BİR İHTİMAL DAHA (Yarı Texting)
2.BÖLÜM: TANIŞMA
Yazar: Zeynep

Yazarın anlatımıyla; Baturalp Tuna askeriyeden çıkmış ağır adımlarla evine doğru ilerliyordu. Görevden daha yeni dönmüş gerekli evrakları imzalamış, üstleri ile görüşmüş en son ise timi ile evlere dağılmışlardı. İşini fazlası ile seviyor görevimi layığıyla yapamazsam korkusu ile yanıp tutuşuyordu. Buralara kolay gelmemişti, bir plan yapıyorsa her daim onun doğrultusunda ilerler ciddiyeti elden bırakmazdı. Yaptığı iş çocuk oyuncağı değildi. Kendisini hep bu tür cümleler ile öğütlemiş sonunda ise emeklerine kavuşmuştu. YÜZBAŞI BATURALP TUNA olmuştu. Ama birde ona sormalılardı, olmaya olmuştu ama üzerine daha çok yük binmişti Buda demek oluyordu ki daha fazla plan daha fazla ciddiyet. Hayatı hep böyle yaşamıştı, başka türlüsünü bilmezdi. Sadece timi vardı güvenebileceği, sırtını yaslayabileceği. Başka kimsesi yoktu bu memlekette. Şuanlık... Evine yaklaştığı sırada pek huyu olmasa da telefonuna şöyle bir göz atma isteği ile dolmuştu. Cebinden çıkarttığı telefona bakarken çok fazla kullanmadığı hatta fazlalık olduğunu düşündüğü sosyal medya uygulamasından bir mesaj vardı. DONDURMAYI NELİ SEVERSİN? Birisi onunla ya dalga geçiyordu yada eğlence arıyordu. Diğer türlüsü akla mantığa yatmıyordu çünkü. Asla ama asla cevap vermeyeceği mesaja yaşadığı anlık sinir dalgası ile cevap vermeye karar verdi. Parmakları hızla klavyede gezindi ve şu cümleyi yazdı. "YA KAFAN GÜZEL YADA EĞLENECEK BİRİSİNİ ARIYORSUN Kİ ŞUAN ÇOK YANLIŞ ADRESTESİN!" Mesajı hızla gönderip göz devirerek telefonu cebine attı evine ise bu süre zarfında varmıştı. Son kez batan güneşe bakıp binasına hızlı adımlarla ilerledi ve içeri girip gözden kayboldu. Bilmiyordu ki gönderdiği o mesaj gelecekte başına büyük bela olacak, geceleri dahi uyutmayacak en sonunda ise mesajın sahibine ulaşmanın yollarını arayacaktı. Şuanlık o sakin ve kendince kurduğu düzende yaşayabilirdi. Ta ki hayatını alt üst eden kadınla tanışana dek. Meyra'nın anlatımıyla; Yaklaşık 5 saniyedir telefonuma gelen mesaj ile bakışmaktaydım. Zira fazlası ile atarlı ve giderli bir mesajdı kendileri. Yurt odama yeni gelmiş daha üzerimi değiştirmeden bildirim sesi ile cebimde ki telefon titremişti. Olan yine bana olmuştu, neydi bu yaşadığım trajedinin adı? Herkes yer içer hesabı Meyra öder mi? Yada daha iyisi; Meyra'nın suçu ne filan mıydı? Mesaja cevap verip vermemek arasında bir ipte yürüyordum. Bir yanım cevap vermem gerektiğini herkesin bir görevi olduğunu ve istemeye istemeye olsada yapacağını -Akça'nın bir gün boyunca somurtmayacağı gibi- söylerken diğer yanım bunun saçma bir oyun olduğunu haykırıyordu. En sonunda ise belki de kaderime yön verecek o adımı atarak mesaj bölümüne girdim ve şunu yazdım; "Kimsenin seninle dalga geçtiği filan yok, adam akıllı bir soru sorduk sadece." Baya akıllı bir soruydu gerçekten... Saçma da olsa ben yazdım ve ben gönderdim. İçimde ki Seda Sayan çıkmıştı bir anda mesajı gönderirken ve atarına atar giderine gider misali mesajı yollamıştık. Telefonu yatağımın üzerine fırlattığımda kendimi de hızla banyoya attım. Aklımı ve düşüncelerimi toparlayacak tek şey buydu. Suyun altında fazla oyalanmamaya çalışarak duşumu almış, saçlarımı kurutmadan iki ucunu örmüş, cilt bakımımı da layığı ile yapmıştım. Cilt bakımı önemli! Kendimi bir an önceden ailemin izlediği seksenler dizisinde ki kadın gibi hissetmiştim. Oda sürekli SSK önemli diyip dururdu. Dudaklarımda oluşan tebessüm özlemdendi, onlara kavuşmak için biraz daha dayanmam gerekiyordu okulun tatile girmesine sadece beş ay kalmıştı ve ben tatil için ailemin yani anneannem ve babaannemlerin memleketine gidecektim. Babam burada İstanbuldaydı ama evimiz okuluma fazlası ile uzak olduğundan yurtta kalmayı tercih etmiştim. Kendisi de şu sıralara benimle ilgilenemeyecek kadar yoğun bir avukattı. Belki de her zaman öyleydi. Annemi ise tanıma fırsatım asla olmadı doğum esnasında vefat etmiş ben ise anneanne, babaanne elinde büyümüştüm. Onu aradığım, o olsaydı hayatıma ne denli etkisi olurdu diye düşündüğüm bir çok anım oldu ama hiçbiri annemi ge…