Kolye
Yazar: Eda

Favorite- Isabel LaRosa " Doğum günün kutlu olsun Kelebek." Dedi Ateşin Varisi Gülümseyerek ona baktığımda birden sarılma isteğim gelmişti. Ama henüz tanımadığım güvenmediğim birine sarılmam biraz bana göre saçma geliyordu, yani doğum günümü kutladığı için diyeceğim daha ilk defa yüz yüze gelip konuşuyorum. -Kafanda kurmayı keser misin artık yoksa gelip yolayım mı seni?- Yolmanı tercih etmek isterdim de sustum hadi, ama bugünlük. Pastanın mumlarını üflediğimde ancak üzerindeki kelebekleri anlayabilmiştim, bir de benim şeker hamurundan yapılan heykelim vardı. Elimde tuttuğum özgür bırakacağım kelebekti. Onu saklayacağıma emindim, pastayı salonun ortasında duran masaya koyduklarında fotoğraf çekilmek için sıraya geçmiştik. Ateşin Varisi fotoğrafımızı çekmeyi tercih etmişti, daha sonrasında beni tek başıma çektiler pastayı kesip herkese servis etmiştik. Kendi heykelimi aldığımda telefonum hazır elimdeyken kameramı açıp fotoğraf çekilmiştim, tam çekilirken Arkın arkamdan belime sarılmış bir de beraber çekilmiştik. Fotoğraf işi bittikten sonra hediye vermelerini beklemiyordum. Hediye beklenmedik bir şeydi, aslında kutlamaları bile yeterdi benim için. İlk hediye tabii ki de Hera'dan hemen ardından da İdil'den gelmişti. Hera bana artık kelebek ile ilgili şeyler almaktan bıktığı için bu sefer sade lacivert renginde kahve kupası almıştı. İdil ise kalpli bir kolye almıştı. Sıra Arkın'ın verdiği hediyeye gelirsek en çok istediğim şey olabilirdi... Kelebekli buket almıştı ama Kelebekler heykeldi. Hepsi bir paketin içindeydi, ağzım açık bir bukete bir de Arkın'a bakıyordum. Buketi bir kenara çekti ve kulağıma doğru yaklaştı, "Sana seni sevdiğimi söyleyemem ama bir Kelebek buketi hediye edebilirim güzelim." Dedi buketi uzatırken, ona gözlerim dolu dolu bakıyordum. Sanırım ilk defa mutluluktan ağlayacağım bir gün :) Buketi elime aldığımda paketlerin her birinde kelebeğin yanında bir şey vardı. Onlara daha sonra detaylı bakacağım kesindi, buket ile fotoğraf çekildiğimde bende oturup pastadan yemiştim. Herkes pasta yedikten sonra kar topu savaşı yapmaya karar vermiştik. Herkes ikişerli grup olmuştu, Hera ve ben gruptuk. Karşı grupta ise Kağan ve Tuncay vardı. -Planlanmış gibi vibe.- Oyun fikri tamamıyla Ateşin Varisi'nden çıktı ama. Takımları da o belirledi sayılır, genelde böyle şeylerden hiç hoşlanmam ama mutlu olunca da oynayasım geliyor işte. Şımarıyorsun kısaca. Yani öyle de denir mi bilmiyorum, her neyse. Savaş başladığında hemen bir köşe buldum kendime ve oraya saklanıp bir sürü kar topu yapmaya başladım, hepsini Kağan'a atacaktım. -Sırtı şey ol- - Kapa çeneni. Kağan'ın nerede olduğuna baktığımda görememiştim bir anlık ama saklandığı küçük ağacın arkasından gözlerini görmüştüm. Gülümsediği kısılan gözlerinden anlaşılıyordu, elime bir tane kar topu aldım ve Kağan'ın oradan çıkmasını bekledim. O da eline kar topu alıp çıktığında ilk kar topunu ben attım ve tam göğsüne gelmişti. -Wuhuu adamı tam kalbinden vurduk desene.- Elinde olan kar topunu ben elime kar topu almaya gittiğimde atmıştı ve sırtıma gelmişti. Anın etkisiyle ufak bir çığlık atmış elime hızlıca aldığım kar topunu atmıştım ki yüzüne gelmişti... Hadi be! Bu kadar da denk gelemez. İki elim de ağzımı örtmüş şok içinde Kağan'ın karlı yüzüne bakıyordum, ona doğru yürüdüm ellerimi ağzımdan çektiğimde "İyi misin?" Diye sordum bu sırada yüzündeki karı temizliyordu. "Bak ben bilerek yapmadım yani oyun sonuçta ama bu kadar sert geleceği-" cümlemi yarıda kesen şey beni belimden tutup bir anda karlara yatırmasıydı. Ağzımdan ufak bir çığlık kaçmıştı hem soğuktan hemde yatırdığında yüzüme gelen kardandı. Kağan iki elini başımın yanına koymuş bana bakıyordu, saçının bir tutamı aşağı sarkmıştı. Etkilendin dimi😉 Yok canım ne etkileneceğim. "Yüzüme kar topu atman hoş olmadı." Dedi "E oyun oynuyoruz sende kaybedeceğin oyunlara girme." Dedim kalkmaya çalışırken fakat buna engel oluyordu. "Ben hiçbir oyunu kaybetmem Kelebek." Dedi sırıtarak "Üzerimden kalkacak mısın? Yoksa suratına tekrar kar ye…