Bir Mimoza Masalı

ÖZEL BÖLÜM

Yazar:

Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı
Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı

🎶Volkan Konak-Mimoza Çiçeğim Yirmi Yıl Önce (1998) Yağız, on sekiz yaşındayken çalışmak zorunda kaldığı gece kulübünden sabahın erken saatlerinde ayrılmış, oyalanmadan da evin yolunu tutmuştu. Gün doğmak, o da uykuya teslim olmak üzereydi. Hayat onu sınamaya erken başlamıştı. Para yetiştiremediği bir baba, kaderine boyun eğmiş bir anne, gözlerinin içine tüm masumiyeti ve uslanmaz deli ruhuyla bakan dokuz yaşında bir kardeşi vardı. Çocuk olmadan büyüyenler kervanına katılanlardan biri de oydu. Omuzlarındaki yüklerin bunlarla sınırlı olmayacağını bilmeden bir bilinmeze gidiyordu. Yürümekten acıyan tabanlarını dinlendirmek için bir binanın duvarına yasladı sırtını. Birkaç saniye soluklandıktan sonra yoluna devam etti. Aslında cebinde parası vardı, bir taksiye ya da dolmuşa binebilirdi fakat o parayı kardeşi Poyraz'ın bugünkü okul harçlığı olarak ayırmıştı. "Biliyor musun abi, okuldaki sarı gazozların tadı çok güzel," dediği günden beri onu tek bir gün dahi parasız okula göndermemişti. Tüm dünya bir yana, kardeşi bir yanaydı. Kendisi ezilmiş, hırpalanmıştı ama yaşadıklarını Poyraz yaşamayacaktı. Bedenine sığmayan koca yüreğiyle söz vermişti kendine. Kendisini koruyamamıştı belki ama onu canı pahasına koruyacaktı. Eve geldiğinde nefes nefeseydi. Henüz holde birkaç adım atmıştı ki salondan gelen acılı sesle o yöne döndü. Gördüğü manzara karşısında nefesi tıpkı bir mızrak gibi boğazına saplanmış, kalbi de bir anlığına atmayı unutmuştu. Canından çok sevdiği kardeşi salondaki alacalı halının üzerinde kanlar içinde yatıyordu. İnce bacaklarını karnına kadar çekmiş, iki eliyle de başını araya sıkıştırmıştı. Yağız, ateş saçan bakışlarını Poyraz'dan ayırmadan yere çöktüğü gibi kucakladı onu. Poyraz'ın yüzü kan içindeydi, çıplak kolları ve bacaklarıysa ezik ve morluklarla kaplıydı. Abisinin varlığını hisseder hissetmez ellerini korumaya aldığı başından çekip gözlerinin içine tebessümle baktı. Artık güvendeydi, orası güvenli bölgeydi. Onun gülümsemesiyle içinde tuttuğu soluğu bırakıp, "İyisin," diye mırıldandı Yağız. Yüzündeki gülümsemeyi soldurmadan iyiyim anlamında başını salladı Poyraz. Oyalanmadan banyoya geçip kardeşinin tenine bulaşan kanları temizlemeye başladı Yağız. Bu süre zarfında ikisinin de ağzını bıçak açmadı. Bunu yapanın kim olduğunu dahi sormadı, çünkü bunu ona kimin yaptığını çok iyi biliyordu. Fakat beynini kemiren sorular vardı. Tüm bunlar olurken annesi neredeydi? Ya sonrası? Kardeşinin tıpkı sahipsiz bir sokak köpeği gibi salonun ortasında kanlar içinde kalmasına sebep neydi? Kardeşini kendi yatağına yatırıp cevapsız sorularına açıklık getirmek için yatak odasına yöneldi. Oda boştu. Evin her yerini kontrol etti fakat kimse yoktu. Odaya geri döndüğünde kardeşini yatırdığı yatağın ucuna oturup çarşafı onun beline kadar çekti. Poyraz, zayıf bedeniyle yatağın kenarına sinerken Yağız'ın bakışları yastığın altına iliştirilmiş bir zarfa kaydı. Zarfa uzanıp hiç beklemeden açtı. İçinde yüklü miktarda para ve küçük bir kâğıt parçası vardı. Kaşları çatılırken kâğıdı eline alıp notu okumaya başladı. Oğlum, Yağız'ım. Biliyorum bana çok kızacaksın, belki de nefret edeceksin fakat bunu yapmak zorundaydım. Şimdi gidiyorum ama çok yakında seni de kardeşini de almak için geri döneceğim. Ben gelene kadar bu para kardeşine de sana da yetecektir. Kardeşin sana emanet. Ne olur beni affet. Annen... Elindeki kâğıt parçasını var gücüyle sıkarak ellerini yumruk hâline getirdi Yağız. Yatağa bıraktığı zarfı kaptığı gibi mutfağa geçti. Mutfak dolabının çekmecesinden aldığı kibriti çakıp bir süre alevi seyretti. Amacı zarfı içindeki paralarla birlikte yakıp küle çevirmekti ama ani bir karar değişikliğiyle kibriti lavaboya attı. Onu vazgeçirense annesi geri döndüğünde paraları yüzüne çarpma fikrinin yakmaktan daha baskın çıkmasıydı. Onları cani, ayyaş bir babayla bırakıp gitmenin hiçbir haklı yanı olamazdı. Ve bir karar aldı, ne bu evde kalmaya devam edecekti ne de annesi geri döndüğünde yüzüne bakacaktı. Aklına gelen anlık fikirle çantasını sırtına…

Bölümün tamamını WritePad'de oku