da yaşıyorsanız güneşin iktidarının uzun sürmeyeceğini, her an ayaklanmaya hazır yağmurun bir köşede fırsat kolladığını da iyi bilirsiniz. Kendi kendime gülerken başımı iki yana salladım. "Manyaksın kızım... Vallahi manyaksın." Sarı tül perdemi tek hamlede kenara itip camı sonuna kadar açtım. Yıllardır değişmeyen tek bir şey varsa o da uyanır uyanmaz kendimi rüzgârın kollarına bırakmaktı. Avuçlarımı pencerenin önündeki soğuk mermere bastırdığımda tenimi tıpkı bir anne şefkatiyle okşayan rüzgârın tatlı serinliğiyle kapandı gözlerim. Derin bir nefes çektim içime. Onu çektim, Rüzgâr'ı. Çünkü Mimoza'ydım ben; Rüzgâr'ın Mimoza'sı, Poyraz'ın da Liza'sı. Normal insanlar oksijen solurken ben Rüzgâr soluyordum. Yeryüzünün ilk ve son Mimoza'sıydım ben; kokusunu Rüzgâr'da bırakan, tüm evrende fırtınalar koparan o Rüzgâr'ın yönünü tek bir hamlesiyle değiştirebilen Mimoza. Telefonumun sesiyle silkelenip gözlerimi açtım. Bir WhatsApp aramasıydı. Beni WhatsApp'tan arayan tek bir kişi vardı, kardeşim Özge. "Meleğim!" "Nasılsın abla?" "Biraz uykusuz, biraz heyecanlı, çokça mutluyum." Gülümsemem sesime de yansıdı. "Sen nasılsın güzelim?" Kısa bir sessizliğin ardından, "İdare ediyorum," deyince gülümsemem silindi. "Özge?" "Abla..." Kırıktı sesi. Bir şeyler söylemek istiyor ama bir türlü başlayamıyordu. Birkaç saniye sustu, ardından titrek sesi duyuldu. Sözleri, telefonu kulağımdan indirip takvime bakmama yetmişti. 13 Haziran... Ve ben ilk defa unutmuştum. Artık susma sırası bendeydi. Tek kelime edemedim. Ne kadar süre öylece kalakalmıştım, bilmiyorum. Özge'nin kurduğu son cümleyle anladım, kalbimdeki artçılar büyük bir depremin habercisiydi ama bilmiyordu benden geriye koca bir enkaz kalmıştı. "Ablacığım biliyorsun bu isteğini gerçekleştirebilmem olanaksı-" Cümlemi tamamlamama fırsat vermeden telefonu suratıma kapattı. Haksız mıydı? On yıldır ilk kez kendisi için bir şey istemişti benden, ben ise düşünmede…

Bölümün tamamını WritePad'de oku