Bir Gün Eksileceğiz

Gece Masası

Yazar:

Bir Gün Eksileceğiz – Şimal kitap kapağı
Bir Gün Eksileceğiz – Şimal kitap kapağı

Gözlerimi açtığımda tavandaki hafif nem lekesi karşıladı beni; senelerdir tanıdığım, her sabah bakıp kendimi evimde hissettiğim o tanıdık gölge. Dışarıda hafif hafif yağan yağmurun camlara vuruşu, sokağın o bildik gürültüsü... Birkaç saniyeliğine her şeyin kötü bir rüyadan ibaret olduğuna inanmak istedim. Dün gece o buz gibi masada attığım imzanın, kalemin kâğıtta çıkardığı o hışırtının ve o adamın soğuk bakışlarının sadece zihnimin bana oynadığı karanlık bir oyun olduğunu sanmak, hayatıma hiçbir şey olmamış gibi devam etmek istedim. Ama göğsümün ortasına oturan o devasa fil, nefesimi her kestiğinde gerçeği yüzüme çarptı. Dün gece ölmüştüm ben. Kendi hayatımı, geleceğimi ve özgürlüğümü o soğuk masada bırakmış; sevdiklerimi korumak adına kendi celladımla bir anlaşma imzalamıştım. Yatakta doğruldum. Üzerimde yıkana yıkana rengi solmuş, minik ayıcık figürleriyle dolu bol pijama altım ve kollarının dikişleri gevşemiş pijama üstüm vardı. Dizleri çıkmış bu pijama, bu küçük odanın köşesindeki kırık gardırop, anneannemden kalan ahşap oymalı büfe... Hepsi benim için değerliydi. Bu çocuksu pijamaların içine gizlendiğimde dünya bana dokunamaz sanırdım. Ama dokunmuştu. Dünyam içeriden çatlamıştı bir kere. İçimde öyle bir fırtına kopuyordu ki, durduğum yerde patlayacak gibi hissediyordum. Öfke, çaresizlik, gurur ve kabullenemeyiş... Hepsi birbirine karışmış, zihnimin içinde avaz avaz bağırıyordu. Bu ben değildim. Bir adamın tek bir emriyle hayatı altüst olacak, köşeye sıkışıp kaderine razı gelecek biri hiç değildim. Ama konu sevdiklerim olduğunda, elimi kolumu bağlayan o ipler boynuma kadar dolanıyordu. Tam o anda kapı vuruldu. Sessizliği bıçak gibi kesen o sesle irkildim. Israrla, kararlı ama rahatsız etmemeye çalışan bir ritimle çalınıyordu kapı. Çıplak ayaklarım soğuk parkeye değdiğinde vücuduma ürperti yayıldı. Adımlarım geri geri gitmek istese de kapıya doğru yürüdüm. Karşımda Uraz’ın o karanlık, silahlı adamlarından birini görmeyi bekleyerek kapıyı yavaşça açtım Ama karşımdaki kişi düşündüğüm hiçbir şeye benzemiyordu. Otuzlarının ortalarında, şık taba rengi kaşesi, özenle fönlenmiş açık kahve saçları ve son derece insani, yumuşak yüz hatlarıyla duran bir kadın vardı kapıda. Kusursuz kesimli ceketinin altına giydiği ipek gömleği, o kadar derli toplu ve şıktı ki... “Günaydın İlay,” dedi. Sesi o kadar yumuşak, o kadar ılımlı gelmişti ki bir an kapı koluna daha sıkı sarıldım. “Ben Nesrin. Sabahın bu saatinde pat diye gelip seni hazırlıksız yakaladığım için çok üzgünüm. Uraz Bey’in talimatı üzerine buradayım. İçeri girebilir miyim biraz?” Sessizce kenara çekildim. İçeri adım attığında topuklu ayakkabılarının çıkardığı tıkırtı küçük antremde yankılandı. Elimle salonu gösterdiğimde kapıyı kapatıp arkasından ilerledim. Bakışları salonumun her bir köşesinde gezindi; yarım kalmış çay bardağımda, eski koltuğumda, kitaplığımda... “Ben... Kusura bakmayın, ev biraz dağınık,” diye mırıldandım, sesimdeki o hırçın savunma mekanizmasını toplamaya çalışarak. “Lütfen hiç mahcup olma,” dedi Nesrin Hanım, çantasından çıkardığı tableti sehpanın üzerine bırakırken. “Asıl sen kusura bakma. Çok ani gelişti biliyorum ama Uraz Bey yeni düzeninle ilgili detayları konuşmamız için beni yönlendirdi. Özellikle seninle birebir görüşmemi, nasıl bir evde rahat edeceğini bizzat senden öğrenmemi istedi.” Tabletin ekranını bana doğru çevirdi. Ekranı kaydırdıkça karşıma çıkan görseller sanki başka bir dünyaya aitti. Yüksek tavanlar, devasa camlardan görünen kesintisiz Boğaz manzarası, göz alıcı mobilyalar... Her bir fotoğraf, yaşayacağım o sahte cennetin ne kadar lüks olacağını kanıtlamak ister gibiydi. “Uraz Bey’in senin için seçtirdiği birkaç alternatif. Güvenlik düzeyi en yüksek olan kompleksler...” İçimde biriken o fırtına bir anda yön değiştirdi. Ekrandaki o şatafatlı fotoğraflardan gözlerimi çekip doğrudan Nesrin Hanım’ın gözlerinin içine baktım. “Uraz Bey dünyayı kendi etrafında dönüyor sanıyor olabilir ama hayatın gerçekleri onun hayatından ibaret değil Nesrin Han…

Bölümün tamamını WritePad'de oku