Kar Tanesi
Yazar: Eda

Bölüm şarkısı; Derine-Murat Dalkılıç 🦋🦋🦋🦋 Mesajı umursamayıp telefonu cebime koydum, kapının orada duran adama kilitlenmiştim sadece. Bakışlarım tekrar Arkın'a döndüğünde bana baktığını fark ettim, "Bir şey mi oldu?" Diye sordu, "Yok... şu kapının orada duran adam. Onu daha önce görmüştüm de, şimdi burada görünce şaşırdım sadece." Dedim. "Nerede gördün ki?" Diye sordu, "Kızlarla kafede otururken." Diye cevap verdim. Başını salladı sadece, Arkın kapının oraya doğru gitti, yani adamın yanına. Tanıdık biriydi sanırım, ortak arkadaşları olabilirdi. Hera yanıma geldiğinde ona baktım ve gülümsedim anlık, "Çok soğuk yaa, bir an önce eve girsek keşke." Dedi başımı salladım onu onaylayarak. Bu soğukta tatil fikri mükemmelmiş, tekrar kapıya doğru kaydı bakışlarım. Orayı işaret ederek Hera'ya sormak istedim tanıyor mu diye. "Şu kapının oradaki adamı sen tanıyor musun?" Diye sordum. "Yok, ama arkadaşları sanırım." Dedi Hera, konuyu daha fazla uzatmadım ve bakışlarımı oradan ayırıp Atlasların durduğu yere baktım. Kendi aralarında gülüşüyorlardı, "Gel şunların yanına gidelim, kendi aralarında konuşup duruyorlar hep." Dediğimde Hera'nın Tuncay'a odaklandığını görmüştüm, garip bir şekilde bakıyordu. Koluna dokunduğumda dikkati anında dağıldı, bakışları yavaş bir şekilde bana döndü. Kaşlarım çatık bir şekilde baktım, "Hayırdır? Tuncay'a nasıl baktığını görmedim sanma." Dedim hafif sırıtır şekilde, bakışlarını kaçırdı yanaklarına baktığımda kızarmıştı. "Çok belli oluyor mu?" Diye sorunca gülmeden edemedim, başımı onaylar şekilde salladım. Zaten okul yılı boyunca Tunca'yla arkadaş olmadığımız zamanlarda bakıyordu. Bunu tek fark eden bendim, hiçbirimize anlatmıyordu ama bakışlarından anlayabiliyordum. Sadece bize belli ediyordu, Tuncay'a belli etmemişti hiç. "Söylemeye korkuyorum... Gece ikimiz bahçeye çıkıp biraz konuşsak olur mu? Sana anlatabilirim bence." Dedi İdil'e de anlatabilirdi ama onunla arası soğuk olduğu için anlatmayı pek tercih etmiyordu, ya da anlatırdı bilmiyorum. "Tamam fıstığım, konuşuruz gece." Dedim gülümseyerek, Atlaslar yanımıza geldiğinde Hera yanıma yaklaşıp koluma girdi, "Bu gidişle eve giremeyeceğiz gibi." Dedi Tuncay, bunu yere bakarak söylemişti. "Arkın hâlâ orada mı ya üf." Dedim burnumu atkımın içine sokmaya çalışarak, Hera kolumu sıkınca bakışlarım ona döndü 'ne var?' anlamında göz kırptım. Kulağıma doğru yaklaşıp, "Gece bu meseleyi de konuşacağız." Diye fısıldadı gülümsedim. "Valla Arkın sohbete daldı, bizi unuttu anasını satayım." Dedi Atlas, İdil ile yan yana duruyorlardı. Benim karşımda kimse yoktu, Hera'nın karşısında Tuncay vardı. Çok pis shipliyorum😔 İnanır mısın iç ses bende öyle. "İki dakikadır konuşacak bir bitmedi sohbetleri." Dedim sinirle, hepsinin de bakışları bana dönünce "Ne? Ne dedim ya?" Dedim kapının oraya döndü bakışlarım, Arkın'ın konuştuğu adam bana bakıyordu. Cidden mi ya? Aşık olmuş belli 😉 Oha iç ses abart istersen. Tamam sustum. Bakışlarımı Arkın'a çevirdim, kolumu Hera'nın kolundan çekip oraya doğru yürümeye başladım. Kapının oraya geldiğimde Arkın'a odaklandım sadece, benim geldiğimi fark ettikleri halde sohbete devam ediyorlardı. Kısa bir süre Arkın bana baktığında ikisi de sustu, "Eve ne zaman giriyoruz? Üşüdük de." Dedim kaşlarımı çatarak, yanındaki adam araya girdi. "Siz şimdi eve girebilirsiniz. Beklettiğimiz için kusura bakmayın lütfen." Dedi kısa bir an gözlerine baktım, kırmızımsı göz rengi...? O nasıl bir şey ya. Hafif tebessüm ederek, "Yani sizde kusura bakın bence ama 20 dakikadır bekliyoruz burada ve buz tutmamıza ramak kalmıştı erken fark ettiğiniz için sağolun gerçekten." Dedim niye uzun bir cümle kurdum? Arkadan Tuncay'ın gülmemeye çalıştığını duyar gibi olmuştum, yahu neye gülüyorsunuz? Arkamı dönüp bizimkilere seslendim. Kapıyı açtığında eve ilk giren ben olmuştum, etrafa bakındığımda çok tanıdık geliyordu. "Bu eve erken gelinecek demiştim, öğrenemedin mi Val?" Diyordu sarı saçlı kadın, klasik uyarıcı konuşmalarını yapıyordu. "Her gün odana kilitleyerek mi öğretmel…