Gece
Yazar: Eda

Oyunbozan- Mor ve Ötesi 29 Kasım Pazar 2020 Sabah uyandığımda dışarıda sulu kar yağıyordu. Camın önünde durmuş dışarıyı izlerken sıcak çikolatamı içiyordum. Arkın'ın evindeydik hepimiz. Tadımız kaçmıştı pislik herif yüzünden. Okuluma gitmek istiyordum ayrıca şu sergi meselesini Leyla hoca ile konuşmalıydım. Kırılan heykelim artık yoktu ki yenisini yapmaya hevesim bile kalmamıştı o kız yüzünden. Bilerek kırdığı kesindi, hiçbir zaman yanlışlıkla yapmaz o çoğu şeyleri. Sevdiğim kişiyi elimden alması gibi, hem bu sebepten hemde heykellerinden dolayı düşmanlığım var bu kıza. Hayatımda tanıdığım en iğrenç kız. Üniversitenin ilk zamanları iyi arkadaştık, sonrasında hoşlandığım biri vardı onun adı da Kağan'dı. Belki çoktan mezun olmuş mesleğini yapıyordu, yüzünü hatırlayamıyordum sadece adı vardı aklımda. Hislerim söndü tabii ki, Kağan ile konuşuyorduk o ara. O benim hoşlandığımı biliyordu, iyi bir oyuncuydu. Zeynep ile çok yakındım Kağan'ı görünce ağzının suyu akmıştı tabii. 2 gün gitmedim sadece okula. 2 gün. Gittiğimde ikisini yan yana konuşurken görmüştüm. Gördüğümde hissettiğim tek bir duygu vardı, Nefret. Ona karşı hep nefret besledim. O günden sonra yüzüne bile bakmadım ama o benim yüzüme bakabilecek cesareti buldu. Yanımda da konuştular, yüzsüz gibi yanımda da konuştular. Şimdi ise ayrılardı yani baya önce duymuştum ayrı olduklarını. Şuan konumuz bu iki yüzsüz mü? Hayır önüme bakıyorum, o ikisinin yüzünü görmek istemiyorum zaten birinin yüzünü hatırlamıyorum ama diğerine katlanmak zorundayım. Zorunda olmanın sebebi aynı bölümde aynı okulda aynı sınıfta olmanız. Evet, maalesef. Bakışlarımı camdan ayırdım elimdeki kupayı sehpaya bırakıp misafir odasına yani kaldığım odaya doğru yürümeye başladım. Kapıyı açıp içeri geçtiğimde kapıya yaslanıp derin bir nefes verdim. Yorgundum, yorulmuştum. En kısa zamanda gitmek istiyordum buradan. Yatağıma geçip rahatça uzandım bu düşüncelerimi susturmanın tek yolu vardı, uyumak. Uyusam konuşamazlardı, daha fazla zihnimdeki düşünceleri dinlersem kafayı yiyebilirdim. Uyuyup yeni bir hayata uyanmak isterdim. Sen zaten ne zaman uyansan yeni bir hayata uyanıyorsun gibi Vanessa. Hıı doğru, gözlerimi kapadım kendimi uykunun kollarına bıraktım. Uykuya dalalı tahmini yarım saat geçmişti sanırım, içeriden bağırış sesi duydum. Ya Arkın ya da Kağan bağırıyordu. Oflayarak yataktan kalktım kapıyı açıp odadan çıktım içeri geçtim. Kağan ve Arkın değildi. Zayn ve Atlas. Ne alaka ya? İkisi çok nadir kavga ederdi, sebepleri saçma olmazdı. Sinirli olan bu sefer Atlas'tı. Her zaman Zayn olurdu, Atlas özür dilerdi. "Noluyor ya?" Diye sordum, tabii bağırış seslerinden kimse duymamıştı. Yanımdaki Arkın hariç. Kolumdan tutup kendisine doğru çekti, kulağıma fısıldadı. "Yine her zamanki kavgaları." Dedi bir şey demedim, ama biraz daha bağırmaya devam ederse bende bağıracaktım. Yüksek ses tetiklerdi seni? Tetiklememesi için çabalıyorum. Arkın tuttuğu kolumu sıvazladı. "Lan oğlum bir susun artık!" Diye bağırdı Arkın, yanımda bağırmasaydı iyiydi. Kendime hakim olamadan irkilmiştim. Sesleri kesildiğinde ikiside yerlerine geri oturdu. Ortalık ölüm sessizliğiydi. İdil'e baktığımda ağladığını gördüm, yanına gidecektim ki o ayağa kalkıp yanımdan geçip gitti. Banyoya gittiğini anlayarak peşinden gittim. Ağlamaları hıçkırıklara dönmüştü. Yanına gidip sarıldım sıkıca. Kavga sebebini bilmiyordum, İdil'in ağlama sebebinin bağırışlardan dolayı olduğunu sanmıyordum çünkü kolay kolay ağlamazdı. Sadece sarıldım ona, ağlamasının kesilmesini bekledim. Konuşmak istemeyebilirdi. Birkaç hıçkırıktan sonra nefes alışverişleri düzelmişti. Başını omzumdan kaldırıp bana baktı, yeşil gözleri daha belirgindi. Islak kirpikleri ile masum masum bakıyordu bana. Hiçbir şey demedim, sormadım. Daha sakinleşmiş sayılmazdı, sadece bekledim. "Kavga sebepleri ilk defa benim. Yani bir kız için kavga ettiler ilk defa." Dedi sesi titrerken, ne? Bu sebepten kavga etmezlerdi ki konu her zaman farklı olurdu kız meselesi olmazdı. "Nasıl?" Dedim şaşırarak "Benim Zayn…