2.1- Aras’ın ağzından
Yazar: Badesu Genç

2.1- Aras’ın ağzından DİKKAT! BU BÖLÜM ADAM ÖLDÜRME, FİZİKSEL ŞİDDET VE KANLI SAHNELER İÇERİR!! Arabanın içi Sarpay’ın ;Yanık sedir ağacının odunsu derinliği ve yeni söndürülmüş bir sigaranın isli, nikotinli ağırlıkl ı kokusu ile dolu idi. Havalı bir koku olduğunu kabul etmeliyim, arabayı kullanan kişi Sarpaydı açıkçası bende kullanabilirdim. Tabii içmeseydim. Sarpay bana normalde de güvenmezdi, bir de içince güvenmemesi on katına çıktı. Gözlerimi dikiz aynasından arka koltuktaki Beren’e çevirdim. O kız... Kitapların, analizlerin ve o bitmek bilmeyen “ben her şeyi bilirim” egolarının içine hapsolmuş biriydi. Ama Sarpay’ın kokusunu derin derin içine çektiğini gördüğümde, bir an duraksadım. O kokuya çekiliyordu. Hem de kendi isteğiyle. Ama bilmediği bir şey vardı, ben onu, Beren’i seviyordum ve Beren asla Sarpay’ın olmayacaktı. Gerekirse benimle ölüme gelecekti. Sarpay’ın dikiz aynasından Beren’e baktığını gördüğümde göğsüme bir şey oturdu. Hayırdır lan! Diye bağıramadım tabii ki, ama Sarpay’ın dikkatini çekmem ve o kömür gözlerini Beren’in üzerinden kaldırmam lazımdı. Boğazımı temizleyip, “Sarpay,” dedim, sesimi olabildiğince nötr tutmaya çalışarak. “O adamı nasıl sorguya çekmeyi düşünüyorsun?” Bana bakmadı bile. Gözleri pür dikkat yoldaydı. Direksiyonu sıkıca kavrayan elinde saati ve belirginleşen damarları göze çarpıyordu; Sarpay, her haliyle güç diye bağırıyordu. “Her zamanki gibi, Aras,” dedi. Sesi bir kuyu kadar derin ve soğuktu. Cevaba bak! Oflayarak başımı cama çevirdim. “Önüne gelene vuramazsın patron,” dedim, dişlerimin arasından. Dudaklarında o hafif, alaycı sırıtış belirdi. “Kime göre? Neye göre? Ayrıca ben vurmuyorum Aras, fiziksel olarak... tehdit ediyorum diyelim.” Dua etsin olay yeri inceleme de olsa başkomiserim ve patronumdu. Aslında patronum olmasa bile, bu şekilde devasa bir cüsseye ve tehlikeli bir zihne sahip adama laf sokmaya bir yerlerim yemezdi. Yine de... Aras Eren olarak, o kızı ona bırakmaya hiç niyetim yoktu. Karakola vardığımızda Sarpay bizden önce arabadan indi, kesinlikle o adam konuşmayı reddedecek ve Sarpay kafayı yiyip adamı duvara yapıştıracaktı. Yemin ederim ki Sarpay bunun için can atıyordu. Sorgu odasına geçtiğimizde Sarpay yüzüne yine o disiplinli ifadeyi takınmıştı. Plan basitti ben iyi polistim, Sarpay kötü polis ve Beren ’im ise şüphelinin ya da tanığın doğru ya da yalan söyleyip söylemediğini, ağzın söylemediği şeyleri gözler mi söylüyor diye bakacaktı. “Dökül,” dedi Sarpay, tanık durduk yere yemin etmeye başladı. Bu adamın buradan cesedi çıkacak gibiydi direkt araya girdim, “Olay yeri inceleme ekibi bir saç teli buldu, kime ait olduğunu araştıracağız ve sen gördüklerini söylemesen bile katili bulacağız.” Sarpay bana çok kibarsın , dermişçesine bakışlar atıyordu. Ben devam ettim, “Bizi yorma ve gördüklerini dökül.” tanık sadece yutkunmakla yetindi. Sarpay elini çoktan yumruk yapmıştı, tanık birkaç saniye daha konuşmayınca yumruğunu masaya indirip tanığa doğru eğildi ve “Konuş lan! Seni mi bekleyeceğiz!” dedi bu cümle bir sorudan çok bir uyarı gibi idi. Sorgu odasındaki tüm kameraları kapattırmıştık ve camları ise siyah bir perde ile örtmüştük. O yüzden bu kadar rahattık. Tanık yutkundu, “Konuşayım sonra katili yakalayın ve beni de öldürsün değil mi?” dedi eyvahlar olsun işte şimdi Sarpay onun hayatını kaydıracaktı. “Bak güzel kardeşim, ağzındaki baklayı dökmezsen ben seni dökerim, bilgin olsun.” dedi, oha yani böyle bir sakinlik beklemiyordum. Tanık inatla konuşmuyordu, her şey çok hızlı gelişti Sarpay adamın giydiği polo yaka tişörtün yakasını kaptığı gibi havaya kaldırdı ve adamı duvara yapıştırdı, “Konuşmazsan olacaklardan ben sorumlu değilim.” dedi tam ben araya girecekken ekledi, “Şimdi geç şu palavraları adam gibi şerefinle namusunla her şeyi anlat uğraştırma beni, kafanı duvara sürtmekten hiç çekinmem.” tanık titreye titreye duruyordu, Sarpay onu havada tutmamıştı ama hâlâ adam duvara temas ediyordu. Beren’in kulağına “Tek bir yalanını yakalarsan direkt söyle,” dedim onaylarcas…