Bir Mimoza Masalı

Çıkmaz Sokak

Yazar:

Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı
Bir Mimoza Masalı – Almina kitap kapağı

Bir ömrün en derin yası, hiç yaşanmamış ihtimallerinde saklıydı. 13 Haziran 2008 / İSTANBUL Liza Çıkmaz bir sokağa girmiştim; kendi isteğimle, dönüşümün olmayacağını bile bile. Nereye çıkacağını bilmediğim bu yola onu da sürüklemiştim. Tek kişilik bir mezardı benimkisi; sığar mıydık ikimiz de? Gömülür müydü o? Kıyar mıydı insan ona? Kıyamazdım. Kıyamadım. Omuzlarına bu sorumluluğu yüklemek istemedim. Parlak, bembeyaz bir gelecek bekliyordu onu. Kendi karanlığıma hapsedemezdim. "Gitmek zorunda değilsin, bunu biliyorsun, değil mi?" Son sözleri bunlar olmuştu. Ancak ben gitmekte kararlı olunca, yine kendi ayaklarıyla getirdi beni yuva diye adlandırdıkları yokluğun eşiğine. Avuç içlerimi öptü şefkatle. Dudakları parmak uçlarıma doğru ağır ağır ilerlerken, "Pişman mısın?" diye sordu. Cevabımı soluksuzca bekliyor gibiydi. Duymak, emin olmak istiyordu. Parmağımı kıvrımlı kirpiklerinin bittiği o güzel noktaya dokundurup kalbimden taşan hisleri onun ruhuna bıraktım. "Asla!" dedim hiç düşünmeden, bir an bile tereddüt etmeden. "O ana yeniden gitme şansım olsaydı eğer, yine her şeyimle senin olurdum." Bu doğruydu. Bedeli ne olursa olsun, asla pişman olmayacaktım. Minik bir gülümseme bahşetti Mimoza'ya. Oysa bana cenneti bahşettiğinden bihaberdi; onsuz bir cennettense onunla cehennemde yanmaya razı olacağımdan da. Alnımdan öptü bilmem kaçıncı defa ve dudakları hareketlendi, kalbine sığdıramadığı hislerini dile getirircesine. "Benimsin, Liza," dedi buruk bir zaferle. "Benim... Tüm benliğinle, her şeyinle." Hâlâ inanamıyordu, yaşadığı buruk mutluluğu koca yüreğine sığdıramıyordu. "Seninim, Poyraz," dedim onun aksine saf bir mutlulukla. "Seni seviyorum, Mimoza'm," dedi tüm hislerini o üç kelimeye yükler gibi. "Şunu bil ki bugünden sonra, senin hayallerini gerçeğe dönüştürmeden aldığım her nefes de yediğim her lokma da haram olsun bana." "Seni seviyorum, Rüzgâr'ım," diyebildim yalnızca. Söylemek istediğim geri kalan her şey gözlerimde kaldı. "Dört günlüğüne, sadece dört günlüğüne bırakıyorum seni. O da kalbinde en ufak bir sızı, aklında küçücük bir soru dahi kalmasın diye. Hayatındaki hiçbir keşkenin sebebi ben olmayayım diye." "Biliyorum, sevgilim. Ve sen de şunu bil ki o gün geldiğinde hiçbir güç sana gelmeme engel olamayacak." Son defa dokundu dudaklarıma; tamamen nefes almaya, nefes olmaya yönelik bir temastı bu. Aynı anda verdik nefesimizi, aynı anda da geri aldık. Küçük birer damla göz pınarlarımdan süzüldüğü anda fark edip parmaklarını göz pınarlarıma bastırdı. "Bunlar yanaklarından süzülen son yaşlar olacak." Sıkıca sarıldı bana. "Artık ağlamak yok, Küçük Mimoza'm." "Ağlamak yok, Rüzgâr Yavrusu." Oysa ikimiz de bilmiyorduk, gözyaşlarım bir daha asla durmayacaktı. Bilmiyorduk, gözünden sakındığı Mimoza'sının göz pınarlarını kurutacaklardı. Daha sıkı sardı kollarını, bırakmak istemiyordu. Hızla toparlanıp yüzüme mutlu bir gülümseme yerleştirdim. Son defa soludum nefesini ve hızla uzaklaştım kokusundan; hiç duraksamadan, ardıma bile bakmadan. Baksaydım gidemeyebilirdim. Baksaydım atılabilirdim boynuna. Sonra delice ağlayıp, "Bırakma beni," derdim. "Götür beni en uzak diyarlara ya da yalnızca ikimizin olduğu ıssız bir ormana." Eminim ikimiz de bambaşka hayal etmiştik her şeyi. O bilmiyordu ama ben emindim, yar etmezlerdi beni ona. Sırf ben istiyorum diye yine gerçek olamazdı bu rüya. Annem, tüm kötülükleri hayatındaki erkeklerden görüyor olmasına rağmen bütün kinini kadınlara, kızlara besliyor, zehrini de bu yüzden gücünün yettiğine akıtıyordu; bana. Ama bilmiyordu, bir gün kendi kibrinde, kininde ve zehrinde boğulacaktı. Hava kararmış, ruhum daralmıştı. Onun gidişiyle yapayalnız kalmış, dünyaya sığamaz olmuştum. Alamazdım ki ben onsuz nefes. Şimdi her soluk ciğerlerime batıyor, kendi nefesim boğazıma dolanıp beni nefessiz bırakıyordu. Gözlerimi kapattığım anda birkaç damla yaş süzüldü yanağıma. Hemen sildim. Bu kapıdan dimdik girecek, aynı muamelelere bir daha boyun eğmeyecektim. Kolyemi çıkarıp cebime attım ve daha fazla oyalanmadan zil…

Bölümün tamamını WritePad'de oku